Gazetevatan.com » Yazarlar » Beş dakika, üç kelime...

Beş dakika, üç kelime...

05 Kasım 2014 Çarşamba


Adalet nedir?  Sorusuna bazıları “Her şeyin yerli yerinde olmasıdır” der... Bunun tersi ise zulümdür... Kimse, adalet peşinde değil... Ayrıcalık peşinde dört nala koşturan atlar gibiyiz...

Ergenekon, Balyoz diyerek başlayan 'darbelerle hesaplaşma' sürecinde yapılan operasyonlar, duruşmalar dizi film gibi ülkenin gündemini yıllarca meşgul etti...

Ergenekon ve Balyoz davalarına bakan mahkeme başkanlarına yapılan şantajlar ise olayın ayrı bir boyutu...

Balyoz davasının ilk Mahkeme Başkanı Zafer Başkurt ve Ergenekon davasının Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, askerlerin tutuksuz yargılanması yönündeki kararlarından dolayı başlarına gelmeyen kalmadı...

***

5 yıl boyunca Silivri'de derdini anlatmaya çalışanlar adeta sağır duvarlara savunma yaptı... “Sanıkların idamına şahitlerin bilahare dinlenilmesine karar verildi” zihniyetiyle çalışan Yassıada Mahkemeleri'nden farksızdı...

Günlerce, iddianamelerden sürmanşet haberlere ve yazılara imza atanlar, televizyonlarda darbe uzmanı kesilenler ve bağıra çağıra analiz yapanlar velvele kültürüyle tellallık yapıyordu...

Ne oldu? Bir sabah siyasi iradenin 'kumpas' deyişi ile olay başka bir boyuta taşındı... Ve gelinen süreçteki yaşananları, ihanetleri ve oyunları artık herkes öğrendi...

***

Balyoz davasında iki gün önce iki önemli isim tanık olarak ifade verdi... Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman mahkemede 'duymadık, görmedik ve bilmiyoruz' diyerek 5 yıllık iddiayı 5 dakikada üç kelimeyle çözdü...

Ve her ikisi de iddiaları basından öğrendiklerini söyledi... “Adaletin olduğu yerde kahramanlığa gerek yoktur” diyenlere inat herkes kahramanlığa soyunmuş...

Kahraman savcı, hakim, polis, asker vs...

Adalette nefise, kişiselliğe yer yoktur, yalnız ilkeler vardır...

***

Ve insanlar eşit değildir... Eşitlik yalnızca adaletin vereceği karardadır... Bu yüzden, 'adaletin geç tecellisi' bir ülkenin intiharı sayılır...

Ne oldu şimdi? Suç yok, ceza var... Ceza ise peşin kesildi...

O duvarlar arasında geçen yılları, itibarı ve yitip giden hayatları kim geri verecek?

Belli değil...

O iki mahkeme başkanlarının dediği, yani tutuksuz yargılanma olsaydı, “telafisi mümkün olmayan zarar” sonucunu yaşamazdık...