Gazetevatan.com » Yazarlar » Kendi mezarını kazanlar...

Kendi mezarını kazanlar...

04 Şubat 2015 Çarşamba


Küresel efendilerin finansal manipülasyonlarla “sıkıştırma” stratejisi sürüyor...
 
Yani, küresel ekonomik savaşın sayfaları hızla çevriliyor.
 
Türkiye’yi bekleyen olası fırsat ve tehlikelere de dikkat çekmek gerekiyor.
 
Ekonomik yaptırım ve zorlama dizaynlarla rakiplerine diz çöktürmeye alışan küresel efendiler, dünyayı daha büyük bir savaşın eşiğine sürüklüyor.
 
Ve kırılgan ülkelerin bütün fay hatlarını harekete geçirdiklerinin farkına varamıyor.
 
*
 
Denkleme dahil olanların olası bir büyük savaşın parçası olabilecekleri gözardı ediliyor.
 
Ve “Dünya” yeniden iki kutuplu soğuk savaş yıllarından daha beter günlere gidiyor.
 
Avrupa Birliği ülkelerinde milyonlarca insan işsizlik kıskacında kıvranıyor.
 
Yunanistan’daki asi tavır ve tepkinin İspanya ve İtalya gibi ekonomisi iyi olmayan ülkelere sıçradığında olabilecekler tahmin dahi edilemiyor.
 
Rusya, İran ve Arap ülkeleri petrol fiyatlarıyla dize getirilmek isteniyor.
 
Ve Çin, Hindistan hatta Japonya’daki ekonomik durumun da diğerlerinden farkı yok.
 
Bu durum yeni bloklaşmaları doğuracak...
 
Efendiler, ihtimal dahi vermiyor.
 
Oysa, ekonomik savaşların dünyayı daha büyük bir savaşa sürükleyeceği evdeki hesaba dahil edilmiyor!
 
*
 
ABD’de siyahlara yönelik ağır davranışların, kısıtlamaların ve zulümlerin yaşandığı dönemde politik eylemci Marter Luther King bu duruma son verilmesi için bir dostuna soruyor;
 
- Biri ayağa kalkıp “artık yeter” dediğinde ne olur?
 
Ve bir gün ayağa kalkıyor “Benim Bir Hayalim Var” adlı konuşmasını milyonlarca insana yaptıktan sonra, ABD’deki siyahlar demokratik ve eşit haklara sahip oluyor.
 
1964 yılında Medeni Haklar Yasası’nı Başkan Johnson istemeyerek de olsa imzalamak zorunda kalıyor.
 
Ve kendi mezarını kazan ABD gömülmekten son anda kurtuluyor.
 
*
 
Birinci Dünya Savaşı’yla Osmanlı Devleti’ni tasfiye eden İngilizler yani küresel efendiler yüzyıldan beri ortadoğuyu bataklığa çevirdi.
 
Etrafımız ateş çemberine dönüşmüş durumda.
 
İslam coğrafyasında yaşayan halklar yüzyıldan beri huzura muhtaç.
 
Küresel efendilerin stratejilerine katılan ve ihanet eden günümüzdeki iktidarlar Cemil Meriç’in sosyalistler için söylediği “kaderlerini yabancı bir kaderle birleştirmek ihtiyacını duymuşlardır” tesbiti adeta günümüzdeki Arap ülkeleri için sarfedilmiş.
 
Kendi mezarını her geçen biraz daha derine kazdığının farkına varamayan İslam coğrafyası ya gömüleceği güne razı olacak, ya da yeni bir oluşuma yelken açacak.
 
Büyük Türkiye böylesine tarihi bir projeye yeniden öncülük edebilir.
 
Yoksa, dünya her yeni güne büyük bir kabusla uyanabilir.
 
Global bir savaş kapıya dayanmış gibi.
 
Kurulu bütün düzenlerin, rejimlerin ve sistemlerin yeniden insan ve barış odaklı kurgulanması gerekiyor...
 
Ve aksi halde birilerinin “artık yeter” diyeceği günlerin yakın olduğunu söyleyebiliriz.
 
Türkiye ise kendini hızla güncelliyor!
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve kurmaylarının “Başkanlık” sistemine geçmek isteyişi ve çözüm sürecini hızla çözmeye gayret edişinin altında dünyanın geldiği ve durduğu o psikolojik eşiğin farkında oldukları gerçeğidir.