Mehmet Dişli'ye 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

AA |  20 Haziran 2019 Perşembe - 11:17 | Son Güncelleme : 20 06 2019 - 11:17

Sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tümgeneral Mehmet Dişli, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.


Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimini  yöneten sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tümgeneral Mehmet Dişli'ye, 141  kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.  Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları  Kampüsü'nde görülen 224 sanıklı Genelkurmay çatı davasında karar açıklandı. Sanıklar arasında yer alan sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski  tümgeneral Mehmet Dişli, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına  çarptırıldı.
 
 Dişli, FETÖ'nün hain darbe girişimine kadar tümgeneral rütbesiyle   Genelkurmay Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanıydı. Darbe girişiminden önce Genelkurmay karargahındaki odasında eski albay  Orhan Yıkılkan ve eski yarbay Levent Türkkan'la darbe girişimine yönelik plan  yapan Dişli, toplantıda darbe girişimi sırasında Hulusi Akar'la görüşeceğini ve  darbe faaliyetinin başına geçmesini isteyeceğini söyledi. Akar'ın kabul etmesi  durumunda Genelkurmay 2. Başkanının da Akın Öztürk olacağını dile getirdi.
 
Toplantıda, gece yarısı saat 03.00'te başlayacak darbe eylemleri için  saat 02.30'da  Genelkurmay Başkanının konutunda buluşulması kararlaştırıldı. 15 Temmuz akşamı saat 20.07'de karargahtan ayrılarak evine giden  Dişli, darbe girişiminin öne çekilmesi üzerine, Akar'ın başdanışmanı Orhan  Yıkılkan'ın telefonunun ardından saat 20.46'da şahsi aracıyla karargaha döndü.  Yanına tabanca ve 2 bin 650 ABD doları alan Dişli, kapılardan yaka kartını  okutmadan geçerek, komutanlık makamına çıktı.
 
Dişli, karargahtaki FETÖ mensubu askerlerle yüz yüze görüşmeler  yaptıktan sonra Genelkurmay Başkanı Akar'ın makamına girdi. Masasında çalışan  Akar'ın karşısındaki sandalyelerden birine oturan Dişli, önceden yazdığı notları  çıkartıp, "Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar  yola çıktı. Biraz sonra göreceksiniz." dedi.
 
 Akar, bunun üzerine Dişli'ye "Ne diyorsun ulan sen? Ne operasyonu? Sen  manyak mısın? Sakın ha" şeklinde tepki gösterdi. Akar'ı, ihanet girişiminin  başına geçmesi için ikna edememesi üzerine Dişli, makam odası dışında bekleyen  ekibe müdahale emri verdi.
 
  Odaya giren Özel Kalem Müdürü Ramazan Gözel, eski albay Orhan  Yıkılkan, emir subayı eski yarbay Levent Türkkan, emir subayı yardımcısı eski  yüzbaşı Serdar Tekin ve eski astsubay Abdullah Erdoğan, Akar'ı derdest etti. Bu  esnada Türkkan, Orgeneral Akar'a silah doğrulttu. Kelepçelenen Akar, daha sonra Dişli'nin de bulunduğu helikopterle  Akıncı Üssü'ne götürüldü. Orgeneral Akar’ı üste kapatıldığı odada göz hapsine alan Dişli, ara  sıra koridora çıkıp, Genelkurmay karargahındaki darbecileri telefonla arayarak  gelişmeler hakkında bilgi aldı.
 
Darbe teşebbüsünün başarısızlığa uğrayacağının anlaşılması üzerine  ümitleri tükenen FETÖ mensubu askerler, Akar'ı serbest bırakmak zorunda kaldı.  Bunu fırsat bilen Dişli de Akar'la aynı helikoptere binerek, Çankaya Köşkü'ne  gitti. Başbakan Binali Yıldırım'la görüşmeye giden Akar'ın, güvenlik  görevlilerine gece boyunca şüpheli hareketler sergilediğini bildirdiği Dişli  gözaltına alındı.
 
