Liselerde yeni dönem! Bakan Selçuk açıkladı...

AA |  18 Mayıs 2019 Cumartesi - 12:05 | Son Güncelleme : 18 05 2019 - 15:35

Liselerdeki yeni eğitim sisteminin ayrıntılarını açıklayan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Ortaöğretim tasarımıyla ilgili çalışmayı sadece bir ders çizelgesi olarak görmek elbette mümkün değil. Bu Türkiye'nin bir gelecek projesi, bir ekonomi projesi, bir sosyal hayat projesi. Türkiye'nin dünyada, bu topraklarda, bu coğrafyada onuruyla haysiyetiyle dimdik ayakta durabilmesinin bir eğitimsel projesi" dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk konuşmasında, "9. sınıfta ders sayıları 15-16'dan 8'e, 10. sınıfta 9'a düşecek. 11. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 9'a, 12. sınıfta 7'ye düşecek. Öte yandan 2024'te üniversite sınavı değişiyor. Yükseköğretime geçiş sınavında uyum değişiklikleri yapılacak." dedi.


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2020 yılının Eylül  ayından itibaren 9. sınıftan başlayarak uygulanmak üzere yeni ortaöğretim modeli  hazırladı. 
 
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 2020 yılının Eylül ayından  itibaren 9. sınıftan başlayarak uygulanmak üzere; bütünleşik ve disiplinlerüstü  ders yapısıyla ders sayısının azaldığı, öğrenmede derinleşmeyi sağlayan,  araştırma, uygulama ve deneyim temelli bir programla donatılmış, öğrencileri  sınava değil; üniversiteye ve yaşama hazırlayan, etkili kariyer danışmanlığına  dayalı bir Ortaöğretim Modeli hazırlandı.
 
Lise düzeyinde öğrencilerin çok sayıda ders aldığı, ancak bu derslerde  edindikleri bilgilerle ilgili araştırma ve uygulama imkanlarına zaman bulamadığı;  dolayısıyla bilgiyi içselleştiremediği bilinirken, gerek kalıcı bir bilgilenme  sürecinin oluşması gerekse öğrencilerin ilgi ve meraklarını geliştirebilmeleri  için lise modelinin disiplinlerüstü derslerle desteklenmesi yoluna gidildi.
 
 Bu çerçevede; 9. sınıfta 15-16 olan ders sayısı 8'e, 10. sınıfta 15-16  olan ders sayısı 9'a, 11. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 9'a, 12. sınıfta 12-15  olan ders sayısı 7'ye düşürülecek.
 
Akademik Gelişim Programı (AGEP) adıyla bütüncül bir yapıya  kavuşturulan akademik dersler Anadolu Liseleri için 9-11. sınıflarda 35, 12.  sınıflarda ise 24 ders saati olarak planlandı.
 
Hayal-Etkinlik-Yaşam temalarında çalışmalarla değerlendirilmek üzere  kısa adı HEY olan haftalık 5 saatlik zaman dilimleri planlandı. Bu zamanlarda  öğrencilerin tasarım ve uygulama becerilerini geliştirecek etkinlikler yapmaları  ve toplumsal fayda çalışmalarıyla yaşamla ilişki kurmaları hedefleniyor. Bu  amaçla, 9-11. sınıflarda haziran ayları ağırlıklı olarak portfolyo, sunum ve  değerlendirme çalışmalarına ayrılacak. Burada, öğrencilerin sadece akademik  değil, sosyal ve duygusal becerilerinin en üst düzeyde gelişiminin sağlanması  yoluyla dengeli bir eğitim sistemi amaçlandı.
 
Bu çerçevede, lisenin ilk üç yılında haftalık okul zamanı; 35 saati  AGEP, 5 saati HEY olmak üzere toplam 40 saat olarak planlandı.
 
 
Bilgi Kuramı dersi zorunlu olacak
 
11 ve 12. sınıflarda zorunlu hale gelen Bilgi Kuramı dersiyle birlikte  öğrencilerin bilginin doğası üzerine yoğunlaşmaları sağlanarak, bilgilerin nasıl  elde edildiğinin sorgulandığı, doğruluğunun kanıt temelli gerekçelendirildiği  becerilerin kazandırılması hedefleniyor. Tüm akademik derslerin de Bilgi  Kuramıyla ilişkilendirilmesi ve sorgu temelli bir bakış açısının edinilmesi  amaçlanıyor.
 
Lisenin 12. sınıfı ise öğrencilerin bir anlamda tercihlerini,  planladıkları kariyerlerine uygun ders seçimiyle yapacakları bir sınıf düzeyi  olarak düşünüldü. Üniversite öncesinde öğrenciler, seçecekleri disiplinlerüstü  kariyer dersleriyle hem bir üst eğitim kademesine daha kararlı bir seçim yaparak  geçecek hem de ilgi ve yetenekleri temelinde iş dünyasıyla buluşmaya  hazırlanacak. Bu amaçla 12. sınıfta haftalık çizelge;  akademik ders saatleri 24,  proje ve sertifika çalışmaları 6, destek ve rehberlik çalışmaları da 10 olmak  üzere toplam 40 saat olarak planlandı.
 
