Gazetevatan.com » Yazarlar » İşte karşınızda Selin Williams

İşte karşınızda Selin Williams

18 Şubat 2018 Pazar


Ailesinin iyi bir tenisçi olması için evini, arabasını sattığı 17 yayındaki Selin Övünç’ün hedefi dünyada ilk 10’a girmek.

Selin Övünç tenisin “kardeleni”! 16’sını yeni bitirmiş, lise 3. sınıfta okuyor, yeteneği su götürmez ki, yurtdışındaki ona Serena Williams’tan esinlenerek “Selin Willams” diyorlar. Daha ötesi Türkiye’de büyüklerde 7 numara, dünyada 18 yaş altı kategoride 70. sırada. Müthiş bir seviye, müthiş bir yükseliş ve müthiş bir hedef: Dünyada önce ilk 10, ve ardından ilk sırada yeralmak!

Selin’in “yolculuğuna” gelince onunki hem “klasik” bir yetenek öyküsü kadar heyecanlı ama hem de gelecek vadeden bir sporcunun ortaya çıkması için hayatını bu işe vakfeden bir ailenin/babanın çırpınışı bakımından da ilginç, şaşırtıcı galiba biraz da hüzünlü. Başka bir deyişle içiçe geçmiş olaylarla örülü bir tenis serüveni.

Ev ve arabasını sattı

Hakan ve Serap Övünç Ankara’da TRT’de biri bilgisayar, diğeri istatistik servisinde görevli iki çalışan. Kızları Selin okul çıkışları kimseleri olmadığı için işyerine  geliyor. Bu arada Vakit geçirsin diye de kurum içinde çocuklar için açılan tenis dersine yazdırıyorlar. Eylül 2007’de başlayan tenis macerası sırasında ilk dersleri veren Emin Daimgezer, çok kısa süre sonra gelip, “Bu kızda yetenek var, üzerine gidin” der. Baba Hakan Övünç, Selin’i ODTÜ tenis kulübüne yazdırır. Orada da Mustafa Söğüt’le çalışmaya başlayan yıldız adayı sporcu bir sene sonra yani 8 yaşındayken artık katıldığı bütün yaş grubu turnuvalarda şampiyon olan biri olarak ortaya çıkar. Bu noktada Selin’in performansı kadar baba Hakan Övünç devrededir. Kızını “yürütmeye” iyice karar veren Övünç, tenisi her boyutuyla anlama, öğrenme macerasına girer. Sürekli araştırır, bu arada antrenör belgesi de alarak kızının babasından daha çok antrenörü olur. Ve yurtdışına açılma zamanı geldi diyerek Selin’i 12 yaşından itibaren “dışarıya” açar! İlk Rusya’yla başlayan macera Selin’in elde ettiği derecelerle artarak devam eder. Belçika’daki Justine Henin Akademisi’ne gitme fikri ve uygulama “ikiliye” level atlatır adeta. Selin artık uluslarası bir sporcudur. Bedel baba Hakan Övünç için kolay değildir ama. Oturdukları evi, kullandıkları arabayı satan Övünç ailesi elde ettikleri nakiti seyahat ve turnuvalara katılma masrafı olarak harcar. O da bitince kredi çekerler. Bu arada gittiği bütün yurtdışı organizasyonlarda antenörlük bilgisini de sürekli geliştiren Hakan Övünç kızının tek antrenörü olur.   

Destek şart!

Selin sadece 2018’de, 28 turnuvaya katılacak. Dünya kazan o ve babası/antrenörü Hakan Övünç kepçe yaşayacaklar adeta. Ama bundan kimse şikayetçi değil. Anne Serap Övünç Ankara’da evde “istasyon” görevi görüyor. “Ekip” geliyor, çantayı boşaltıyorlar, yeni seyahat için hazırlıklar yapılıyor ve hareket. Yaşamları bu şekilde akıyor.

Hakan Övünç “ babası olarak  peşindeyim. Bu yola baş koydum” diyor. Sıkıntıları destek ihtiyacı. Yıllık 100 bin Euro gibi bir rakama ihtiyaçları var. Başarı arttıkça oluşan farkındalık bazı destekleri çekmiş. Başkent Üniversitesi ve Mehmet Haberal, Tenis Federasyonu, Acıbadem Hastanesi, bazı kişislel, kurumsal yerler/kişiler sınırlı  da olsa yanındalar. Gençlik ve Spor Bakanlığı da el atmış durumda. Ama yetmeyecek. Selin üç hafta önce Hindistan ve Tunus’tan şampiyonlukla geldi. Hemen yola çıkacak. Gittiği turnuvaların bulunduğu kentlerde ya da  önemli tenis akademilerinde kamp yapmaya ihtiyacları var.  Profesyonel seviyeye bir an önce çıkabilmesi için daha çok müsabaka yaparak puan toplaması şart! Bu da yerinde oturmaması demek. Kısaca destek şart!

Selin Övünç böyle bir trafiğin içinde eğitimini okulu Ayşe Abla’nın büyük desteği ile sürdürüyor. Devama bakılmıyor. En sevdiği ders fizikmiş, geometriden de ayrı bir keyif alıyormuş. Turnuva için gidilen seyahatlerde boş kalan zamanlarda yeteri kadar eğlenceli zaman geçiriyormuş. Yeteri kadar samimi arkadaşı varmış. Bu süreçte en çok zaman zaman yalnız kalmaktan şikayet ediyor. Aile de bazen o kadar endişe  ediyormuş ki, telefonda messengeri açık tutturup uyuyana kadar takip ediyorlarmış.