Gazetevatan.com » Yazarlar » Kafadan vurulmuşuz...

Kafadan vurulmuşuz...

15 Kasım 2014 Cumartesi


Murathan Mungan'ın “Küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara” diyerek özetlediği günleri yaşıyoruz. Bir yabancı gibi kentin sokaklarında dolaşıyoruz.

Ve her sabah şüphelere yelken açıyoruz... Kirli denizlerde akşam olmuyor... Saniyeler geçmiyor kara haberlerin üzerinden... Birine ağlarken, diğerinin acısı boğazda düğümleniyor...

Ve sahipsizlik; düşündürüyor, korkutuyor... Kentler kalabalıklaşıyor, gittikçe yalnızlaşıyoruz, düşüyoruz, çekiliyoruz usulca kentin sokaklarından, evlere kapanıyoruz, aslında hayattan kopuyoruz...

İnzivaya çekilmeyi kurtuluş sayıyoruz... Gazeteleri okuyamıyoruz... Televizyonları seyredemiyoruz... Kandan, şiddetten ve skandallardan başka bir şey yok...

İyi insanların hayatları; yoksulluklarına rağmen tavizsiz duruşları, fikirleri ve direnişlerinin hikayesi yazılmıyor... Anlamsızlaşıyor, anlamsızlaştırıyoruz... Kötüler ve kötülükler manşetlerden inmiyor... Bir cerrah dostumuzun feryadı hala kulaklarımda çınlıyor;

“Manşete çıkmak için ne yapmalıyım? Uyuşturucuyla yakalanmalı mıyım, ya da skandal bir aşkla”

Yüzyıllardan beri; düşünen, yazan adamlara bir iş yapmıyor gözüyle bakıyoruz...

***

Ve asırlardan beri savaşıyoruz... Bütün cinayetlerin sırrı kazanabilmek uğruna, altı ateş ve bir avuç toprakta bitecek olan hayatı; adam gibi yaşayamıyor, paylaşamıyoruz...

 “Kanla sulanan toprak mahsul vermez” diyen Hugo'yu bir kez daha hatırlıyoruz... Lakin, savaşlardan geçinen büyük bir kalabalığın arasında yaşıyoruz...

Sıradanlaştırıldı sıradışı olaylar... Son bir haftada olup bitenler dahi düşünmemize, ağlamamıza ve susmamıza büyük bir gerekçe...

- Manisa'da termik santral uğruna 6 bin zeytin ağacı sökülüp atılıyor..

- Mersin gümrüğünde 1040 ton kaçak et yakalanıyor...

- Burdur'un Gölhisar köyünde atları kesip 250 kg etle yakalanan kasap, ucuzdu gerekçesine sığınabiliyor...

- İstanbul Kartal'da 2 yıldan beri iş yerlerine giren hırsız sadaka kutularını çalıyor... Ve at yarışlarında yakalanıyor...

- Kayseri'de 17 yaşındaki genç, tesbih satarak geçimini sağlamaya çalışan babasını dört kurşunla bağ evinde öldürüyor...

- Kırklareli'nde karısını boğup iki yıl buzdolabında saklayan adam, daha sonra  İstanbul'da bir ormanlık alana gömüyor...

Bu resimler bu ülkeye yakışmıyor!

***

Umutla, hayalle yaşayan topluma dönüştük... Herşeyi yarınlara erteliyoruz... Oysa, Hugo diyor ki;

- Yarınlar hep güzel olacak, denilir. Oysa bugünler, dünün yarınları değil mi?

“Kimseyi suçlamayalım; bu tablo bizim eserimiz” diyen Can Dündar, marazi toplum haline dönüşümüzün hikayesini şöyle özetliyor;

- İyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı bir ülkeden ne bekliyordunuz ki? Kafasını çalıştıranların kafasını koparırken, kalçasını çalıştıranları baş tacı eden bir toplumda nasıl çocuklara “Göğsünü değil, kütüphaneni büyüt” öğüdü verebiliriz ki?

Aslında prim yapmayan bir ülke de kalmadı ya!

“Velhasıl onlar vurdu biz büyüdük kardeşim” diyen şair, bugün yaşadıklarımızın resmini çizerek gitmiş...

Lakin, bizi kafadan vurmuşlar...

Düşünemiyoruz, düşünceden yoksun yaşıyoruz!