Gazetevatan.com » Yazarlar » Mülteci kentler...

Mülteci kentler...

07 Şubat 2015 Cumartesi


Olayları günlük değerlendiriyoruz...        

Ve sonra unutuveriyoruz.          

Unutarak yaşamaya devam ediyoruz.  

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde resimli bir tweet paylaştı.  

Anlamlıydı.  

Ve oldukça düşündürücüydü.  

Suriye’deki iç savaş krizinden bugüne kadar 3 milyon 800 bin kişi ülkeyi terk etmiş, sığınmacı olmuş ve daha doğrusu mülteci statüsüne düşmüş...  

Yani, vatansız kalmış.  

***

Resmi kayıtlara göre, neredeyse kaç ülke nüfusuna ulaşan sığınmacıların dağılımına baktığımızda ilginç bir sonuçla karşılaşıyoruz. 

Hangi ülkeye kaç kişi gitmiş ve sığınmış? Bakan Şimşek’in paylaştığı tablodaki rakamlar in dağılımı şöyle;  

Lübnan’a 1 milyon 167 bin, Mısır’a 136 bin, Ürdün’e 621 bin, Irak’a 236 bin kişi sığınmış.  

Peki, Türkiye’ye sığınanların sayısı? Söyleyelim, 1 milyon 622 bin kişi imiş! 

Bu tablonun ülkemize maliyeti ise milyarlarca dolar.  

***

BM ve dünya örgütleri, ülkeler bu maliyete katılmıyor, katılmadığı gibi dünyaya masal anlatmaya devam ediyor.  

İşin reklam kısmında gelindiğinde ise en önde gidiyor.  

Angelina Jolie gibi dünyaca ünlü artistleri Afrika ülkelerine götürüp bir kaç resimle dünya basınında kendine yer edinerek yetiniyor. 

Asrın katliamına ve tehcirine seyirci kalan Batılı ülkeler ile ABD, sözde Ermeni soykırımını sürekli kongrelerine taşıyarak Türkiye’ye siyasi gözdağı veriyor.   

Yüzyıl önceki olayları daha dün olmuş gibi dünya gündemine taşıyanlar günümüzdeki katliama, göçlere, tehcire gelince körleşiyor.  

***

Sınır boylarında adeta prefabrik dev bir kent kurulmuş ve ülkemizin hemen her şehrine binlerce Suriyeli göçmen dağılmış durumda. 

İstanbul sokakları, caddeleri Suriyeli kadınlardan ve küçük çocuklardan geçilmiyor.   

Dileniyorlar.   

Sabahtan akşama kadar sokaklarda dolaşan ve yaşayan kadın ve çocuklar hemen herkesten hakaret işitiyor. Oysa, İstanbul’un lokantalarında, barlarında ve otellerinde yapılan israfın hesabı dahi yapılamıyor.  

Açık büfe kahvaltılarındaki aç gözlülük hala devam ediyor. Kimsenin gözü doymadı daha. Masalarda yani tabaklarda bırakılan artıklarla yüzbinlerce aç insan doyar...   

Lakin hepsi çöpe gidiyor.  

***

Kış günlerinde o küçük çocuklar sokaklar ve caddelerde yalınayak ve yarı çıplak dolaşıyor. Ve sanki kimse bir şey yapmıyor. Okul yüzü görmeden sokaklarda dilenerek büyüyen yüzbinlerce çocuk bir gün kentlerin başına büyük bir bela olacak.  

Toplum mühendisleri sabahtan akşama siyaseti dizayn etmenin peşinde.  

Kalabalıkların derdi ise; varsa yoksa siyaset.   

İnsanların günlük hayatının vazgeçilmezi olmuş. 

Cami avlularında, kahvehanelerde, üniversitelerde, şirketlerde ve kısacası her yerde siyaset.  

Din eşittir siyaset değildir.  

Siyaset de eşittir din değildir. 

Her kim böyle yaşıyorsa büyük bir yalan kuyusunun içine düşmüş demektir.  

Kabirde böyle bir sual yok! 

Bakan Şimşek’in paylaştığı tablodaki durum ülkemiz açısından gerçekten çok vahim. Bu durumun tek çaresi ise bize göre mülteci kentler kurmak ve o kalabalıkları her geçen gün sisteme entegre etmekten geçiyor. Fatih Sultan Mehmet’in hocası Molla Gürani demiş ki;  

- Önünü görmeyenlerin öteleri görme hakkı yoktur! 

Bizden söylemesi...