Gazetevatan.com » Yazarlar » Ankara Notları...

Ankara Notları...

04 Mart 2015 Çarşamba


Beş günden beri Ankara’dayım.
 
Başkentin sessizliğini yine siyasi ortamın hareketliliği bozmuş durumda...
 
Siyasi partilerin genel merkezleri seçim atmosferinden çok uzak bir yerlere savrulmuş gibi.
 
TBMM’deki İç Güvenlik Yasası’na takılıp kalan muhalefetin ise gündeminde adeta ülkede ilan edilmiş bir seçim yokmuş gibi davranıldığı izlenimi edindim.
 
Bir yandan da aday adaylarının “aday” olabilmek için verdikleri “kulis” mücadelelerine tanık oldukça insanın bir an önce İstanbul’a dönesi geliyor...
 
Üç dönem kuralında ısrar eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığına katılmamak mümkün değil...
 
Başbakan Davutoğlu da bu kuralı uygulayacaklarını ve istisnaların dahi olmayacağını söylemesi sözün bittiği yerdir.
 
AK Parti millete verdiği bir sözü daha yerine getirmekle kalmayıp, siyaseti kişilere endekslemeyeceğini, siyaseti bir meslek haline getirenlerle Yeni Türkiye’yi kuramayacaklarını deklere etmiş ve kamuoyuna çok önemli bir mesaj vermiş durumda.
 
Daha da ötesi siyasi tarihe ve geleneğine çok önemli bir teamül yerleştirmiş oldu.
 
***
 
Nicelerini biliriz, bildiğimizden beri siyaset yapıyor...
 
Siyasetle bir ömür tüketenlerin ise yaşadıkları kentin keşmekeşinden dahi habersiz olduklarına eminiz.
 
Siyasetten geçinip bir ömrü noktalayanların sayısını ne acıdır ki kimse bilmiyor.
 
Ülkeye, millete hizmet sanki sadece siyasi bir ünvana kavuşunca oluyor.
 
AK Parti bana göre bu konuda da bir büyük geleneği ve tabuyu yıktı...
 
Ayrıca, özellikle yetişmiş bürokratların görevlerinden istifa ederek siyasete girmelerine de pek sıcak bakmayışı ve kapılarını kapatması da isabet oldu.
 
***
 
Danıştay, Yargıtay üyeliklerine seçilen ve yıllarca Yüksek Yargı’da görev yapan on beşe yakın çok eski dostla bir akşam yemeğinde biraraya geldik... Farklı konularda sohbet ettik.
 
Danıştay Üyesi dostum Doç.Dr. Selami Demirkol, İngiltere’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekilebileceğini söyledi ve gerekçelerini uzunca açıkladı...
 
Avrupalılar diyor ki, bir suçlu ömür boyu hapse mahkum edilmiş olsa dahi bir gün tahliye olabileceğine dair umudu olabilmeli...
 
İngiltere ise, cezaevindeki İRA militanları yüzünden bu umudun kendileri için tehlikenin çanlarının çalması demek olduğu anlamına geldiği için bu duruşa karşı...
 
Bu yüzden de sözleşmeye en çok katkı sunan ülke durumunda olan İngiltere sözleşmeden çekilmeyi ciddi düşündüğünü söyledi.
 
Kısacası, Yüksek yargıçların hemen hepsi Yeni Anayasa’nın artık kaçınılmaz olduğunu belirtiyor...
 
Bizce de, darbelerle hesaplaşmanın en belirgin ve somut adımı Yeni Anayasa olmalı...
 
82 darbe anayasası ile yoluna devam eden bir ülke konumundan çıkılmalı.
 
Yeni Türkiye, yeni bir anayasa ve yeni bir yönetim anlayışı ile yola devam etmeli...
 
Bunun metodu; Başkanlık sistemi mi, yoksa başka bir yol mu olur bilemiyoruz ama tartışmaların olgunlaşması için de farklı görüşlere engel olunmamalı.
 
Çözüm süreci ile “silahlara veda” diyebilen bir ülkenin böylesine zor bir meselesini çözüyorsa artık çözemeyeceği mesele de kalmamalı...
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, başta etrafındaki kurmay ve danışman ve partili kadrosunun bilgi ve raporlarıyla da yetinmemeli... Doğruluğunu kanıtlamadığı hiç bir bilgiye de itibar etmemeli.
 
Liderler için en büyük tehlike de bu husustur... Bu hususta söylenecek çok söz var ama bu kazar söylemekle yetiniyoruz.
 
Açı değiştirip bağımsız üçüncü gözlerin olaylara bakışını ve ülkenin gidişatını öğrenmeli... Onları dinledikçe daha farklı kanaat ve düşüncelere sahip olacağına ve gerçeklerle yüzleşeceğine inanmaktayız.
 
Adaylar konusuna dönersek tek bir ölçü hakim olmalı; siyasete girecek olanların beklentilerinin ne olduğunu öğrenebilmek...
 
Aday mülakatlarında bu hususun çok derinlemesine irdelenmesi gerekir...
 
Buradaki tek ölçü ise; maddi beklentilerini sıfıra indirgemeyen, almaya değil vermeye gelen, makam ve mevki peşinde koşmayan, sadık, doğru ve kişilikli, kibirsiz olan, ihaleci, havaleci ve takipçi olmayan, düşmanlık tesis etmeyen, liderine yalan söylemeyen, kişisel hesaplaşmalar ve kazanımlardan kaçınan, ülke ve kentin kazanımlarıyla daha çok ilgili olan, hiç kimseyi itibarsızlaştırmayan ve iftira atmayan, halkın içinde günlük yaşayanlardan yeni bir kadro oluşturulması gerektiğine inanmaktayız.
 
***
 
Geçtiğimiz gün, Edirne de bir açılış töreninde bir vatandaşın kendini yakma protestosu karşısında Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu dostumuzun örnek, zarif ve nazik duruşuna sahip olamayanlar gerçekten siyasetin uzağında kalsın...
 
Bakan Müezzinoğlu vatandaşı kırmadan, korumalarına dövdürmeden yanına çağırıp oturtması, dinlemesi ve açılış töreninde sahneye çağırtıp birlikte butona basması haberini televizyonda izlerken, gözlerimden yaş akıyordu...
 
Yeni Türkiye siyasetçileri her kim olacaksa bu haberi yüzlerce kez izlemeli, yüreği ve aklı yetiyorsa aday olmalı...
 
Ve muhalefet vekilleri de dahil.
 
Ankara notlarımıza devam edeceğiz...