Gazetevatan.com » Yazarlar » Karanlık geceye yolculuk

Karanlık geceye yolculuk

16 Temmuz 2014 Çarşamba


Özal diyordu ki;                                
 
- Gün gelecek herkes ekonomi konuşacak!
 
Önceleri, liberalizme giden yolun bir sloganı gibi
 
kulağa gelen anlamsız gelen sözün üzerinden yıllar geçtikçe ne demek istediğini daha iyi anladık...
 
Anladık ki, bizlere “Yeni Dünya” ve “Yeni Türkiye” nin gelecekte nasıl şekilleneceğinin işaretlerini vermiş...
 
“Alın teri, göz nuru, kemer sıkma, tasarruf” türü stratejilerle yeni dünyanın aktör bir ülkesi olamayacağımızı anlatmaya çalışan Özal’ı yeni anlıyor gibiyiz...
 
Evet, artık herkes ekonomi konuşuyor!
 
***
 
ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, İsrail, ekonomik gücün getirdiği küstahlığın vermiş olduğu rahatlık yüzünden dünyaya parmak takmış oynatıyor...
 
Dünya onlar için bir çocuk parkı...
 
Ülkeler birer oyuncak...
 
İnsanlar, plastikten kurşun asker...
 
Özal’dan bugüne Türkiye ve dünyanın nereye geldiğini anlamak için büyük bir muhasebeye ihtiyaç var...  Ve bağımsız bir göze sahip olmak ve daha da önemlisi insafa gerek var!
 
***
 
Değişim rüzgarlarını kaçıran ülkeler köleleştirilmeye mahkum... Ama rüzgara kapılınca da unutulan tek şey; orjinal kalamamak...
 
İnsan, kullandığı araçları, yatları, katları, teknik cihazları değiştirdikçe değişimi yakaladığını sanıyor...
 
Bilinmeli ki; şekillerle uğraşanlar şekillerde kalmaya mahkumdur... Mana adamı olamadıktan sonra şeklen değişmenin sonucunda varılacak yerin son durağı iki metrelik çukurdur...
 
Orjinalitesini kaybeden sıradanlaşır...
 
***
 
Fikir, şiir, roman ve düşünce adamı kalmadı...
 
Varsa yoksa polemik...
 
Ve siyaset...
 
Üzerinde yıllarca düşünülmüş düşüncelerini piyasaya süren dava adamları son otuz yıldan beri adeta uzaklara yelken açmış... Hemen her gün etrafımızdakilerin orjinalitesini kaybettiğine şahit oluyoruz...  Orjinalitesini kaybeden sahteleşir, değersizleşir gerçeği bilinmeli...
 
Bu ayrıntıyı daima unutmaya çalıştık...
 
12 Eylül darbesinden bu yana 34 yıl geçmiş...
 
Güya, darbelerle hesaplaşıldı...
 
34 yıldan beri bu topraklarda bir Necip Fazıl, Cahit Zarifoğlu, S.Ahmet Arvasi, Tarık Buğra, Ahmet Kabaklı, Cemil Meriç, Fethi Gemuhluoğlu, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Ömer Lütfü Mete, Oğuz Atay ve Nazım Hİkmet, Cemal Süreyya, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Atilla İlhan, Ahmet Erhan, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil gibi kendisini bir davaya adayan şair ve fikir adamı yetişmemişse ekonomi herkesi teslim almış demektir...
 
Yetişmiyor, yetişmez de... Her iki tarafın kalabalıkları sokaktaki ekonomik piyasaya yenik düşmüş... Dışarıda gürül gürül akan bir dünyada ayakta kalabilmek, namerde muhtaç olmamak için çuvalla para kazanmak gerek...
 
Yiğitlik para etmiyor...
 
***
 
Cemil Meriç hasta yatağında feryat ederek demişti ki;
 
-Boşuna bağırıyorum sağ okumuyor!
 
Bugünleri görebilseydi sözlerine solu da ilave ederdi...
 
“90’larda muhafazakar kesimde düşünce ortamı daha canlıydı” diyen Fehmi Koru ise;
 
- İktidar olup güç elinize geçtiğinde farklı bir insana dönüşürsünüz... Muhafazakar kesimde gücü gördükten sonra bocalayanlarda var, kendini hala mağdur hissedenler de
 
Ve bugün içerisine düşülen çıkmaz sokağı tarif ediyor;
 
-Sosyolojik bir dönüşüm yaşanıyor!
 
Bu dönüşüm, değişim içerisinde artık “mağdur” kalmadı... Dram kalmadı... Tutanamayanların yokluğu, açlığı, sefaletinden de iki satırlık bir şiir çıkmıyor...
 
Rakamlara teslim olan akıl ve ruh sürekli ekonomi ile meşgul...
 
Kelimeler bu yüzden tutsak...
 
***
 
“ İktidara yapılacak en önemli eleştiri kültür siyasetini ihmal etmeleri. Yollar, köprüler yapmakla ilgilendiler ama kültürle hiç ilgilenmediler.” diyen Fehmi Koru yeni yapılan camilere dikkat çekerek şunları söylüyor;
 
-Estetik açıdan çoğu felaket durumda...
 
Fehmi Koru haklıdır ama estetik kaygısından uzaklaşmamızın tarihi yeni değil iki yüz yıl öncesine dayanır... Pertevniyal Lisesi, Sultanahmet Cezaevi, Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Hidiv Kasrı, İstanbul Erkek Lisesi’ne, Süleymaniye, Selimiye, Sultanahmet ve Ayasofya’ya bakıp da bu kadar estetikten uzak düşünceyle yapılanları gördükçe felaketin boyutu daha iyi anlaşılıyor...
 
Kaybettiklerimizi aramalıyız... 
 
***
 
Prof. İlber Ortaylı’ya Baş Başa programımda sormuştum;
 
- Osmanlı’nın geri kalmasına matbaanın geç keşfedilmesi neden olmuştur, iddialarına ne diyorsunuz?
 
Canlı yayında bir kahkaha atıp bence tarihe geçen şu sözlerini söylemişti;
 
-Şimdi keşfetmişsiniz de ne basıp ne okuyorsunuz?
 
Evet, kısacası karanlık geceye yolculuk devam ediyor...
 
Biter ve geçer elbet diye umut ediyoruz...