Öğrencilere farklı başarı imkanları sunacak
 
Öğrencilerin lise dönemi boyunca kendilerini tanımaları ve yaşamın  diğer aşamalarını daha etkili yönetmelerini sağlamak üzere her okula Kariyer  Ofisleri kurulması yoluna gidildi. Kariyer ofisleriyle öğrencilerin, tüm  alanlardan seçecekleri dersler aracılığıyla daha dengeli bir müfredat içinde  kendilerini yetiştirmeleri hedefleniyor. Başta sertifika programları olmak üzere  öğrencilerin okul içi ve okul dışında edinmeleri gereken beceri alanları müfredat  içine alınarak okul zaman planlamasına dahil edildi.
 
 
Hemen tüm aşamalarda esnekliğe dayalı bir sistem olarak kurgulanan  lise modeli, öğrencilere oldukça farklı başarı imkanları sunacak. Bu yönüyle lise  modelinin, ortaöğretim düzeyinde yaşanan başarı farklarını azaltması ve eğitime  yapılan yatırımların toplumsal ve ekonomik sistemde beklenen sıçramayı sağlaması  bekleniyor.
 
Müfredat geliştirme çalışmalarının tamamlanması, öğretmen eğitimi ve  materyal geliştirme çalışmalarının istenen düzeyde yapılabilmesi ve okulların  sözü edilen lise modeline daha üst düzeyde hazırlanmaları açısından uygulamaya  2020-2021 öğretim yılında 9. sınıfı okuyacak öğrencilerle başlanarak kademeli  olarak ilerlenmesi yoluna gidilecek. Lise modelinin aşamalı gelişimiyle eş  zamanlı olarak 2024 yılında uygulanmak üzere yükseköğretime geçişte de gerekli  değişiklikler yapılarak sınavla lise yaşamının üst düzeyde uyumu sağlanacak.
 
 
Bakanlığın açıklamasında, "Mutlu Çocuklar Güçlü Türkiye hedefiyle yola çıktığımız 2023 eğitim vizyonu çerçevesinde, toplumsal özlemlerimizi yansıtan ve  lisedeki yaşamı önemli ölçüde değiştirmesi hedeflenen lise modelimizi Gazi  Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milli mücadeleyi başlattığı milli  iradenin 100. yılında, geleceğimiz ve ümidimiz olan gençlerimizle paylaşmanın  heyecanını yaşıyoruz." ifadeleri kullanıldı.
 
BAKAN SELÇUK TEK TEK AÇIKLADI
 
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Ortaöğretim  tasarımıyla ilgili çalışmayı sadece bir ders çizelgesi olarak görmek elbette  mümkün değil. Bu Türkiye'nin bir gelecek projesi, bir ekonomi projesi, bir sosyal  hayat projesi. Türkiye'nin dünyada, bu topraklarda, bu coğrafyada onuruyla  haysiyetiyle dimdik ayakta durabilmesinin bir eğitimsel projesi." dedi. 
 
Bakan Selçuk, Borusan Asım Kocabıyık Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi  Konferans Salonunda düzenlenen "Lisede ne yaptık?" temalı Ortaöğretim Tasarım  Tanıtım Toplantısında, bugünün çok özel olduğunu, çünkü 2035'lerde iş hayatına  atılacak gençlerin alması gereken eğitimle ilgili bir çalışmayı paylaştıklarını  ifade etti.
 
 Bunu çok önemsediklerini belirten Selçuk, "Ortaöğretim tasarımıyla  ilgili çalışmayı sadece bir ders çizelgesi olarak görmek elbette mümkün değil. Bu  Türkiye'nin bir gelecek projesi, bir ekonomi projesi, bir sosyal hayat projesi.  Türkiye'nin dünyada, bu topraklarda, bu coğrafyada onuruyla haysiyetiyle dimdik  ayakta durabilmesinin bir eğitimsel projesi." diye konuştu.
 
Selçuk, 2023 eğitim vizyonunun Türkiye'nin eğitim sisteminin tamamını,  bütün alt sistemleri ve birleşenleriyle beraber ele alındığı bir vizyon planı  olduğuna dikkati çekti.
 
Bu planın her bir alt sisteminin ve bileşeninin birbiriyle ilişkili ve  bütünleşik olarak ele alındığını dile getiren Selçuk, şunları söyledi:
 
"Ortaöğretim tasarımından söz ettiğimizde, okul profili değerlendirme,  tasarım beceri atölyeleri, e-portfolyo, e-rehberlik ve benzeri birçok proje,  mesleki eğitimde yaptığımız birçok proje aslında bu vizyonun parçaları. Bu  parçaların da her birisinin birbiriyle bir bağlantısı var. Yani birbirini  tamamlayıcı etkiye sahipler. Bu çok önemli. Bu çerçevede de başka önemli husus  şu, yaptığımız bütün projelerin fizibilitesinin olması ve bütün ortaya çıkacak  olan değerlerin ne şekilde çıkacağı, hangi ay, hangi sene nelerin yapılacağı ve  bir belirsizlik ortamı olmaksızın, ülkemizin eğitim sistemi hakkında bir görüş  ortaya koyma imkanımız var. Bu durum bizi büyük ölçüde rahatlatıyor. Şundan  dolayı, biz bu sistemi kurarken ekip arkadaşlarımızla beraber şöyle bir karara da  varmıştık. Eğitim sisteminde, sistemlerin birbiriyle bağlantısını dikkate almadan  asla herhangi bir değişiklik yapılamayacak ve bu değişikliklerin zamanı, zemini,  yeri özellikle dikkate alınacak. Sürekli ifade etmeye çalıştığımız bir konu var.  Diyoruz ki biz acele etmiyoruz. Çünkü acele edersek mevcut çözümlerimiz, bir  sonraki problemlerimiz olur. Bundan dolayı eğer kendi iş ve işlemlerimizi  yürütürken, acele edersek, bilimsel metot ve teknikleri, fizibilite raporlarını  dikkate almaksızın, 'Şöyle yapsak iyi olur, böyle yapsak kötü olur' gibi bir  genellemeyle yola çıkarsak elbette bir takım sıkıntılarımız olacak."
 
