Gazetevatan.com » Yazarlar » Nehirlere bırakılan mektup

Nehirlere bırakılan mektup

28 Haziran 2014 Cumartesi


Ve bugün Mübarek Ramazan ayının ilk günü...
 
Oruç, aç kalmak değildir... Susmak, durmak, düşünmek ve geçen bir yılın muhasebesini yapmaktır...
 
Ne acıdır ki; İslam coğrafyası bu duygulardan çok uzak bir yerlere savrulmuş, belirsizliğin kucağına oturmuş, fitne oyunlarına yenik düşmüş, yetmiş üç fırkaya bölünmeyi başarmış, yaşadıklarından ders çıkartamamış, güçlerin iplerini elinde tutan efendilerin kuklası haline gelmiş ve asıl gayenin ötelerinde gezinmeye başlamış...
 
Ve İslam coğrafyası, Afrika’daki safari merkezine dönüştürülmüş... Av mevsimi  denilen günler yaşanıyor... Silahlar böylesine kutsal günlerde dahi susmuyor...
 
Düşmanını dahi tanıyamayacak kadar körleştirilen kalabalıklar, camileri, türbeleri yıkıyor... Bebekleri, çocukları, kadınları ve insanları katlediyor...
 
***
 
Güçlerin, terörize ettiği kalabalıkların ellerine tutuşturulan silahlarla kentler yağmalanıyor...
 
Suriye’nin Rakka kentinde Veysal Karani Hazretleri’nin türbesi IŞİD militanları tarafından bombalanıyor, kimseden ses çıkmıyor...
 
Ve bazı istihbarat kaynaklarının iddiaları ortalığa saçılınca kafalar karışıyor... İddialardan biri de, IŞİD teröristlerinin Rakka kentindeki sorumlusunun İngiliz ajanlarından Ebu Seyf lakaplı Racksee’nin olduğu...
 
Yani, Ortadoğu’da Lawrence günleri hiç bitmiyor ki!
 
***
 
Osmanlı Devleti’ni tasfiye edenler, mallarını paylaştı yetmedi, şimdi de bölgedeki halkları birbirine düşürme operasyonu yaptırıyor...
 
Bin yıldan beri İslam coğrafyası; sadıkları ihanete, hainleri sadakate davet etme hastalığından kendisini kurtaramıyor!
 
Batılı efendiler, kendilerine yeni açık pazar ülkeleri arıyor... Silah, kurşun, bomba, füze, tank, uçak, helikopter, mayın fabrikaları para kazanıyor...
 
İnsanlar öldükçe, kentler yağmalandıkça, bombalandıkça, evler yıkıldıkça, araçlar yakıldıkça batılı efendiler para kazanıyor...
 
Petrol fiyatları yükseliyor...
 
İnsanlar herşeyini bırakarak sınır boylarına kaçıyor... Aç ve susuz yüzbinlerce insan hudut boylarında  yaşıyor, belki de ölümü bekliyor...
 
Yaşamanın kıyısında yaşamanın ne olduğunu, kaç insan anlayabiliyor?
 
Batılı efendiler, her geçen gün kendi aralarında birlik ve beraberliğe yeni adımlar atarken, İslam coğrafyası her geçen gün daha da birbirinden kopuyor ve nehirler kan akıyor...
 
***
 
Ve bugün Mübarek Ramazan ayı... Bin asırlık tarihin muhasebesini yapma günü...
 
İftar sofralarına otururken, sokaklarımıza kadar düşmüş Suriyeli çocukları, anneleri ve İslam coğrafyasında öldürülen insanları düşünmek lazım...
 
Oyun içindeki oyunlara aldanmak gelenekselleştirildi... Ve ayakta kalan, son ülkenin kıymetini bilmek lazım!
 
Nehirlere bırakılan mektuplardaki feryatları okuyan var mı?