Gazetevatan.com » Yazarlar » Tuz fırtınaları...

Tuz fırtınaları...

18 Ekim 2014 Cumartesi


90'lı yıllardı... Saddam, Kuveyt'e girmişti... Yani, Amerika'nın daha önceleri onay verdiği girişe, daha sonra karşı çıkıp ve bölgeye gelip çöreklendiği ve tuz fırtınasının yaşandığı yıllardı... Ortadoğu'ya filin girdiği gibi girdiği yıllarda Türkiye'de de işler karışmıştı... Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay istifa etmiş, yerine Org. Doğan Güreş gelmişti...
 
Türk Ordusu'nun K.Irak'a girmesini isteyen Özal'a tepki olarak  Org. Torumtay'ın da istifa ettiği bilgisi gündeme düşmüştü...
 
Daha sonraları yaşananları Baş Başa programıma konuk olarak doğrulayan  Doğan Paşa'ya sormuştum... Demişti ki;
 
- Komutanları toplayıp durum değerlendirmesi yaptım...  Özal direnmeye devam ederse benim de istifa etmem gerektiğini anladım... Ve Özal'a gittim... Ne düşünüyorsun Paşa? Diye sorunca, “fikrinizde değişiklik yoksa istifam cebimdedir, değişmişse düşüncelerimi söyleyebilirim” dedim... Kararlı olduğumu gören Özal, vazgeçtiğini söyledi...
 
Yani, Org. Güreş Paşa'nın “ tak der, şak yaparım” sözünden yola çıkarak adını Tak-Şak Paşa'ya çıkartanlar, ne demek istediğini bir türlü anlamak istemedi...
 
***
 
Ve Saddam, Kuzey Irak'taki 300 bin kadar Kürt'e helikopterlerle saldırı başlatmıştı... Ve Türkiye sınırına bugünkü gibi olağanüstü bir yığılma başlamıştı... Mehmetçik ekmek taşıyor ve her türlü yardımı yapmasına rağmen o dönemde bir Fransız gazeteci 'Mehmetçik peşmergelerin ekmeklerini çalıyor” diye haber yapmıştı...
 
Biz de, Zaho, Süleymaniye, Sersengi, Dohuk bölgelerinde savaş muhabirliği yapıyorduk... Haberleri ve fotoğrafları Habur'dan giriş yapıp Silopi'deki otobüslerle istanbul'a gönderirken, batılı gazeteciler otellerdeki telefonlara bağladıkları dizüstü bilgisayarlarıyla haber ve fotoğraf geçiyordu...
 
***
 
Ve Çekiç Güç Silopi'de karargahını kurmuş, başında Amerikalı bir albay vardı...  Güreş Paşa, batı basınında çıkan haberler üzerine, Uğur Mumcu, Güneri Civaoğlu, Şakir Süter, Yavuz Donat, Yalçın Doğan ve çok sayıda gazeteciyi bölgeye getirmiş bütün gerçekleri yerinde izlettirmişti...
 
Tabii ki,batı basının büyük bir yalanı da ortaya çıkartılmıştı...
 
Tıpkı bugünlerdeki gibi...
 
Çekiç Güç karargahına geçmiştik... Doğan Paşa ve beraberindeki komutanlar içeriye alındı ama heyetteki gazeteciler ve bizler Amerikalı subaylarca içeri alınmayınca, “Kimin toprağında kimi içeri almıyorsunuz?” Diyerek çok sert tepki gösterdiğini unutamıyorum...
 
***
 
Demokrasinin sınırları içinde kalabilmeyi başarabilmiş, sonra da siyasette hizmet etmeyi düşünmüş Doğan Paşa'nın ismi 28 Şubat'lı yıllarda kışladan silindiğinde üzülmüştü...
 
Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel'den, Doğan Paşa'nın adını yeniden aynı kışlaya vermesini bekliyoruz... Ve Doğan Paşa geçtiğimiz gün vefat etti... Yani, iyi bir adam daha atına binip gitti...
 
Ne gariptir, yine ülkemizin sınırına dayanmış yüzbinlerce Kürt  var... Savaş kapımızda bekliyor... Yine, birileri Türk Ordusu'nu bataklığa çekmeye çalışıyor... Tuz fırtınalarına bizi dahil etmek istiyor, kimbilir belki de toz olabilmek için...
 
Oyuncular farklı, senaryo ve film hep aynı...