"Bilimsel metotlarla 'neyi, nasıl yapabilirizin' peşindeyiz"
 
Çalışmalarını yaparken, önemsedikleri birçok konu olduğunu ifade eden  Selçuk, öğretmen eğitimine çok büyük yatırım yaptıklarını, çünkü böyle bir  sistemi ortaya koyabilmenin öğretmene bağlı olduğunu, eğer öğretmen eğitimi  hakkıyla yapılmazsa böyle bir sistemi sürdürmenin çok mümkün olmadığını  vurguladı.
 
 Milli Eğitim Bakanı Selçuk, birkaç yıl süren öğretmen eğitimlerinden  söz ettiklerini dile getirerek, "Sınıfta öğretmen arkadaşlarımızı güçlendirmeden  yine bu tasarımın işlemesi, hayata geçmesi mümkün değil. Bunun için de bir takım  çalışmalar var. Önümüzdeki haftalarda, aylarda bunları da paylaşmamız söz konusu.  Biz bu tasarımı yaparken, katılımı çok önemsedik. Çünkü bu tek başına bir  akademik tasarım değil. Çünkü bu sadece deneyimlere bağlı bir tasarım değil.  Çünkü bu sadece kişisel bir bakış açısına sahip bir tasarım değil. Yüzlerce  öğrencimizin, öğretmenimizin, okul yöneticimizin ve akademisyenlerin, dünyadaki  baka lobi uzmanlarının, uluslararası bir takım uzmanların desteğiyle, bütün  bunları birleştirerek, çok yüksek bir katılımla bir yere varmaya çalıştık. Çünkü  sadece benim kişisel deneyimlerin ve arkadaşlarımın tecrübeleri yetmez bu işe.  Toplumun paydaşlarının tamamının görüşlerinin dikkate aldığı bir bakış açısına  ihtiyacımız var. Biz bir deneme tahtasıyla ilgilenmiyoruz. Bilimsel metotlarla,  tekniklerle 'neyi, nasıl yapabilirizin' peşinde bulunuyoruz." değerlendirmesini  yaptı.
 
Zamanın ruhunun kendilerinden başka bir şey yapmalarını istediğini  anlatan Selçuk, bugün ilkokula başlayan çocukların 2040'lara doğru iş hayatına  atılacaklarını, 2040'lara bu çocukları hazırlamaları gerektiğinin altını çizdi.
 
"Çocuklarımız için bir öz gelecek yazmaktan söz ediyoruz"
 
Bugün ortaokul ve lisede olan çocukları 2030-2035'lere  hazırladıklarını belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"O günün dünyasına hazırlamak için elbette zamanın ruhuna uymak  durumundayız ve bunun için ne gerekiyorsa da tasarlıyoruz. Tabii bütün bunları  belirli bir milli kimlik ve bir benlik ülküsü içerisinde de ele almak zorundayız.  Çünkü eğitim, evrensel olmakla beraber yerel değerleri de içinde barındırması ve  bu toprakların, bu coğrafyanın belli değer sistemlerini içinde tutması gereken  bir kurumdur. O sebeple bunu milli bir benlik ülküsü çerçevesinde de ele alma  zaruretimiz var. Biz çocuklarımıza bir öz geçmişten söz etmiyoruz, biz  çocuklarımız için bir öz gelecek yazmaktan söz ediyoruz. Yani 'Çocuklar sizin öz  geçmişiniz nedir' dediğimizde ortaya çıkacak şeyle, 'Kendiniz için nasıl bir öz  gelecek istersiniz' sorunun cevabı elbette farklıdır. 5 milyon liseli gencimizin  sorusunu defalarca duyduk. Gençlerimiz bize bir soru soruyorlar. Diyorlar ki,  'Siz, bizi neye hazırlıyorsunuz.' Bizim de sorumuz bu oldu. Gençleri neye  hazırlıyoruz? İşte tam da bu noktada bizim açımızda şimdiden bu sorunun cevabını  vermek elzem. Eğer biz bu sorunun cevabını vermezsek, neyle karşılaşacağımızı  biraz önce söylediğim gibi zamanın ruhunu elde etmek açısında son derece kritik.  Öğretmenlere de sorduk. Öğretmenler de elbette sorular sordu. Onlar da diyor ki,  'Öğrenciler yıl içinde bu kadar çok dersi alarak öğrendiklerini  içselleştiremiyor. Bunun çözümü yok mu?' Neye hazırlıyoruz sorusu, bu soruyla o  kadar bağlantılı ki..."
 
Bakan Selçuk, 2040'lara doğru "tekillik çağı" denilen, yani biyolojik,  fiziksel ve dijital olanı aynı bedende bütünlemeyi hedefleyen yeni bir çağın  geldiğine işaret ederek, beyinlere yazılım yüklenmesinin söz konusu olduğu,  üretim sitemlerinin tümüyle dönüşeceği başka bir çağa doğru gidildiğini anlattı.
 
