Mahir Ünal'dan tartışılan görüşme açıklaması: Küçükkaya sadece telefonla görüşeceğini söyledi

AA |  19 Haziran 2019 Çarşamba - 13:08 | Son Güncelleme : 19 06 2019 - 15:26

CNN TÜRK'te açıklamalarda bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, ortak yayın öncesi tartışılan görüşmeye ilişkin "Küçükkaya adaylarla sadece telefonla görüşeceğini söyledi" ifadelerini kullandı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünal, CNN Türk kanalında katıldığı  programda, 23 Haziran'da yenilenecek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı  seçimlerine ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmede bulundu.
 
Yıldırım ile İmamoğlu'nun, İsmail Küçükkaya'nın moderatörlüğünde  katıldığı ortak yayın öncesinde, Küçükkaya'nın İmamoğlu ile bir otelde  görüşmesine ilişkin soru üzerine Ünal, ortak yayın öncesindeki süreci anlattı.
 
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ile yaptıkları basın toplantısında  moderatörün adaylarla görüşmesi çağrısı yaptıklarını hatırlatan Ünal, "Buradaki  ahlaki sorun Küçükkaya'nın Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü söylememesi ve Binali  Yıldırım ile de görüşmemesi." diye konuştu.
 
Ünal, ilk olarak 8 Haziran Cumartesi günü Engin Altay ile toplantı  yaptıklarını ve ortak yayının genel hatlarını, moderatörün kim olması gerektiğini  konuştuklarını, ertesi gün yapılan görüşmelerin ardından moderatöre karar  verildiğini söyledi.
 
10 Haziran'da yaptıkları basın açıklamasında moderatörün adaylarla  görüşebileceğini ve inisiyatifin moderatörde olduğunu belirttiklerini aktaran  Ünal, ertesi gün İmamoğlu'nun Binali Yıldırım tarafından soruların istendiğini  açıkladığını, bunun Küçükkaya, Altay ve kendileri tarafından yalanlandığını ifade  etti.
 
 
"Adaylarla sadece telefonda görüşeceğim' dedi"
 
Mahir Ünal, 12 Haziran'da kendisinin, Engin Altay'ın ve İsmail  Küçükkaya'nın katılımıyla gerçekleştirdikleri toplantıda genel çerçeveyi  konuştuklarını anlatan Ünal, şunları dile getirdi:
 
"İsmail Küçükkaya, 'Ben adaylarla sadece telefonla görüşeceğim.' dedi.  Oysa görüyorum ki bir gün sonra gitmiş ve İmamoğlu ile görüşmüş. 13 Haziran'da  kendisi Ekrem İmamoğlu ile görüşüyor. 14 Haziran'da biz Engin Altay'la son bir  toplantı yapmışız ve ben 15 Haziran Cumartesi günü saat 17.00'de Sayın Yıldırım  ile son bir görüşme yaptım. Binali Bey'e şunu sordum, 'Küçükkaya sizinle görüştü  mü?' 'Hayır, görüşmedi.' dedi. Bunun üzerine Engin Altay'ı aradım, Binali Bey'le  görüşmediğini söyledim, 'Kendisini arayıp bilgi alır mısın?' dedim. Altay,  Küçükkaya'yı arıyor, sonra beni arıyor. Sayın Altay'ın bana söylediği aynen  şudur, 'Sayın İmamoğlu ve Sayın Binali Yıldırım ile telefonda görüşmüş ama  danışmanlarıyla konuşmuş.' Ben telefonu kapatıyorum, Sayın Yıldırım'a 'Sizinle  telefonda görüştüğünü söylemiş.' diyorum. O da diyor ki 'Evet telefonda görüştük,  moderatör olarak seçildiğinde tebrik etmek için aradım.' Sonra ben Küçükkaya'yı  arıyorum diyorum ki, 'İki siyasi partinin temsilcisi olarak biz size adaylarla  görüşme yetkisi verdik ve bunu da basın toplantısında açıkladık, siz adaylarla  neden görüşmediniz?' Bana, 'İmamoğlu ile telefonda görüştüm, Yıldırım ile  telefonda görüştüm ama danışmanlarıyla görüştüm.' diyor."
 