 Dişli, ilk ifadesinde, olay günü çalışmalarına ilişkin bilgi sunmak  üzere Akar'ın makamına gittiğini, darbecilerle birlikte hareket etmediğini,  yanında tabancasının bulunmadığını iddia ederek, "Bana, 'Sana güvenir, sen ikna  edersin, yoksa ikinizi de paketleyip götüreceğiz' dediler. Bana uçakların havada  olduğunu, sıkıyönetim emrinin yayımlandığını söylediler. Bütün komutanların bunun  içinde olduğunu söylediler. 'Olmayanları şu anda alıyoruz. Zaten tutuklanıyorlar'  dediler. Beni, komutanın (Orgeneral Akar) odasına soktular." beyanında bulundu.  Akar ile helikoptere bindirilerek Akıncı Üssü'ne götürüldüğünü ileri  süren Dişli,  mağdur olduğunu iddia etti. Dişli'nin 15-16 Temmuz gecesi diğer darbeciler Orhan Yıkılkan, Doğan  Öztürk, Ramazan Gözel, Bünyamin Tuner, Tahsin Kaya ve Levent Türkkan ile birçok  kez telefonda görüştüğü belirlendi.
 
Savcılar, karargahta yaptıkları aramalarda Dişli'nin çantasını  odasında değil, komuta katıyla aynı katta olan Genel Sekreterlik İdare Şubesinin  yanındaki büyük yazıcının alt tarafında gizlenmiş olarak buldu. İfadesinin aksine  tabanca ve 2 bin 650 dolar da çantadan çıktı.Komuta katına silahla girilemeyeceğini bilmesine rağmen tabancasıyla  komuta katına kadar giren Dişli, inkar ve yalanlarını mahkemede de sürdürdü.
 
Dişli, mahkeme huzurunda, Akar'ın makam odasına girerek, "Komutanım,  operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra  göreceksiniz" ifadelerinin, "Komutana arz için odasının önünde beklediği sırada  başına silah dayayan sivil giyimli iki kişi tarafından kendisine dikte edildiği"  yönünde savunma yaptı.
 
 Mehmet Dişli'nin beyanı şöyleydi: "Bunlar iki kişiydiler, sivil giyimliydiler, uzun namlulu bir silahtı.  Birinin üzerinde siyah hücum yeleği veya çelik yelek türü bir şey vardı. Beni yan  tarafa bir yere çektiler. Burada önüme iki üç kart ve bir kalem koyup, 'Komutana  bunları arz edeceksiniz' diye bana birtakım şeyleri dikte ettiler. Silahlı  kuvvetler duruma el koydu, yurtta sulh konseyi kuruldu... Biri bir şey söylüyor,  diğeri bir şey söylüyor. İşte yurtta sulh konseyi kuruldu, birazdan konsey  üyeleri buraya gelecek, canlı yayın olacak, Sayın Cumhurbaşkanı yakalanmış  olacak. Ellerinde WhatsApp gibi bir şey vardı, buradan göstereceğiz, komutan da  bizimle olsun falan..."
 
"Akar’ın kendisini yanlış anladığını" savunan Dişli, "Sayın  Genelkurmay Başkanı ile aynı akıbete uğrayarak, kendi iradem dışında silahlı  tehditle Akıncı Üssü'ne götürüldüm." iddiasında bulundu.
Dişli, "Orgeneral Akar'ın odasına yalnız girdiğini" belirtmesi üzerine  kendisine yöneltilen, "Nasıl olsa yanınızda kimse yok. 'Komutanım, dışarıda  silahlı iki kişi bana bunları yazdırdı, tehdit ettiler, böyle bir şeyden  bahsediyorlar' demediniz mi?" sorusuna karşılık, "O şokun etkisindeyiz.  Genelkurmay Başkanının makamına 2 metre mesafede başıma bu iş geldi. O an hangi  sırayla ne söylediğimi hatırlamıyorum." şeklinde savunma yaptı.  Mehmet Dişli, söz konusu iki kişiyi tekrar görmediğini de öne  sürdü.
 

ETİKETLER