 "Eğitim ekonominin ve demokrasinin ayrılmaz bir parçası"
 
Bu yüzden Türkiye'nin eğitimi sadece sınıflarda yapılan bir iş olarak  çerçeveleyemeyeceğinin altını çizen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, şunları  kaydetti:
 
"Eğitim ekonominin ve demokrasinin ayrılmaz bir kurumsal parçasıdır. O  sebeple yaptığımız eğitimin ekonomiyle bağlantısının ne olduğunu son derece  önemsiyoruz ve öğretmenlerimizin sorusu da bu açıdan çok önemli. Diyorlar ki  'Neden dünyadaki gelişmiş dediğimiz birçok ülkenin liselerinde, ortaöğretim  kurumlarında, 5-6-7 ders var da neden bizde 16-17 ders var' sorusunu  sorduklarında bunun bir cevabının olması gerekiyor. Bu cevabı verirken, ders  sayılarında azalmanın olması, deneyime yönelik eğitimin olması yani çocukların  tecrübe ederek bir şeyler yapmaları, sadece bilgiyi hazır olarak alıp bunu tekrar  etme noktasında başarılı olup olmadıklarının hafızaları ölçerek test edilmesi  elbette doğru değil. Burada atölye ve laboratuvarların gerçekten kullanılması,  sayılarının artırılması ve çocukların sadece teorik olarak bir matematik dersi  değil, matematik uygulamalarıyla da ilişkilenmesi gerçekten çok önemli. Derslerde  disiplinler üstü bir yaklaşımın edinilmesi bizim bütün derslerimiz belirli bir  disiplin odağında yürüdüğü için bütün bunları parça parça ve ayrı bir vaziyette  ele almak çocukların zihninde bir bütünleşme oluşturmuyor. Kavram üstünden  disiplinler üstü ders işlemekle bunun sadece sosyoloji ya da tarih olarak  işleminin başka bir sınırlılığı söz konusu. Tam da bu yüzden disiplinler üstü bir  yaklaşıma doğru gitmemiz şart. Çünkü zaten çok başarılı bildiğimiz ülke eğitim  sistemlerinde bunun artık sıradan bir iş olduğunu görüyoruz ve bizim böyle bir  geçmişe ihtiyacımız var."
 
Ders sayılarının azaltılmasıyla ilgili bilgi veren Selçuk, şöyle konuştu:
 
 "9'larda 15-16 dersten söz ederken mevcut durumda şu andaki tasarımda  8 dersten söz ediyoruz. Bu 2 durum içinde rehberlik dersinin dahil edilmediği bir  durum söz konusu. 10. sınıfta 15-16'dan söz ederken, 10 dersten söz ediyoruz. Bu  böyle devam ediyor 11 ve 12. sınıflarda. Niye azaltıyoruz? Çünkü bir çocuğun  15-16-17 dersi anlaması ve bunu içselleştirmesi mümkün olmuyor. Bizim  çocuklarımızın da ilgilerine, yeteneklerine ve hayatlarına uygun olan alanlarda  derinleşmeye ihtiyaçları var. Böyle baktığınızda paydaşlarımızın bir diğeri anne  babalar da soruyor. Diyor ki, 'Çocuklar sabahtan akşama kadar soru çözüyorlar.'  Peki günlük yaşamda bir sorunla karşılaşınca neden afallıyorlar?"
 
Ezbere dayalı eğitim sisteminde öğrencilerin neyi çözdüklerini, ne  şekilde yol aldıklarını tespit etmenin zor olduğunu dile getiren Selçuk,  gençlerin iş hayatına atıldıklarında karşılarına çıkan sorunların bu sistemden  kaynaklandığını anlattı.
 
Hayal-Etkinlik-Yaşam (HEY) temalı zaman diliminin çocukların hayal  kurmasına fırsat tanıyacağını anlatan Selçuk, şunları kaydetti:
 
 "İlkokul ve ortaokulda tasarım beceri atölyeleriyle yapmaya  çalıştığımız ve birinci sınıftan itibaren mühendislik, dil atölyesi gibi  atölyelerde binlerce defa denediği bazı süreçleri lisede devamı olarak bu tür  aktivitelerle zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Bir çocuğun muhakkak suretle sanatla  ve sporla ilgilenmesi lazım. Sanatın ince ayarından geçmeyen bir çocuğun  şahsiyetinin oluşması gerçekten zor oluyor. Odalarına kapanan çocuklarımız için  hayatın başka beklentileri var. Çocuk topluma hizmet etmiyorsa, yaşlılarla  ilgilenmiyorsa, onlara hürmet etmiyorsa, hayvanlara ilişkin birtakım hizmet  faaliyetleri yürütmüyorsa, yoldan geçen birinin ayağına değebilecek bir taşı  ortadan kaldırmıyorsa o zaman çocuğun toplumla alakasını ve şahsiyetinin  oluşmasını güçleştirmiş oluyoruz. Bir çocuğun fiziksel aktivite yapmaması halinde  normal kişilik gelişiminin de sekteye uğraması söz konusu. Bu yüzden bir lise  öğrencisinin bu faaliyetlerin tümüyle karşılaşmasını çok önemsiyoruz. Çünkü biz  çift taraflı bir çocuk istiyoruz. Yani maddeyi ve manayı birlikte kuşatarak, aynı  zamanda da çocuğun sadece kağıt üzerinde soru çözerek değil, hayatın içinde  pratikler yaparak tecrübelerle bir yere varmasını önemsiyoruz. O yüzden kuşak son  derece kritik ve önemli. "
 
Öğrencilerin "Ben neye yatkınım?" sorularının çözümünün de bu modelle  mümkün olduğunu belirten Selçuk, "Çocuğun ilgi alanlarını ölçmeliyiz. Çocuğun tüm  özelliklerini testlerle, araçlarla ölçmek istiyoruz. Daha ilkokuldan itibaren  kendisini  tanımakla ilgili ölçekleri görerek kendisini tanıma imkanı bulacak.  Bunun altyapısı hazır." diye konuştu.
 