 
"Engin Altay'ın da bilgisi yok"
 
Bu görüşmeden Engin Altay'ın da bilgisinin olmadığını ifade eden Ünal,  burada ahlaki bir sorun olduğunu belirtti. Ünal,  "Bana 'görüşmedim.' demesi  ahlaki sorundur. Çarşamba günkü toplantıda 'Telefonla görüşeceğim.' deyip,  perşembe günü gidip, İmamoğlu ile 46 dakika görüşmesi ahlaki bir sorundur.  Cumartesi yaptığımız telefon görüşmesinde, perşembe günü yaptığı bu görüşmeyi  saklaması ve gizlemesi ahlaki bir sorundur. Biz moderatörlük yapacak kişinin  adaylarla görüşüp görüşmemesiyle ilgili bir şey demiyoruz. Yapılan bu görüşmenin  gizlenmesinin, şeffaf davranmamasının, görüşmeyi gizli şekilde yapmasının bir  sorun olduğunu söylüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Mahir Ünal, moderatörün nasıl seçildiğine de değinerek, "Bunlar diyor  ya 'Biz güvenilir insanlarız. Güvenilir ve tarafsız olduğumuz için seçildik.'  Hayır, siz güvenilir, tarafsız olduğunuz için değil İmamoğlu'nu desteklediğinizi  açıktan beyan ettiğiniz için bizim tarafımızdan tercih edildiniz. 'Sizin  tarafınızda bunu yapacak moderatör kalmamış mıydı?' Mesele sizin taraf bizim  taraf değil, bu dil de yanlış. Mesele Ekrem İmamoğlu'nu açıktan desteklediğini  ifade eden kişilerin moderatör olarak seçilmesini istemesidir Binali Bey'in.  Binali Bey, Ekrem Bey'i açıktan desteklediğini ifade eden önce Uğur Dündar'ı  söyledi bana, Fatih Portakal'ı söyledi. Binali Bey, 'Ekrem Bey'i açıktan  desteklediğini söyleyen bir moderatör olsun istiyorum.' dedi." ifadelerini  kullandı.
 
Olayın kameralar karşısında gerçekleştiğini hatırlatan Ünal, "Mesele  soruların verilip verilmemesi değil. Soruları bir şekilde verirsiniz.  Whatsapp'tan gönderirsiniz, mail atarsınız, bir zarfın içerisine koyup  gönderirsiniz. Mesele soruların verilip verilmemesi değil. Burada mesele şeffaf  davranılmaması ve kendilerinin kamuoyunu yanlış bilgilendirmesi ve ben sorduğum  halde bana Ekrem İmamoğlu ile görüşmediğini söylemesidir. Ne zaman? Cumartesi  günü. Perşembe günü görüştüğü halde." diye konuştu.
 
"Binali Bey açık ara önde gözüküyor"
 
Ünal, ortak yayında Binali Yıldırım'ın performansının oldukça iyi  olduğunu ifade ederek, "Kamuoyu yoklamalarında da hem samimiyet hem güvenilirlik  hem konuya hakimiyet hem devlet adamlığı deneyimi ve tecrübesi, bütün  parametrelerde, anketlerde Binali Bey açık ara önde gözüküyor." bilgisini verdi.
 
Bazı köşe yazarlarının "Hem Binali Bey'in performansı iyiydi  diyorsunuz hem de şöyle böyle oldu diyorsunuz." şeklindeki eleştirilerine işaret  eden Ünal, "Biz burada ahlaki bir durumu konuşuyoruz. Biz burada Sayın Binali  Yıldırım'ın canlı yayındaki performansını, canlı yayında yaşananları  konuşmuyoruz. Canlı yayında yaşananları konuşsak eğer, işte İsmail Küçükkaya  programa başlarken CHP adayına 'belediye başkanı' diye hitap etti. Bu ülkede  başbakanlık, ulaştırma bakanlığı, meclis başkanlığı yapmış bir insana en azından  nezaketen şu ifadeyi kullanmazsınız, ona da 'belediye başkan adayı' ifadesini  kullandı. Ya da CHP adayına 'bravo' dedi ki bu tam bir skandaldır. Bunların  hiçbirisiyle ilgilenmiyoruz. Ya da görüntülere bakıyorsunuz, Ekrem İmamoğlu  öksürüyor, İsmail Küçükkaya'nın dikkatini çekiyor. Böyle tuhaf aralarında yayın  boyunca bir iletişim de var. Bunların hiçbirisiyle ilgilenmiyoruz." diye konuştu.
 
"Asıl mesele bana ve Binali beye yalan söylenmiş olması"
 
Burada altını çizmek istediği farklı bir konu olduğunu dile getiren  Ünal, "Açık bir şekilde bana ve Binali Bey'e yalan söylenmiş olmasıdır, asıl  mesele..." ifadelerini kullandı.
 
Ünal, CHP adayı Ekrem İmamoğlu'nun sistematik olarak karşı tarafa  "Bana istemediğim soruları sorarsanız çıngar çıkartırım." şeklinde baskı  oluşturduğunu değerlendirerek, "Sizin bana her türlü soruyu sorma hakkınız var.  Ama insanların Ekrem İmamoğlu'na her türlüyü soru sorma hakkı yok. Çünkü Ekrem  İmamoğlu'na soru sorulduğunda çıngar, kavga çıkıyor. Yetmiyor, sosyal medyada  sistematik olarak linç ediliyor. Eleştiri getiremezsiniz." şeklinde konuştu.
 
