Gazetevatan.com » Yazarlar » Asileşen kentler üzerine...

Asileşen kentler üzerine...

09 Mayıs 2014 Cuma


Şehirler büyütülmüş, büyütüldükçe insanlar küçülmüş... Mahalleler, sokaklar kaybolmuş...

Ve komşuluk, esnaf kültürü erozyona uğramış...

Gökyüzüne meydan okurcasına yükselen gökdelenler, hayatı otelleştirmiş...

AVM’ler, cafe’ler, mega marketler ve oteller, “buluşma ve gezi” merkezlerine dönüşmüş... İşe gidiş, eve dönüş yolunda geçen hayat rutinleşmiş... Ve insan “rutinleşen ikilem” arasında sıkışıp kalmış...

Rutinleşen ikilemin vazgeçilmezine trafik kendiliğinden dâhil olmuş... Kaos üçgeninde geçip giden bir hayat artık şehir insanlarının kaderi olmuş...

Büyükşehirleri kaoslaştıran tek amaç ise; para...

“Yok olmak ve kaybolup gitmek korkusuyla” yaşayanların suç dosyalarının kabarık olmasının nedeni, kazanma hırsına yenik düşüşleridir...

Statülerini eşitleyebilmek uğruna sosyal kutuplaşmaların esiri olmuş insanlar gittikçe kalabalıklaşıyor!

***


Statülerini eşitleyebilmek uğruna kentleri anlamsızlaştıran, kimliksizleştiren ve yaşanmaz kılanlar yüzünden, şehirler yorgun düşürüldü...

Büyükşehirlerde yaşam üçgen bir akvaryum içerisine sıkışmış... Ve büyükşehirler, “tutunamayanlar veya tuttuğunu kopartanların” adresine dönüşüvermiş... Soruyorlar;

- Bu kentler hangi medeniyetten besleniyor?

***


Yeni Türkiye’nin yeni kuşaklarının ruhunu lüks yaşamak arzusu işgal etmiş... Ve bu arzu ruhlarında, nirvanalaşmış...

Ve gittikçe, yetinmeyenler topluluğuna dönüşmekteler... Hayalleri zirveden başlıyor...

Büyük kentler, hayalleri de büyütmüş...

İhtiyaç listeleri her geçen biraz daha kabarıyor...

Tüket, tükettikçe tüken...

Diyorlar ki;

- Dünyada statülerin eşitlendiği bir çağ olmayacaktır!

Eşitlik, bir masaldır...

Ve bir ütopya...

***


“Kentler, kâr ve sermaye birikiminin adreslerine dönüşmüş” diyen Prof. David Harvey, “Asi Kentler“ kitabında diyor ki;

- Hedefim, maruz kaldıkları kent yaşamının niteliklerine ve siyasi ve ekonomik iktidarın, insanların ihtiyaçlarını tatmin etmek yerine kendi arzu ve ihtiyaçları doğrultusunda (kâr ve sermaye birikimi için) şehirler inşa etmeye dair hegemonik bir hak iddiasında olma yöntemi göz önünde tutulursa, ortaya çıkan sınırlı seçeneklere dair ciddi soruları olan herkes için bir kitap yazmaktı.

Ve bu gidişle kentler ve insanlar asileşiyor!