"Önemli olan değiştirmek değil, ne yaptığını bilmek"
 
Milli Eğitim Bakanı Selçuk, kariyer yönetiminde tasarı beceri  atölyelerindeki deneylerin çok önemli bir yeri olacağını vurguladı.
 
Tasarı beceri atölyeleri aracılığıyla öğrencilerin yeteneklerine uygun  meslekler ve alanlar seçeceğini söyleyen Selçuk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Eğitimle ilgili beklentiler hemen birkaç ayda değişsin isteniyor.  Nurettin Topçu'nun tabiriyle 300 yıllık bir maarif davamız var. Dolayısıyla neden  eğitim sistemi değişiyor, değişince de neden değişiyor sorularıyla muhatap  oluyoruz. Önemli olan değiştirmek değil, ne yaptığını bilmek. Bizim 2023  vizyonuyla yapmaya çalıştığımız şey bütüncül bir fotoğraf vermek. Her adımı  stratejik olarak atıyoruz. Bu bizi güçlendiriyor. Bunun için biraz zamana  ihtiyacımız var. 3 yıllık bir takvim yayımladık. 'Şu ay, şu yıl şunları  yapacağız.' dedik ve ayrıntılı olarak açıkladık. 'Hemen niye yapılmıyor?' diye  soruluyor. Toplum istese de yapmayız. Çünkü öğretmen eğitimine yatırım yapmadan  bir sistem değiştirilmesi doğru değildir. İçerik için yeterince hazırlık  yapılmadan değişiklik yapılması doğru değildir. Her şeyin bir zamanı ve zemini  var. Bu değişim için birtakım temel kavramlara da ihtiyacımız var."
 
Selçuk, "gömleğin ilk düğmesi" olarak tanımlanabilecek "bilgiyle  ilişkideki problem"in bir sorun olduğunu  kaydederek, şunları dile getirdi:
 
 "Bu yüzden çocukların sistem kavramıyla ilgilenmesini çok önemsiyoruz.  Sistem kavramı çocuğun hadiselere ve eşyalara bir bütün olarak bakmasını  kolaylaştıracak bir şey. Örneğin bir küçük çocuk için inekten söz ettiğimizde  'İnek de bir sistemdir.' diyebilmeliyiz. Kuyruğunu arkadan öne alırsanız bu  sistem bozulur. Niçin, şundan dolayı, şundan dolayı. Çocuğun etrafında gördüğü  her şeyin aslında bir sistemle ilişkili olduğunu kavraması lazım. Eğer bu  sistemin kesitlerini ayrık bir biçimde anlamsız olarak verirsek o bu parçayı  ezberlemekle yetiniyor. Yani bu sisteminin bir parçası ve biz şununla şunu şu  şekilde ilişkilendirebiliriz, şöyle bağlantılar diyemez çocuk."
 
"Yaptığımız şey çocuğun toplumla ilişkisini sağlamak"
 
Yeni eğitim modelinde bilgi kuramına da çok önem verildiğini anlatan  Selçuk, başarının sadece sınavdan iyi not olmak olmadığının altını çizdi.
 
Bakan Selçuk, şöyle devam etti:
 
 "Çocuk öğrendiklerini sınavda tekrar ettiğinde başarılı sayılıyor.  Başarılı olmakla muvaffak olmak ayrı şeyler. Başarı sınav sonuna kadar olan  şeylerle ilgili daha çok. Muvaffakiyet; bir şeye vakıf olmak, içselleştirmek ve  ömrünce öğrendiği şeylerin icraatlarına yansıması ve öğrendiği şeylerin ona  yoldaşlık etmesi demek. Bu sebeple çocukların muvaffak olabilmeleri için 'Ne?'  sorusunun yanı sıra 'Ne öğrendin, nasıl öğrendin, ne biliyorsun, nasıl  biliyorsun, nasıl bildiğini nereden biliyorsun, yani bildiğini nasıl biliyorsun'  sorularını önemsiyoruz. Bu programı yaparken 1 ve 8. sınıf arası için de program  hazırladık. Onun da zamanı geliyor. Çünkü ilkokul, ortaokul, lise hatta  yükseköğretimle ilişkilendirip bir yol harikası çıkardık. Bütün eğitim  basamaklarının birbiriyle işlevsel olarak ilişkilendirilmesi gerekiyor ki  yaptığımız şey o. Yaptığımız şey çocuğun toplumla ilişkisini sağlamak."
  
"Etkin bir yönlendirme sistemine ihtiyacımız var"
 
 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğrencilerin meslek seçiminde  zorlandığı konusunda şikayetler geldiğini belirterek, bunun çözümü için  öğrencinin kendisini tanıması adına fırsatlar yaratılacağını söyledi.
 
