Gazetevatan.com » Yazarlar » Bin rakımlı tepe...

Bin rakımlı tepe...

26 Nisan 2014 Cumartesi


Bin rakımlı tepeye kimin çıkacağının derdiyle meşgul ediliyor bu ülke... Bin rakımlı tepeye kim çıkacak veya kimin çıkması gerekir tartışmalarıyla gün tüketilirken, Rusya, Kırım’ı sınırlarına dâhil etti...

Putin, Kırımlı Tatar Türklerin efsane lideri ve milletvekili Mustafa Cemiloğlu’nun Kırım’a girişini yasakladı... Yani, Cemiloğlu kendi yurduna giremeyecek!

Güç demokrasisi dedikleri galiba böyle bir şey...

***


Dünyaca ünlü Kırımlı roman yazarı Cengiz Dağcı’yı hatırladık... Londra yakınlarında yaşıyordu ve üç yıl önce evinde öldü...

Bakan Davutoğlu’nun çabalarıyla Kırım’ın Yalta şehrindeki doğduğu köy Kızıltaş’a götürülmüş ve defnedilmişti...

“Yurdunu Kaybeden Adam” romanıyla büyük bir zulmü dünyaya anlatan Dağcı, yurdunda ölmek istiyordu ama yurdundaki mezarına zor kavuşabilmişti!

Kimseler bilmedi...

***


1915 olayları için Başbakan Erdoğan, 9 dilde taziye yayınladı... Artık, geçmişte kalan ve biriktirilen öfke ve kini bugünlere taşımanın dünya barışına bir katkısı olmayacağını anlatmaya çalıştı...

Anlamak istemeyenler yine çoğunluktaydı...

Başta, diaspora...

***


Erivan’da ise Türk bayrağı yine yakıldı...

ABD Başkanı Obama yine “büyük felaket” dedi...

İkinci Dünya Savaşı’nda 73 milyon asker ve sivilin öldürüldüğünü hiç kimseye hatırlatmıyor!

Atom bombasını Japonya’nın iki kentine biz mi attık? Kimse, Amerika’yı soykırım yapmakla suçlayamıyor...

İkinci Dünya Savaşı’nda 23 milyon Rus’u biz mi öldürdük?

Asala terör örgütünü biz mi kurdurduk?

Sarıkamış’ta 90 bin askerimiz buz adamlara dönüşürken ve dağların eteklerinde şehit düşerken, kim bizden özür diledi?

Ağaç mıydı, robot muydu onlar?

Yığınla soru askıya alınmış!

***


Biz ne kadar ezber bozuyorsak, bozmaya çalışıyorsak, onlar da o kadar ezberledikleri şarkıları inatla söylemeye devam ediyor...

Dert başka...

Dert, bin rakımlı tepe...

Ve 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmak... Ülkeyi biraz daha karıştırmak!

***


Prof. Justin McCarthy, iki defa Baş Başa programıma konuk olmuştu... Ölüm ve Sürgün eseri üzerine konuşmuştuk... Demişti ki;

- Ermeni soykırım iddialarını kabul etmiyorum... Ermenilerin öldürüldüğünü kabul ediyorum ama çok daha fazlası Türk ve Osmanlı öldürülmüştür... Bunu da eserlerimde belgeler ışığında ispatladım... Kısacası, 1915 her iki millet için de acılı bir dönem olmuştur...

***


Bizi 1915 yılına götürmek isteyenler, Irak’taki savaşta 1 milyon Müslüman öldürüldü... Suriye’de yüz binlerce insan katledildi... 1957 yılında Paris’teki olaylarda binlerce Cezayirli sokaklarda öldürüldü ve cesetleri Sen Nehri’ne atıldı...

Sırpların yakın dönemde yaptıkları katliam ne çabuk unutuldu?

Filistin’de 20 bin askerimizi krizol havuzlarına atıp da kör eden İngilizlerin yaptığı vahşetin filmi niçin çekilmiyor?

Bunlar, soykırım değil de nedir?

***


Sahi, bin rakımlı tepeye kim çıkıyordu?