Yani?

24 Aralık 2014 Çarşamba


Prof. Dr. Daron Acemoğlu dünyanın en saygın üniversitelerinden M.I. T.’nin hocalarından ve dünyanın en etkin ekonomistlerinden biri olarak kabul edilir imiş... Her gelişinde farklı çıkışlarıyla gündeme gelen ve kimilerine göre ezber bozan biri imiş...
 
Bu defaki gelişinde demiş ki:
 
“Türkiye her zaman bir ‘padişah ülkesi’ oldu”
 
Ve son noktayı da koymuş:
 
“Özgürlük aşağıdan gelen bir kavram, yukarıdan değil”
 
Yani?
 
***
 
Prof. Acemoğlu Gezi sürecinde ise ülkeye gelip, yeni bir siyaset tarzı geliştirmenin gerekliliği üzerinde ısrarcı olunmasını belirtmiş ve demiş ki:
 
“Elitlerin sizin için bir şeyleri yapmasını bekleyemezsiniz.”
 
Ve geleceğin Türkiye’sinde devletin nasıl olması gerektiğini ise şöyle açıklıyor:
 
“Geleceğin devleti bizim sahibimiz değil hizmetkârımız olmalı. Siyasetçileri bu şekilde görmeye başladığımız gün siyaset şekillenir.”
 
Yani?
 
***
 
4-5 yılda bir sandığa gitmenin yeterli olmadığını da belirten Prof. Acemoğlu, siyasi gücün yapabileceklerini belli sınırlara koyacak ve denetleyecek bir toplum olmasının gerektiğini söylemiş...
 
Apolitize gençliğin siyasete katılarak bir süreci değiştirebileceklerini anlatan Prof. Acemoğlu, Arap Baharı’nı örnek göstererek demiş ki:
 
“Bu ülkelerdeki hoşnutsuzluğun kökenleri ekonomik ve sosyaldir ancak bunlar siyasi faktörlerce şekillendirilmektedir. Nüfusun geneli nesillerce baskı altında tutulmuş ve siyasi güçten dışlanmıştır.”
 
Yani?
 
***
 
Ve Mısır’daki Tahrir Meydanı’ndaki protestocuların bunu anladığını belirterek demiş ki:
 
“İşte bu nedenle sadece mevcut rejimden imtiyaz veya taviz değil köklü siyasi değişim de talep ettiler.”
 
Ve son noktayı koymuş:
 
“Siyasi haklarınızı elde etmeden ekonomik haklarınızı elde edemezsiniz.”
 
Yani?
 
***
 
Akıl oyunları sürekli sahneleniyor...
 
Kelimelerin efendileri ve politik analiz cambazları gidip gelip kafa karıştırıyor...
 
Günlük yaşadığımızdan dolayı anti analiz yapmaktan yoksunuz...
 
İstihbarata karşı koyma oyunları oynamaktan içimizi dağıtan analizlere karşı duramıyor ve anti analiz yapamıyoruz...
 
Anti analiz aslında dün ve bugünü bir araya getirip muhasebe yapmaktır...
 
Olsaydı, Mısır ve Tahrir Meydanı’na çıkan milyonlarca genci, bu ülkenin gençliğine örnek gösteren Prof. Acemoğlu’na bu defa gelişinde o gençliğin akıbetini sormuş olurdu...
 
Ve Amerika ile Batılı efendilerin desteğiyle Mısır’daki demokrasinin ‘Darbe’ ile neden devrildiğini ve baharın neden kışa döndürüldüğünü sorardı...
 
Lakin, bize seyirci ve dinleyici rolü verilmiş...
 
***
 
105 bin dernek, 5 bin vakıf, 182 üniversite var bu ülkede...
 
Ve daha nice odalar, borsalar ve STK’lar...
 
Ne yapıyor?
 
Belli değil...
 
Ne tarafa dönerse dönsün döndüğü yönü kim kıble ilan ediyorsa biz oraya seccade sermeye bayılıyoruz...
 
Birileri, Türkiye’nin artık bir padişah ülkesi olmasının mümkün olamayacağını ama asıl rahatsızlığın asırlardan beri köle olmaya direnişinden kaynaklandığını söyleyemiyor...
 
Bize sadece paranın muhasebesini yapmayı öğretmişler...
 
Olayların, fikirlerin, izm’lerin, kişilerin ve stratejilerin değil...
 
Anti analiz yoksullarıyız...
 
Dün ile bugünü buluşturup yarınları göremiyoruz...
 
Kim odunum elmas diyorsa baltayı alıp koşuyoruz...
 
Bakalım, bir daha ki gelişinde neler diyecek?