Gazetevatan.com » Yazarlar » Kısa çizgiler

Kısa çizgiler

25 Nisan 2015 Cumartesi


Kentler değiştikçe kurallar da kendiliğinden güncelleniyor.
 
Değişimin gerisinde kalan kanunlara da itaat edilmiyor.
 
Kentlerde yaşayabilmek gittikçe zorlaşıyor.
 
Birinci nedeni ise; trafik.
 
Yaklaşık beş saatini trafikte geçiren insanlar aşırı stres yüklenmiş halde işyerine gidiyor ve evlerine zor dönebiliyor.
 
Metro yaygın hale gelmedikçe ve insanlar araçlarını bırakmadıkça bu sıkıntı daha da büyüyecek gibi.
 
Milyonlarca araçtan çıkan kükürt ve kimyasal madde kentlerin havasını zehirliyor ve kirletiyor!
 
Zehirli ve kirli havayı soluyan insanlar kanser ve diğer amansız hastalıklara yenik düşüyor! Hastalıkların hızla yaygınlaşması da bu yüzden.
 
***
 
İstanbul ve dünyadaki bütün büyük kentler her geçen gün biraz daha fazla trafik illetine yakasını kaptırıyor.
 
Günün her saati trafik felç.
 
Çarpık kentleşme ve insanlarımızın plansızlığı ve ulaşım alternatifsizliği yüzünden mesele her geçen daha da büyüyor.
 
İnşaatlar durmuyor ama yollar aynı.
 
Kartal’da oturup Maslak’ta işyerine gelen de, Levent’te oturup Kadıköy’e işe giden de masum değil.
 
Anadolu yakasında oturanın işyeri Avrupa yakasında olmayacak.
 
Avrupa yakasında oturanların da Anadolu yakasında işyeri olmayacak.
 
Yoksa bu sorumsuzluğa ne metro ve ne de köprüler yetmez.
 
***
 
Paris’te geçen hafta hava kirliliği yüzünden tek ve çift plaka uygulamasına geçilebileceğini duyuran belediye, toplu taşımanın ücretsiz olabileceğini açıkladı.
 
Bretonya, Normandiya ve Rhone-Alp bölgelerinde de hava kirliliği en yüksek seviyeye çıkmış.
 
Londra’da ise durum aynı.
 
Otomobil fabrikaları ve petrol devleri artık temiz enerji kaynaklarına yönelmeli.
 
Dünya Belediyeler Birliği ise uzmanları toplayıp kentleri yeniden planlamalı.
 
Kentsel dönüşümden yeni inşaat projeleri üreteceklerine trafikte geçen beş saatlik süreyi aşağı çekebilen sistemler devreye girmeli.
 
***
 
Cemil Meriç diyor ki;
 
-Toplum görevler yükler insana, mevkiine, mesleğine göre değişen fakat sosyal düzen gibi ebedi olan görevler. Ahlak bu görevleri gerçekleştirmektir.
 
Yani herkes şapkasını önüne koyup düşünecek ve kendisine acımasızca şu soruyu soracak; -Görevimi yeteri kadar yapabiliyor muyum?
 
Kim ne kadar yapabiliyorsa o kadar ahlaklıdır!
 
***
 
Lakin, insanoğlu kendini tartışmıyor ve sürekli karşısındaki ve yanındakilerini sorguluyor. Oysa aynalar kendimize bakmak içindir! Derler ya, göz dünyayı görür ama kendini göremez.
 
İşte aynalar bu yüzden vardır...
 
Necip Fazıl’ın deyişi gibi;
 
- Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
 
İşte yakalandık, kelepçelendik!
 
Milyonlarca insan trafiğe yakalanıyor ve adeta kelepçeleniyor!
 
Kısa çizgilerin arasında tükenen bir hayat da çok kısa sürüyor...