Kamera kayıtlarıyla yalan söylediği tespit edilmiş bir konuda soru  sorulduğunda İmamoğlu'nun karşı tarafı tarafgir, yandaş, düşman olmakla  suçladığını anlatan Ünal, "Bu, şimdiye kadar Türk siyasetinin gördüğü bir şey  değil." dedi.
 
İmamoğlu'nun TRT'deki yayınını değerlendiren Ünal, "Karşısında,  kendisine soru sormak için oturan kişiler, soru sormaktan korkuyorlar. Biz bir  şey söyleriz de burada tatsız bir durum ortaya çıkar. Nihayetinde TRT suçlanır  korkusuyla, soru sormaktan korkuyorlar." ifadesini kullandı.
 
Ünal, Ahmet Hakan'ın programında İmamoğlu'na "Sizinle ilgili bir Yunan  gazetesinin attığı manşetle ilgili bir şey söyleyecek misiniz?" sorusunu  yönelttiğini dile getirerek, "İşi buradan öyle bir noktaya götürdü ki, bir süre  sonra baktık ki Ahmet Hakan linç ediliyor. Nagehan Alçı bir şey söyledi, linç  ediliyor. Nedim Şener bir şey söyledi, linç ediliyor. Fatih Portakal bir şey  söyledi, linç ediliyor." değerlendirmesini yaptı.
 
Yıldırım-İmamoğlu tartışma programının seçimlere etkisinin ne  olacağına ilişkin bir soruya Ünal, "İnsanlar bu yıldızlara çıkarılmış CHP  adayının öyle bir altyapısı, derinliği olmadığını, AK Parti'nin bugüne kadar  İstanbul'da yaptığı işleri bir proje gibi anlattığını... İstanbul'da baktığınızda  insani yaşam açısından insanların  erişemediği hiçbir hizmet yoktur. Çevreden  sağlığa, eğitimden ulaşıma, sosyal yardımlardan insani yardımlara kadar bunların  hepsi karşılanıyor. Kendisinin vaat olarak anlattığı şeylerin tamamı zaten  insanların hizmet olarak aldığı şeyler. Dolayısıyla insanlar sayın Binali  Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki farkı o gece net bir şekilde gördüler.  Sandıkta kararlarını verecekler." cevabını verdi.
 
Mursi'nin vefatı
 
Mahir Ünal, Mısır'ın demokratik yollarla seçilmiş ilk ve tek  Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin mahkeme salonunda hayatını kaybetmesi ve  cenazesinin defnediliş şekline ilişkin bir soru üzerine, Mursi'nin  Cumhurbaşkanlığı döneminde  Parlamentolar Arası Mısır Dostluk Grubu Başkanı  olduğunu, kendisini tanıdığını ve seçim kampanyasında bulunduğunu anlattı.
 
İslam ülkelerine ikinci sınıf demokrasiyi, vesayet altındaki  demokrasiyi layık gören Batılı anlayışın, Mısır'da ve Tunus'ta birinci sınıf  demokrasiyi hazmedemediğini belirten Ünal, şunları kaydetti:
 
"Tunus'ta ve Mısır'da yapılan darbelere ses çıkarmadılar. Dün  Amerika'da sözcünün, Mursi sorulduğundaki tepkisini izlediniz mi bilmiyorum. Bir  halkın seçtiği cumhurbaşkanı, bir darbeyle al aşağı ediliyor. Dünya buna sessiz  kalıyor. Ölümüne sessiz kalıyor.
 
Türkiye'de Mursi'nin ölümüyle beraber sosyal medya hesaplarından  yazılanları gördüğümde 15 Temmuz gecesi tankları alkışlayanların aynı kişiler  olduğunu gördüm. Türkiye, demokrasi, insan hakları ve millet tarafından seçilmiş  olmanın ne anlama geldiğini bilen insanların çoğunlukta olduğu bir ülke...  Allah'tan bunlar azınlıktalar, tankları alkışlayanlar, Mursi'nin ölümünü  Cumhurbaşkanımızla özdeşleştirmeye çalışanlar... Yıllardan beri Tunus'ta,  Mısır'da yapılanlar Türkiye'de de yapılmak istendi.  Ama başaramadılar. Ben ümit  ediyorum ki Türkiye önümüzdeki süreçte demokrasi kültürünü, siyasal kültürünü  daha da artırarak darbelerde tankları alkışlayan, Mursi'nin vefatıyla birlikte  Mursi'yle ilgili paylaştığı mesajlarda onu Cumhurbaşkanımızla özdeşleştirme  densizliğinde bulunanların da demokrasinin bir tahammül rejimi olduğunu  anlamalarını ümit ediyorum."
 
 

ETİKETLER