Gazetevatan.com » Yazarlar » Ve kadınlar...

Ve kadınlar...

18 Şubat 2015 Çarşamba


Olayların sonuçlarından yola çıkarak “genelleme” yapmayı gelenekselleştirdik. Bu gelenek toplumları akılcı ya da vicdani bir değerlendirmenin uzağına sürükler.
 
Popülist yaklaşımlar yüzünden yaşadığımız gerçeklerin nedenleri kaybediliyor. Adeta, deliller karartılıyor.
 
Mersin’deki vahşice işlenen cinayetin savunabilir bir tarafı yok. Lakin bu ve benzeri cinayetlerin anatomisinin yapılması gerekir...
 
Ve buna benzer her olay bütün insanlığın yüreğini dağlamıştır. Yalnız, toplumsal tepkilerin tebligatı yanlış adreslere yapılıyor.
 
“Memleket, günü birlik yaşıyor” diyenler hafife alındıkça, benzeri olayların daha çok yaşanacağı anlaşılıyor.
 
Toplumun huzuru yasaların caydırıcılığıyla mümkün kılınabilir...
 
Sürekli yazıyor ve diyoruz ki; sistem suçlulara çalışıyor... Geçmişe baktığımızda, bugüne kadar kaç af yasası çıkartıldığını hatırlayalım.
 
Nice vahşi cinayetleri unuttuğumuzu anlamış olacağız.
 
Ve kimlerin kanını yerde bıraktığımızı hatırlayacağız.
 
“Eşkiyanın başı görüldüğü yerde ezilecektir” sözünü kırk yıldan beri söyleyen devletin, kaç eşkiyanın kafasını af ettiğini ve kurtardığını düşündüğümüzde cinayetleri de çözmüş olacağız!
 
***
 
Sistem, dürüst ve namusuyla yaşayan insanları hiç af etmez iken; suçlular için yüzlerce adalet sarayı, binlerce karakol, yüzlerce cezaevi inşa ettiğimizi, yüzbinlerce polis, binlerce hakim, savcı, avukat, gardiyan, katip, mübaşiri kadroya aldığımızı ve binlerce araç kullandığımızı ve 165 bin suçluyu beslediğimizi, bunun hazineye maliyetini daha doğrusu ülkenin namuslu vatandaşların vergi kesintisine nasıl yansıtıldığını biliyor muyuz?
 
Hayır, kime bu organizasyonun çarpık yapılanmasından bahsetsek, bize bu durumun dürüst vatandaşlar için zaruri olduğunu söyler.
 
Ya suçsuzlar için?
 
Hiç!
 
Eşkiyalar ve adi suçlular için TBMM olağanüstü toplanıp af  çıkartabiliyorsa ya da idam cezasını kaldırabiliyorsa, kalemiyle hayatını kazanmaya çalışanlar da bir yazı ve bir kitap için yıllarca hücrelerde gün sayıyorsa, bu yapılanmada bir tuhaflık var!
 
Cinayet işleyenler af ediliyorsa,
 
Cezaevleri bir günde boşaltılıyorsa,
 
Binlerce insanımızı katleden eşkiyalar, bozdukları düzenin düzeltilmesi sürecine yıllar sonra dahil ediliyorsa, toplumsal barışın vazgeçilmez bir parçası haline getiriliyorsa, namuslular suça, suçlular dürüstlüğe itiliyorsa ve tepkisizlik, unutulmuşluk zirvelerde geziniyorsa ve bu durum benimseniyorsa artık kimsenin kimseye söyleyecek sözü olamaz...
 
***
 
Devlet, kendisine direkt suç işleyenleri af etme yetkisinin dışına çıkıp, kişilere karşı suç işleyenleri af edebiliyorsa ve bu hakkı sürekli kendine ait görüyorsa kimsenin hukukun üstünlüğünden söz etmeye hakkı yoktur!
 
Ve kadın; çıplaklığıyla medyanın, sinemanın, tiyatronun, vazgeçilmezi haline getirilmişse, reklam sektöründe seksi bir obje olarak kullanılmışsa, başarının yani şöhretin kriteri olarak vücut güzelliği kılınmışsa, sermayesi bir bikini olan genç kızlar güzellik kraliçesi seçilip bir günde ülkenin gündemine girebiliyorsa, sonra da gazetelerin ve yayın organlarının hemen her gün manşetlerinden inmiyorsa, çıplak güzel kadınların fotoğraf galerileriyle, filmleriyle başarı sağlandığına inanılıyorsa sözün bittiği yerde duruyoruz demektir!
 
Yeşilçam’ın porno filmleriyle yüzlerce ve binlerce kadına sanat adı altında tecavüz ediliyorsa, tecavüzcüler de hala reklamlarda “gazoz” geyikleriyle boy gösteriyorsa, sanatçı sınıfından sayılıyorsa, skandal aşk dedikodularıyla günlerce basının gündeminden düşülmüyorsa, bacağını açan genç kızların resimlerinin altına nefesleri kesti diye yazılıyorsa, her derginin kapağına çıplak bir kadın konuluyorsa, yaz mevsimi geldiğinde gazetelerin sayfaları, Tv’lerin ekranları çıplak kadın görüntüleriyle kaplanıyorsa ve biz bunlara ses çıkartmıyorsak, bu tarz cinayetlere çanak tutuyoruz demektir...
 
***
 
Duyarlılık, meseleyi derine kazarak ve düşünerek olur! Sokaklarda dans ederek, şarkı söyleyerek değil. Ve hele de içine siyaseti dahil etmeye çalışarak hiç değil.
 
Gazeteci Zafer Arapkirli de bizim gibi düşünenlerden... Geçtiğimiz gün paylaştığı bir tweet de diyordu ki;
 
-Kadına “bel altı” ndan bakmada tecavüzcü alçaktan aşağı kalmayan bazı medyanın da kendine çeki düzen verme zamanı geldi!
 
İşte biz de bunu demeye çalışıyoruz...