Gazetevatan.com » Yazarlar » Ağlayan ülke

Ağlayan ülke

03 Aralık 2014 Çarşamba


Akkuyu Nükleer Santral'in ÇED raporuna onay çıkınca ortalık yine karıştı... Eğri oturup doğru karar verilemiyor...
 
Bulgaristan'da, Ermenistan'da var... Hem de çok eski bir teknolojiyle... İsrail'de var... Daha ötesi Almanya, Fransa ve Rusya'da var...
 
Bizde kurulmaya çalışıldıkça birileri ortalığı dağıtıyor... Anlamsız sorularla itiraz korosuna katılanların aklına diğer ülkeler hiç gelmiyor...
 
Ve komşu ülkelerdeki nükleer santrallerin bir faciaya neden olması durumunda, yani olası bir felaketten nasıl etkileneceğimize dair itirazlar yapılmıyor...
 
Diğer yandan, ülkedeki enerji açığı her geçen gün büyüyor... Doğal hayata dönüş projesi başlatanlar ise, enerjisiz yaşamanın çok uzağında geziniyor...
 
Her konuda kavga çıkartmak gelenekselleştiriliyor...
 
Oysa, sağ-sol kavgası adı altında yeteri kadar kamplaştık, kutuplaştık ve savaştık...
 
Ders almıyoruz!
 
***
 
Dışımızdakiler güçlü Türkiye istemiyor!
 
dışımızdakilerin oyunlarına yenik düşüyor... Bir arada yaşama alışkanlığımız unutturuluyor... Tahammülsüzlük gelenekselleştiriliyor ve her gün biraz daha zirveye tırmanıyor...
 
Kavga ile geçen yılların anatomisi yapılmıyor... Sadece sonuçlardan çıkartılan hikayeler anlatılıyor... Biz niye kavga ettik, kim ettirdi? Hala bütün çıplaklığıyla bilinmiyor...
 
Davaların anatomisini yapmadan tabutlara koyup mezarlıklara gönderiyoruz... Daha sonra 30 yıl boyunca “Devlet” PKK terör örgütüyle savaştı...  mesele müzakere yoluyla çözülmeye çalışılıyor...
 
30 yıl önce ve 30 yıl boyunca masaya neden oturulmayışın muhasebesi yapılmıyor... Biz halk olarak sadece olayların başlangıcı ve sonucundan haberdar olabiliyoruz...
 
***
 
Dışımızdakiler güçlü Türkiye istemiyor!
 
Bin yıldan beri bu topraklardayız... Vardığımız yer; Sağ, tüccar... Sol, pazarlamacı. Sağ, müteahhit. Sol, içinde oturmaya bayılan kiracı.
 
93 yılında, Sultan Galiyef ve Türk Sol Hareketleri adı altında belgeseli hazırlarken Atilla İlhan'la konuşmuştuk... Demişti ki;
 
- Türkiye'de sol asla olmadı... Sosyalist olanlar da Fransız solcusuydu... Bizdeki sol, asla Rus solcusu olmadı... Nazım'ın solculuğuna Stalin bile inanmamıştır... Hastalığında sanatoryuma yattığında yanına KGB ajanı yatmıştır... Zaten, Nazım'ın Stalin ile olan kavgası da bu yüzdendir, inançsızlık!
 
Stalin, Nazım'ın bir Türk ajanı olduğuna inanmıştır...
 
Bu gerçekler bilinmiyor...
 
***
 
Birileri, Güçlü Türkiye istemiyor...
 
Sürekli kavga ettiriliyoruz...
 
Bu ülkenin kendi ayakları üzerinde durması, kimseye muhtaç olmaması istenmiyor...
 
Küresel kavgalardan habersizce yaşıyor ve kendimizle savaşmaktan başımızı kaldıramıyoruz...
 
Sağ, elli yıldan beri Necip Fazıl'a sırtını dayamış keyif çatıyor... Sol, Nazım şiirleriyle kendini avutuyor...
 
Kavgalarımız, mahrumiyete dönüştürülüyor...
 
Ağladıkça, dağlarımız yeşermiyor...
 
Ağlayan ülke konumuna düşürmek isteyenlere inat, asırlardan beri bekletildiğimiz psikolojik eşiği artık geçmek gerekiyor...