Gazetevatan.com » Yazarlar » Demiyor muyuz?

Demiyor muyuz?

01 Ekim 2014 Çarşamba


Irak'ta, Suriye'de cinayetler işleniyor...

Ve dünya neden seyrediyor? Diye sormuyor muyuz?

Mısır'da demokrasi darbeyle rafa kaldırıldı..

Tahrir Meydanı'nda binlerce kişi kurşunlara dizildi...

Filistin'de 16 gazeteci öldürüldü...

Çocuklar ve kadınlar alçakça katledildi...

Demiyor muyuz?

***

Birleşemeyen Milletler seyretti..

Dünya, çifte standardın zirvelerinde gezinmeye devam ediyor... Küresel vicdan çürüdü mü? Diye sormuyor muyuz?

Kararlar bir kaç efendi ülkenin iki dudağı arasına sıkışıp kalmış...

Demiyor muyuz?

Filistin'de 2 bin, Suriye'de 200 bin insan katledildi...

Kimyasal silah kullanıldı...

Çocukların cesetleri camileri doldurdu...

Küçük elleri, küçük gözleri, küçük ayakları ve küçük kalpleri vardı onların...

Büyüklerince korunması gereken o küçük  yavrular katledildi...

Demiyor muyuz?

***

Buda heykeli, aç kalan üç panda, kanadı kırılmış üç karga, petrole bulanmış beş kuş için dünyayı ayağa kaldırıp Afganistan'da, Irak'ta soluğunu alan ve ortalığı yangın yerine çevirenler, 200 bin insanın katliamı için derin düşüncelere dalanlar toplanıp toplanıp dağılmıyor mu?

Ve ortada ciddi bir adım yok..

Demiyor muyuz?

Terörün dini ve milleti olmaz...

140 bin mülteci sınıra dayanmış, 1,5 milyon Suriyeli göç edip topraklarımıza gelmiş, kentlerimize dağılmış...

Dilencilikle güne başlayan binlerce çocuk sokaklarımızda, caddelerimizde dolaşıyor...

30 yıldan beri terörden 30 bin canı yanmış bir ülkeyiz...

Ve hala da yanmaktayız...

Teröre göz yuman değil, terörden gözünü açamayan bir haldeyiz...

Demiyor muyuz?

***

O halde,  bütün dediklerimizi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BM'de, Dünya Ekonomik Forum toplantısında herkesin gözünün içine sokarcasına, kulağını patlatırcasına söylemedi mi?

Ve zulümleri...

Katliamları...

“Dünya beşten büyüktür!” diyerek beş kafadar devlete kafa tutmadı mı?

Dünya basını neden körleşti?

Ve sağırlaştı?

Halkın ve halkların dramını, acısını anlatan, duyuran, karşı duran ve emperyalizme geçit vermeyen liderler aramıyor muyduk?

Barış adamı ilan edilebilmek için, ayrımcılık karşıtlığıyla bilinen Mandela gibi 27 yıl hapishanede kalmak mı gerekiyor?

***

Biz, sabahtan akşama kadar kendi aramızda konuşup duruyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz, bağırıyoruz, seyrediyoruz ve sorular soruyoruz...

Lakin, birbirimize diyoruz...

Başka kime diyebiliyoruz?

Biri çıkmış dünyaya haykırıyor, niye hafife alıyoruz ki!

Ne dediğimizin anlamı yok, kime ne diyebildiğimizin daha çok değeri var...

Değersizleştirme, itibarsızlaştırma kafasıyla bir ömür tüketmenin kimseye faydası yok...  Artık, doğruların buluştuğu asgari müştereklerde birleşmenin zamanıdır...

Yoksa, beş kafadar devletin merhametine kalırız...