Gazetevatan.com » Yazarlar » Oyun kuşları...

Oyun kuşları...

25 Ekim 2014 Cumartesi


Hemingway'in “Silahlara Veda” deyişinin üzerinden seksen beş yıl,  “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” un ardından ise yetmiş dört yıl geçip gitmiş...
 
Vedalara rağbet edilmemiş...
 
“Çanlar Kimin İçin Çalıyor” oyunu daha çok sevilmiş...
 
“Aymazlığın ölçütüdür savaş, açlığın soğuk yüzü” denilmiş ama yine de kurşunlar susmamış... Nice hayatlar tükenmiş... Ve kentler yağmalanmış, bombalanmış...
 
Çocuklar, kadınlar ve bebekler katledilmiş...
 
Oysa, savaşların çok gerilerde kaldığını düşünmüştük...
 
Umut etmiştik... Toprak uğruna, insanlar toprağa gömülüyordu... Ve bu günlerin sona erdiğini sanmıştık...
 
Biz, umutlandıkça... “Sanarak” yaşamaya devam ettikçe, her gün yeni bir savaşın sabahlarına uyandık...
 
Yalanmış... Savaşlar asla bitmeyecekmiş...
 
Ve barış; bir insan gibi çoktan vurulmuş ve gömülmüş...
 
***
 
Akıl oyunlarının sonu, savaş oyunlarına yenik düşmüş... Yetinmeme duygusu, daha fazla kazanabilme arzusunun sığındığı tek liman, savaşlar olmuş...
 
Gökyüzünden aşağıya atılan bir bombanın; kaç çocuğun, bebeğin ve kaç insanın hayatını söndüreceğine dair hesap yapılmamış... Aksine, daha fazla kaç kişiyi öldürebileceğinin ihtimalleri hesaplanmış...
 
Sözde, modern ve aydınlanmış bir çağda yaşıyorduk...
 
Ve hala karanlık çağlarda kalmış kafalar silahlara sarılıyor...
 
***
 
ABD, uçaklardan silah atmış...
 
Ve gazeteler “14 bin ton silah” diye başlık... Silahların namlularından çıkan kurşunlar tükendiğinde ise; Kaç ton insan öldürüldü? Sorusunun cevabı aranacak... Ve bu gidişle;
 
- 50 ton insan öldürüldü! diye duyurulacak...
 
Modern çağ, hesap-kitap devri... Küresel ekonomi böyle bir şey olsa gerek... Barışı simgeleyen güvercinlerin takla atanlarına “oyun kuşları” denmiş...
 
Ve çocuklar, bebekler barışın geleceği ve oyun kuşlarıydı...
 
***
 
Eric Paul Remark, 'Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok' eserinde “Savaşlara katılan insanların bir kısmının bedenen öldüklerini, geri kalanların ise ruhen öldüklerini” savunmaktadır. Remark'a göre;
 
- Sonuçta, savaşlara katılan herkes ölür, bedenen ya da ruhen, kimse savaştan sağ çıkamaz. Savaşın gerçeği işte budur.
 
Ve Ortadoğu'yu savaş bataklığına çeviren, ırk, mezhep ve her türlü çatışmayı körükleyen, bölen, parçalayan ve yönetmek isteyen batıdır...
 
“Savaşacağına savaştır” stratejisinden sürekli kazanmış ve beslenmiş, ipleri elinde tutmuş ve bırakmayan batılı efendiler, bu oyunu çok sevmiş...
 
Bizler ise oynamayı...
 
Oyun kuşları gibi...