Yeni eğitim modelinde bu sorunun çözümüne yönelik de çalışmalar  olduğunu belirten Selçuk, şunları kaydetti:
 
 "Etkin bir yönlendirme sistemine ihtiyacımız var. Bunun için öğretmen  eğitimlerinin bir noktaya gelmesi gerekiyor, kariyer ofislerinin  biçimlendirilmesi gerekiyor. Bütün bunlar yapılırsa etkin yönlendirme olur. Bütün  bunları tabii ki yaparız. Okul profili meselesi, portfolyo meselesi, e-rehberlik  sistemi zaten yapıp bitirdiğimiz meseleler. Seçmeli alan dersleri, kariyer  ofisinin olması, kariyer rehberlik çalışmalarının yaygınlaştırılması ve bunun  için bir yazılım altyapısının oluşturulması da son derecek kritik. Bütün bunları  devreye sokabiliriz ki çalışmalar sürüyor."
 
"İstişare edilerek hazırlandı"
 
Selçuk, yeni ortaöğretim modelinin toplumun bütün paydaşlarıyla  beraber ve uluslararası alanda çalışmalar yapan uzmanlarla istişare edilerek  hazırlandığının altını çizdi.
 
Bakan Selçuk, şunları aktardı:
 
"Tüm yapılanları sadece bir ders çizelgesi değişimi olarak yorumlamak  doğru olmayabilir. Bir ekip olarak aylarca beraber çalıştık. Taksonomi bilmeyi,  birtakım uluslararası derece sistemlerini bilmeyi, program geliştirmenin birçok  boyutunu bilmeyi gerektiren bir iş bu. Bu sadece çizelgeye bakıp şunlar varmış,  bunlar yokmuş meselesi değil. Bu Türkiye'nin ekonomisiyle ilgili bir mesele. Bu  Türkiye'nin 2023'te, 2030'larda, 2040'larda, 2053'te nasıl bir fotoğrafa ihtiyacı  olduğuyla ilgili bir mesele."
 
Pilot çalışmalarının birkaç aydır bazı şehirlerde sürdüğünü belirten  Selçuk, dünyada geçerli olan sertifikalar için hazırlıklarının devam ettiğini  söyledi.
 
Sertifika programlarının mutlaka okulun içinde alınması gerekmediğini,  uzaktan öğretimle de bazı sertifikaların alınabileceğini dile getiren Selçuk,  "Çünkü bugünün dünyasında birçok sertifika dijital sertifikalara dönüşmüş  durumda. Bunları akredite olarak ortaya koyan kuruluşların sertifikalarını okul  içinde ya da dışında sayacağız ve değerlendirmeye alacağız." dedi.
 
Bir çocuğun ilkokuldan, okul öncesinden itibaren birçok şey ürettiğini  anlatan Selçuk, "Peki bu ürettikleri nerede? Hangi tarihte, hangi konuda, neyi  almış, neyi biriktirmiş? Dünyadaki yükseköğretim sistemlerinde şunu görüyoruz. Bu  sistemler lise mezunu gence diyor ki, 'Şu ana kadar ne yaptın, dosyanı görelim  bakalım.' Bizim sistemde bunu sorduğumuzda böyle bir dosya yok. Bunu nasıl  yapabiliriz? Bunu hazırladık, yazılım altyapısı bitti, pilot çalışması sürüyor.  Her bir çocuğumuzun ilkokuldan, ortaokuldan itibaren sosyal, duygusal becerileri  de dahil olmak üzere bunlarla ilgili ortaya koyduğu projeler de dahil olmak üzere  bu portfolyada yerini alacak." diye konuştu.
 
Bakan Selçuk, bu süreçte öğrencilerin görüşlerini aldıklarını ve  tartıştıklarını anlatarak, şu bilgileri verdi:
 
"Bize diyorlar ki 'Tamam çok güzel ama üniversite sınavı böyleyken  nasıl olacak?' Kritik soru şu anda bu. Türkiye, okulları arasındaki imkan ve  öğrenme farkı yüksek olan bu ülke. Bu tür ülkelerde de sınav araç olmaktan çıkar  amaç haline gelir. Eğer biz okullarımız arasındaki imkan farklılıklarını  azaltırsak belirli bir süreç içerisinde bütün dünyada belli ülkelerde örnekleri  somut olarak görüldüğü gibi bizde de sınavın baskısı azalacak. Özellikle mesleki  teknik eğitime yatırdığımız yatırımlarla orada yaptığımız çalışmalarla bu  sistemin daha esnek olmasına katkı sağlıyoruz. Sonuçta ne bekliyoruz; sınav  sisteminin zaman içerisinde baskısının azalmasını. Elbette bütün dünyada sınav  var. Bizde de olacak ama sınav gerçek mahiyetine bürünecek, yani amaç haline  gelmeyecek araç olacak. Bunun için biraz zamana ihtiyacımız var. Çünkü çok ciddi  finansal yatırım bekleyen bir iş."
 
