Gazetevatan.com » Yazarlar » Esir düşerken...

Esir düşerken...

27 Aralık 2014 Cumartesi


Öyle bir kılığa bürünmüşüz ki.
 
Dağları, taşları.
 
Ve ağaçları, denizleri, nehirleri sevmişiz.
 
Lakin...
 
*
 
Öyle bir “tezat dağını” içimizde taşımışız ki.
 
Kedileri, köpekleri.
 
Ve aslanları, ayıları, filleri sevmişiz.
 
Lakin...
 
*
 
Öyle bir kör kuyuya yüreğimizi
 
düşürmüşüz ki.
 
Heykelleri, resimleri.
 
Ve altınları, gümüşleri, elmasları sevmişiz.
 
Lakin...
 
*
 
Öyle bir karanlık zindana mahkum olmuşuz ki.
 
Sarayları, yalıları.
 
Ve gökdelenleri, yatları, katları sevmişiz.
 
Lakin...
 
*
 
Öyle bir anlamsız dertle aklımızı bozmuşuz ki.
 
İktidarı, hükmedenleri.
 
Ve kralları, kraliçeleri, statüleri sevmişiz.
 
Lakin, adam, dost, arkadaş sevememişiz...
 
*
 
Kiminle dostça bir sohbete koyulsak başlıyor anlatmaya:
 
“Evimi, arabamı çok seviyorum”
 
Bin yıldan sonra vardığımız durağın adı; materyalizm!
 
Bırakıp da gideceklerimiz için alabildiğine suç bataklığına gömülmüşüz.
 
Esir düşmüşüz...
 
*
 
Adaleti ve paylaşmayı sevmemişiz.
 
Sevgiyi, alış verişe dönüştürmüşüz.
 
Ve artık “dünya bir hiçtir, onunla uğraşanlar da bir hiçtir!” Diye haykırmak lazım...
 
Sonuçta, biz bir dünya kaybederiz, onlar bir cennet...