Gazetevatan.com » Yazarlar » Değişmeyen şeyler...

Değişmeyen şeyler...

09 Temmuz 2014 Çarşamba


“Değişim” masallarını ezberleyen sokaktaki çocuklar bağırıyor;

-Dünya değişiyor!

Sahiden, değişiyor mu?

***

Dünya mı, yoksa üzerinde yaşayan insan mı değişiyor?  Paranın efendileri; arabaları, uçakları, telefonları, buzdolapları, televizyonları, vapurları, çarşıları, binaları, mobilyaları değiştirdikçe,  sattıkça ve insanları ‘iş’ adı altında köleleştirdikçe dünya değişmiş oluyor!

Suç hiç değişmiyor...

Bu kadar modernizme, değişime ve uzaya gidilmesine rağmen; savaşlar, hırsızlıklar, yalanlar, iki yüzlülükler, siyasetler, iktidarlar, muhalefetler, bankalar, üniversiteler, öğrenciler, sendikalar, işçiler, memurlar, hastaneler, doktorlar, hakimler, savcılar, polisler, sporcular, taraftarlar, askerler, gazeteciler, okuyucular, sapıklar, katiller, şeyhler ve müridler değişmiyor...

Neden?

Oysa, herkesin dilinden düşürmediği bir değişim masalı var... Lakin, masallar o kadar farklı ve çelişkili ki!

***

Birinci masal, Çetin Altan’a ait...  Diyor ki;

“Geçmişin savaş, kan, vahşet dolu, buram buram ihtiras tüten ilkelliğinin sona ereceği çağın başındayız gibi görülüyor.İnsanlığın kabuk değiştirdiği bir çağ olacak bu.Bu çağı yaşayacak olanlar büyük bir değişimin gerçekleşmesine tanıklık edecek.Büyük ihtimalle ‘yeni insan’ denilebilecek bir insan tipinin çağı olacak gelecek yüzyıl.”

Ortadoğu ile Afrika ülkelerindeki savaşlardan, terörden, göçlerden, açlıktan, Afganistan ve Pakistan’daki katliamlardan kimsenin haberi yok galiba...

Yangın yerine dönmüş dünyadan bu kadar habersiz olmak düşünce derinliğinin yeni bir seviyesi mi!

Ki çevirenler de Batılı efendiler, yani uzaya gidenler...

***

Son yüzyıldaki suçlar tarihine bakıldığında insan yani, “Yeni insan” belki de bu kadar vahşileşmemişti... Çünkü; atomu, bombaları, tankları, uçakları, savaş gemileri, denizaltılarını daha yapmamış ve uzaya gitmemişlerdi... Bu imkansızlıklarından dolayı belki de bu kadar vahşileşemedi... İnsanoğlu imkanlarını geliştirdikçe daha da vahşileşiyor...

İnsan; her geçen gün biraz daha yoldan çıkmış medeniyetlerin yolcusu haline geliyor...

Kimse farkına varıyor  mu?

***

İkinci masal Amin Maalouf’a ait...  “Pusulasız bir halde girdik yeni yüzyıla...” diyor ve devam ediyor;

- Zaferler ve yenilgilerle, mücadele ve geri çekilmelerle geçen, ama hayallerinden, umutlarından, düşüp düşüp ayağa kalkmalardan hiç vazgeçmeyen bir yüzyılı arkadabıraktık. Ama yeni yüzyıl yaklaşırken, insanın elindeki pusulalar birer birer düşüp kırıldı sanki ve şu anda, yıldızsız bir gecede, bir cangılın içinde kaybolmuş gibiyiz. Peki pusulayı yeniden bulabilecek miyiz?

***

Evet, bu sorunun cevabı bilinmiyor...

Değişen eşyalar, değişmeyen ise insanlar...

Çünkü, farklılıklara yaklaşım hala düşmanca, barbarca ve küstahca...

Ve tahammülsüzlük zirvelerde geziniyor...

“Eski insan” ve “Yeni İnsan”  arasındaki fark ne imiş? Kullandığı cihazlar, araçlar ve telefonlar ile gökdelenler mi? Yoksa uzaya gidişleri mi?

Değişen bir şey yok aslında!