Gazetevatan.com » Yazarlar » Tahta Atlar

Tahta Atlar

04 Ekim 2014 Cumartesi


Ve bugün bayram...
 
Lakin, gittikçe anlamsızlaştırıyoruz...
 
Sadece, bir hayvanın kafasının kesildiği, kanının akıtıldığı, etinin dağıtıldığı ve bir kaç akraba ziyaretinin yapıldığı gün değildir...
 
Telefon mesajlarıyla kutlanıp geçiştirilen...
 
Klişeleşen sözler...
 
Çalmayan telefonlar...
 
Tatile çıkışlar...
 
Ve yollara dökülüşlerden ibaret değildir bayram...
 
***
 
Ve bugün bayram...
 
Lakin, gittikçe değersizleştiriyoruz...
 
İslam coğrafyası kana bulanmış...
 
Belki de büyük bir savaş kapıda bekliyor...
 
Bir hayvanın kafasını keser gibi insanların başları kesiliyor...
 
Şeytan taşlanır gibi kentlerin üzerine bombalar yağıyor...
 
Ve aşağıda binlerce masum insan ölüyor...
 
***
 
Kurşunlanan camiler, türbeler...
 
Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkıyla yapılan köprüler, yollar ve okullar yıkılıyor...
 
Nehirler kan akıyor...
 
Necip Fazıl’ın deyişindeki gibi;
 
“Ölüm ölene bayram, bayramda sevinmek var;
 
Oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var”
 
Ve o tahta atlara binildiğinde, gidilecek yeri bilmeyen var mı?
 
O hesap gününü hatırlayan kalmadı mı?
 
***
 
Ve bugün bayram...
 
Lakin, gittikçe gayesinden uzaklaştırıyoruz...
 
Ramazan’a “Şeker”, Kurban’a “Et” bayramı diyerek gayeden habersizce yaşadıklarının farkına varabildiler mi?
 
Zamanın keskin bir yüzünde söylenmemiş şarkılardan habersizce geçip giden hayatlar...
 
Ve diğer yüzünde vaveylalar eşliğinde savaştan kaçanlar...
 
Yüzbinlerce kadın ve kucağında bebekler ve kilometrelerce yol yürüyen çocuklar...
 
Kendi topraklarına kavuşmanın heyacanı değil, kaçıp kurtulabilmenin sevinci yaşanıyor hudut boylarında...
 
Bombalar düşüyor...
 
Kurşunlar yağıyor...
 
“Vurun ulan vurun ha” diyen Ahmed Arif’in sahipsiz kalmış isyanı...
 
Vurarak, keserek insanların tükeneceğini sanıyorlar...
 
Bilmiyorlar ki; kendi çocuklarının ölüm fermanlarını yarınıh meçhul günlerine postalıyorlar...
 
Allah’ın böylesine vahşi, çirkin, hain, kalleşce yapılan savaşlara ihtiyacı yok...
 
Ve İslamiyet’in...
 
***
 
Vuslat vakitlerinden tufana yakalananların ellerinde kuru bir ekmek...
 
Cellat gözlü medeniyetler hüküm sürüyor hala...
 
Ve vurulan bebekler, çocuklar...
 
Belki de tükendi son umutlar...
 
Yusuf Hayaloğlu’nun “Yoruldum anlamsızım” deyişindeki gibi anlamsızlaşıyor bayramlar...
 
Ve bugün bayram...
 
Biraz durup düşünmeli insan...
 
Ve Müslüman!
 
Tahta Atlar unutulmuş gibi...