Yükseköğretim Kurulu ile de görüşmelerinin olduğunu işaret eden Bakan  Selçuk, "Hem öğretmen eğitimi hem de buna benzer konularda. Ortaya koyduğumuz  ortaöğretim tasarımına uygun bir yükseköğretim kurumları sınavı nasıl yapılır?  Ortaöğretimdeki sınavların kendisi nasıl yapılır, yani ders sınavları nasıl  yapılır?  Bütün bunların cevabını ortaya koyup, çok kısa bir süre içerisinde bu  sistemin ilk sınavı 2024 yılında olacak. Yani yeni başlayan sistemde yeni sınav  denilen şey, 2024 yılına denk geliyor. O zamana kadar çok büyük süremiz var. Biz  bunu çok daha kısa sürede netleştirmiş olacağız. Kendimize sorduk, bütün bunları  tek bir sistemde nasıl buluşturacağız? Hepsi parça parça güzel, nasıl  bütünleştireceğiz. Bunu bütünleştirmek asıl zamanı alan şey bu." ifadelerini  kullandı.
 
"Bütünleşik bir mantık yerleşsin istiyoruz"
 
Akademik gelişimi önemsediklerini vurgu yapan Selçuk, şöyle devam  etti:
 
 "Akademik gelişimde temel giriş var. Akademik gelişimin başladığı bir  dönem var. Biz burada disiplinlerüstü çalışmaları çok önemsiyoruz. Çocukların  belirli bir disiplinde ders alması değil de örneğin, doğa bilimleri, sosyal  bilimler gibi dersler almalarını çok önemsiyoruz. Bütünleşik bir mantık yerleşsin  istiyoruz. Bu arada diğer sosyal, duygusal, fiziksel becerilerini geliştiren,  topluma faydalı olması için çalışmalar yapılan bölüm de devam ediyor.
 
10 ve 11. sınıf çok kritik. Bu iki sınıf çocuğun esas akademik  gelişiminin netleştiği iki sene. Burada farklı olan bilgi kuramı ve uygulamaları  var. Bilgi kuramı ve uygulamaları, gençlerimizin düşünmeleri, hayata bakış  açıları, niçin sorusunu sormaları, bilgi ile ilişkilerini yeniden reorganize  etmeleri açısından kritik. Haziran da 9,10 ve 11. sınıflarda, çocukların yıl  içerisinde yaptığı bütün çalışmaların projelendirilmesi, tartışılması,  sergilenmesi, bir şekilde ortaya belirli okulların birbirleriyle ortak olarak  yaptığı çalışmaların getirilmesi gibi yani bir hasat haftası, ayı gibi bir  dönemden söz ediyoruz."
 
Selçuk, 12. sınıfın önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
 
"12. sınıflarda esas bizim akademik yeterlilik denilen dönem başlıyor  ve burayı üniversite sınavına hazırlanmak için değerlendirmiyoruz, kullanmıyoruz,  burayı üniversiteye hazırlanmak için kullanıyoruz. Üniversite sınavına  hazırlanmakla üniversiteye hazırlanmak çok başka şeyler ve  bu bölümdeki ortak  dersler, disiplinlerüstü kariyer dersleri, çocukların proje yapmaları, sertifika  programlarına devam etmeleri, ders destek çalışması almaları, kişisel gelişim ve  rehberlik çalışmalarının sürüyor olması söz konusu. Asıl şey, çocuğun  yükseköğretime, dünya klasında yükseköğretime nasıl hazırlanacağıyla ilgili bir  durum. Emin olun çocukların bunları yapamaması gibi bir şey söz konusu değil.''
 
"Bizim altyapı eksiklerimizi gidermemiz lazım"
 
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, ülkedeki çocukların her şeyi  yapabileceğini belirterek, "Bizim altyapı eksiklerimizi gidermemiz lazım. Bizim,  öğretmen eğitimiyle ilgili gereken mesafeyi hızla almamız lazım. Bizim bazı  öğrenme ortamlarına ilişkin yatırımları artırmamız lazım. Yoksa bu çocuklar  dünyanın her yerinde diğer gençler ne yapıyorsa fazlasıyla yaparlar. Yeter ki  imkan bulsunlar. Bizim sistemimiz onları durdurmasın. Bizim sistemimiz onları  geriletmesin. Bu anlamda bu dört yılın yapısı çok önemli." ifadelerini kullandı.
 
Derslerdeki seçmeli yapılara örnek veren Selçuk, "Ortak dersler grubu,  seçmeli ders grubu, ikinci seçmeli ders grubu. Bütün bunların hepsi, kendi  içerisinde bir bütünlük taşıyor. Peki seçimini neye göre yapıyor çocuk? Bu seçimi  ilerideki yol haritasına göre yapıyor. Neyi planladığına göre yapıyor. 11.  sınıfta yine benzer durum var. Burada matematik grubu için ve Fen Bilimleri grubu  için bir örnek var. 'Küresel Politikalar' gibi, '20. yüzyılda Türkiye' gibi  birtakım dersler de söz konusu." dedi.
 
