Gazetevatan.com » Yazarlar » Kapalı kutulardaki fırtınalar

Kapalı kutulardaki fırtınalar

10 Aralık 2014 Çarşamba


Ne kadar birikmiş, ya da biriktirilmiş kavga konularımız varmış... Biri bitiyor, diğeri yola çıkıyor...
 
Kapalı her kutu açıldığında yeni bir fırtınaya tutuluyoruz...
 
Kavgalardan, çatışmalardan besleniyoruz...
 
Öfke patlamaları yaşıyoruz...
 
Futbolu her geçen gün kaosa iten, tribünleri terörize eden taraftarizm çılgınlığını hayatın her alanına taşıyoruz...
 
Bisiklet yarışlarında dahi kavga edecek konu bulabiliyoruz...
 
Akıl ve gönül dünyamızda farklılıklara yer yok...
 
Kendimize, kendi hırslarımıza, nefsimize, dizginleyemediğimiz kazanma arzularımıza düşman olmamız gerekirken, kendimizi zaafiyetlerden soyutlayıp, karşımızdakilere düşmanmış gibi davranıyoruz...
 
***
 
Ya siyah, ya beyaz...
 
Ya bendensin, ya düşman...
 
Kutuplaşmalara yelken açmaktan yorgun düşmemişiz daha...
 
Lakin, kendi içimizde taşıdığımız, içine düştüğümüz ikilemleri hiç sorgulamıyoruz...
 
Kendimizi sorguya çekmiyoruz...
 
Başbakan Davutoğlu'nun Atina'yı ziyaret ettiği gün Kontranews Gazetesi'nin birinci sayfasında yayınlanan açık mektup aslında içine düştüğümüz hali tarif ediyor...
 
O mektubu herkesin bir daha okuması gerekiyor...
 
Kendimizi nasıl gördüğümüzün önemi yok, başkalarının gözünde nasıl gözüktüğümüzün de hesaba dahil edilmesi gereken bir yanı olmalı...
 
Aynalara bakmak gibi...
 
Dünyayı gören göz, kendini görmekten aciz...
 
İşte, medya bu görevi üstlenmeli...
 
Bizdeki medya ise, yüzyıldan beri Ankara'daki siyaseti dizayn etmenin peşinde...
 
Ve sosyal medyamız her geçen gün küfür bataklığına dönüşmekte...
 
Biri Fuzuli'den bir beyit paylaşıyor, üç yüz kişi hakaret ediyor ve dalga geçiyor...
 
Meğerse, herkesin ruhunda saldıran, karalayan, aşağılayan gizli bir canavar uyuyormuş...
 
Ülkemizdeki yazarlar, aydınlar, gazeteciler ve sanatçılar ayna olmaktan çok propagandist kalmayı tercih ettikçe, küfür korosu gittikçe kalabalıklaşıyor ve çok daha büyük olaylara imza atılacağı korkusu bizi düşündürüyor...
 
***
 
Dünya ile barışmaya çalışıyoruz...
 
Eskişehir'e kadar gelen Yunanlılarla, Gaziantep ve Kahramanmaraş'a kadar gelen Fransızlarla, Çatalca'ya kadar gelen Ruslarla ve daha kimlerle barışmayı başarmışız...
 
Ve sınırları, yani vizeleri kaldırmışız...
 
Herkese dost elimizi uzatmışız ve barış için çabalamaktayız...
 
Sıfır sorun politikasını bu yüzden yıllardan beri savunmaktayım...
 
Lakin, içerde sonsuz ve anlamsız kavgalara tutuşmuşuz...  Bu yaman çelişkiyi izah etmekte zorlanıyoruz...