Bakan Selçuk, 12. sınıfın çok kritik olduğuna vurgu yaparak, şu  bilgileri verdi:
 
 "Bizim 12. sınıfta özellikle transdisipliner, kariyer dersi dediğimiz  yükseköğretime hazırlamak, sınava hazırlamak değil, yükseköğretime hazırlamak  dediğimiz dersler devreye giriyor. Örneğin matematik ağırlıklı dersler grubunda,  finansal matematikten, veri analizi ve optimizasyondan, matematik  uygulamalarından, biyoteknolojiden, fen ve teknoloji grubunda, geleceğin enerji  sistemleri, malzeme bilimi, yapay zeka uygulamaları, nesnelerin internete  uygulamaları, çevresel güçlüklere yaratıcı yaklaşımlar, akıllı şehirler ve  insanlığın geleceği, sosyal güçlüklere yenilikçi yaklaşımlar, davranışsal  ekonomi, uygulamalı hukuk, sosyal medya ve kültür, insan haklarının gelişimi,  doğası, güç, egemenlik ve uluslararası ilişkiler, tasavvuf edebiyatı, İslam  felsefesi, insan makine etkileşimi gibi birçok ders var. Bu dersler bizim icat  ettiğimiz dersler değil. Bu dersler halen dünyanın belli ülkelerinde liselerde  okutulan dersler. Onlar bunu sıradan bir iş olarak yapıyorlar. Önemli olan bizim  bu gençleri neye hazırladığımız. Hazırladığımız döneme ilişkin ne tür dersler  alması gerektiğine ilişkin oluşturduğumuz içerikler."
 
Ders seçimi için bir "ders seçme robotu" geliştirdiklerini söyleyen  Selçuk'un sahneye davet ettiği öğrenciler, uygulamalı olarak ders seçimi yaptı.
 
Bakan Selçuk, sistemin uygulama takvimine ilişkin de şunları söyledi:
 
 "2019-2020 yılını bir hazırlık yılı olarak görebiliriz. 2020-2021'de  9. sınıfların ilk dönemi. Neden bunun hemen başlatmıyoruz, ya da aradan  girmiyoruz? Çünkü bizim öğrencilerimiz, gençlerimiz liseye başladığında, belirli  bir kural vardı. Geldiğimizden beri şunu söylemeye çalışıyoruz. Mümkün olduğunca,  gücümüz yettiğince, biz sürpriz yapmayacağız. Oyunun kuralını arada  değiştirmeyeceğiz. Yani 9. sınıfa 2020-2021'de başlayacak çocuklarımıza diyeceğiz  ki 'Gençler artık yeni bir kural var ve siz bununla başlıyorsunuz. Yani durup  dururken bir belirsizlik olması, ikide bir değişiklik olması söz konusu  olmayacak. Siz bu yapıyla başlayıp bu yapıyla bitirebilirsiniz. Dolayısıyla şu  andaki öğrencilerimiz için de benzer bir durum söz konusu. Onların da mevcut  durumunu da müktesep haklarını da bir riske sokmak istemiyoruz. Ama belki şöyle  bir müjde verilebilir. Peki hiç mi bir şey yapılamaz? Yapılabilir. Ne  yapılabilir? Önümüzdeki öğretim yılında yani 2019-2020'de 12. sınıfta olan yani  üniversiteye hazırlanan gençlerimiz için o senenin rahatlatılması ilgi, yetenek  ve merakların dikkate alınması ve çocuklarımızın şikayet ettiği birçok unsurun  ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir hazırlığımız var. Bu hazırlığımız bitti. Ama  bugünün konusu olmadığı için onu daha sonra kamuoyu ile paylaşacağız. Sadece şunu  bilin. Önümüzdeki sene 12. sınıfa geçecekler şu anda tasarımını ortaya koyduğumuz  ortaöğretim yapısının aynısı olmasa da büyük bir rahatlama, daha işlevsel, daha  fonksiyonel, daha ama yönelik bir durumla karşı karşıya gelecekler."
 
Bakan Selçuk, yeni sistemin 9 sınıf ders kitaplarının ve  materyalllerinin üretilmesine de başlandığını dile getirerek, "Burada çok önem  verdiğimiz bir şey öğretmen eğitiminin başlatılması ve sertifikasyonu. Mesela  kariyer ofisi diyoruz. Bunu kiminle yapacağız? Elbette öğretmenlerle yapacağız.  Öğretmenlerimize üniversiteler sertifikalar verecek, bu konularla ilgili. Sadece  gönüllülere. Kim isterse. Bunları ücretsiz olarak vereceğiz. Dolayısıyla  okullarda bu tür çalışma yapma imkanımız, rahatlıkla söz konusu olabilecek."  ifadelerini kullandı.
 
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni sistemde öğretmen eğitiminin  önemine vurgu yaparak, "Öğretmen eğitimi böyle bir yapıda çok uzun yıllar sürecek  bir özelliğe sahip." dedi.
 
Bakan Ziya Selçuk, bu tasarımda emeği geçen akademisyenlere,  öğretmenlere, okul müdürlerine anne-babalara, gençlere, yurt içi ve dışındaki  uzmanlara teşekkür ederek, "Bizim kendimize özgü, ilkokul ve ortaokuluyla  bütünleşik olarak yapıp, tüm çevre parametrelerini de birlikte düzenleyerek  geliştirdiğimiz bir projenin olması ve Türkiye'nin 2035'lere, 2040'lara,  2053'lere yönelik olarak bir gayreti bir çabası var. Emin olun bütün çabalarımız,  tasarımlarımız neyi ne zaman nasıl yapacağımızın akademik olarak ortaya  konulduğu, fizibilitesinin ortaya konulduğu, neyi yaptığımızı gerçekten çok iyi  çalıştığımız bir durum." dedi.
 
Yeni ortaöğretim tasarımıyla ilgili teknik toplantılar ve tanıtım  çalışmaları yapacaklarını ifade eden Selçuk, bu konunun, bir sorun yapısı  bilinmeden, problem geliştirme stratejileri açıklanmadan detaylı anlaşılabilecek  bir konu olmadığını belirtti.