Kurtulmuş'tan sert tepki: Adım adım gelişen Türk karşıtı...

AA |  25 Nisan 2017 Salı - 18:59 | Son Güncelleme : 25 04 2017 - 18:59

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, AKPM'nin Türkiye'ye ilişkin verdiği "denetim" kararını sert sözlerle eleştirdi.


Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Avrupa Konseyi  Parlamenter Meclisinin (AKPM) Türkiye kararına ilişkin, "Bu, maalesef adım adım  gelişen ırkçı, faşist, Türk karşıtı, İslam karşıtı, Türkiye karşıtı bir  kampanyanın sonucu olarak görülüyor. Tamamıyla siyasi bir karardır. Hiçbir  realiteye uymayan bir karardır." dedi. 
 
Kurtulmuş, Çankaya Köşkü’ndeki makamında gazetecilere yaptığı  açıklamada, AKPM'nin bugünkü oturumunda alınan, 2004 yılından bu yana denetim  sonrası diyalog sürecinde bulunan Türkiye'nin yeniden denetime alınması kararını  değerlendirdi. Kurtulmuş, "Türkiye açısından kabul edilemez, çifte standartlı bir  karardır. Bunu çok açık bir şekilde ortaya koymamız lazım." diye konuştu.
 
Numan Kurtulmuş, bunun, uzun süredir Avrupa’da, bazı siyaset  çevrelerinde devam eden yabancı düşmanı, İslam karşıtı ve özellikle Türkiye  karşıtı siyasi gelişmelerin bir sonucu olduğunun görüldüğünü vurguladı.
 
AKPM’nin kararının, Türkiye’deki olağanüstü hal bahane edilerek  Türkiye’ye karşı alınmış bir karar olduğunun altını çizen Kurtulmuş, “2004’te  Türkiye’nin çıkarılmış olduğu denetim süreçlerinin yeniden başlatılmasıyla ilgili  verilen son derece anlamsız, son derece çifte standartlı ve son derece haksız bir  karardır. Bu kararın en kısa sürede telafi edilmesi gerektiğine inanıyoruz.”  ifadesini kullandı.
 
Türkiye’nin her bakımdan Avrupalı bir ülke olduğunu belirten  Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"İsteseler de istemeseler de Türkiye, Avrupalı bir ülkedir. Bugün  itibarıyla da milyonlarca vatandaşı Avrupa’da bulunan, artık üçüncü nesil orada  Avrupalılaşmış olan, Türklerden oluşan büyük bir lobiye sahip olduğumuzu  biliyorlar. Vatandaşlarımız orada artık Avrupa’nın vazgeçilmez bir parçası haline  gelmiştir. Dolayısıyla bu alınan karar, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ve  Türkiye-AKPM ilişkilerini ciddi şekilde zora sokacak olan bir karardır. Bu  kararın gözden geçirilmesi lazım. Uzunca bir süredir devam eden Türkiye karşıtı,  İslam karşıtı ve yabancı karşıtı bir dalganın tabii sonuçlarıdır."
 
 "Bu kararın Türkiye’ye bir zararı olmaz"
 
Kurtulmuş, birkaç aylık geçmişe bakıldığında Avrupa’nın birçok  şehrinde açıkça Türkiye’ye karşı savaşan terör gruplarının, özellikle referandum  kampanyasında doğrudan doğruya "hayır" kampanyası yapması ve bu kampanyanın da  bazı ülkelerde polis kordonu altında, güvenlik altına alınarak yapılmasının hala  hafızalarda olduğunu anlattı.
 
 Avrupa ülkelerinde, Türkiye’de doğrudan halkın oylarıyla seçilen  Cumhurbaşkanı'nın alnına silah dayanmış şekilde "Erdoğan’ı öldürün"  pankartlarının açıldığını hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
 
"Yine daha birkaç gün öncesinde Fransa’da, hem de sözde çok saygın bir  bilim adamının, ‘Artık Türkiye’nin gidişatını durdurmak için Erdoğan’a suikast  yapmaktan başka bir yol kalmadı', 'Suikast yaparsanız biz bunu Avrupa’da  görmezden geliriz' manasına gelecek çok açık tehditleri ortadadır. Dolayısıyla  bu, maalesef adım adım gelişen ırkçı, faşist, Türk karşıtı, İslam karşıtı,  Türkiye karşıtı bir kampanyanın sonucu olarak görülüyor. Tamamıyla siyasi bir  karardır. Hiçbir realiteye uymayan bir karardır. 2004’te denetim  mekanizmalarından çıkarılmış olan Türkiye’nin 2004 ile 2017’sini kıyasladığınız  zaman Avrupa’nın değerleri bakımından Türkiye’nin çok daha geliştiği de ortada.  Bunu kendileri de biliyorlar. Ayrıca böylesine tarafgir, böylesine siyasi olarak  alınmış olan bir kararın ve artık buram buram ırkçılık kokan, Türkiye’yi  ötekileştirme amacı güden böyle bir kararın, Avrupa’nın kurucu değerleriyle de  Avrupa’nın uzaklaşmaya başladığı, ayrışmaya başladığının çok açık bir  göstergesidir. Bu kararın Türkiye’ye bir zararı olmaz, esas bu karar, Avrupa’ya  zarar verir."
 
"Bundan Avrupa’ya hiçbir şekilde fayda çıkmaz"
 
Avrupa’daki gidişattan, Avrupalıların geleceği açısından endişe  ettiklerini söyleyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
 
 "Türkiye gibi 80 milyon nüfusa sahip bir ülkeyi ötekileştirmek, bu  coğrafyanın demokrasisi en gelişmiş ülkesi olan, istikrar içerisinde olan  Türkiye’yi ötekileştirmek ve bir köşeye sıkıştırmak, çok açık bir şekilde,  Avrupa’da hemen hemen her ülkede yükselen aşırı sağcı, ırkçı, yabancı düşmanı,  İslam karşıtı ve özellikle Türkiye karşıtı siyasetin dalgası altında Avrupa  Konseyi Parlamenterler Meclisinin kaldığının açık bir ilanıdır ve ispatıdır.  Yazık olur. Bu açık ırkçı, faşist dalga bütün Avrupa siyasetini yutar. Birkaç  sene sonra Avrupa’nın makul siyasetçileri Avrupa’da siyaset yapamaz hale  gelirler. Çünkü yabancı düşmanlığı üzerinden gelişen bu dalga, bumerang gibi bu  dalgayı geliştirenlerin ve bu dalganın gelişmesine katkıda bulunanların da yüzüne  döner. Avrupa’nın kurucu değerlerine dönmesi lazım. Avrupa’nın böylesine  ötekileştirici, ayrıştırıcı politikaları bir tarafa bırakması lazım. Avrupa’nın  terör örgütleriyle değil, bölgenin ekonomik ve siyasi istikrarı sağlam olan  yegane demokratik ülkesi olan Türkiye’nin seçilmiş yönetimleriyle iş birliğini  artırması lazım. Esas olan budur. Türkiye’nin lehine olan da Avrupa’nın lehine  olan da budur. Yoksa 3-5 tane terör grubunun adamlarının kuyruğuna takılarak  böyle bir kararı almak marifet değildir. Bundan Avrupa’ya hiçbir şekilde fayda  çıkmaz.”
 
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye’nin, kendi istikametinde siyasi  ve ekonomik reformlarını yapmaya devam edeceğini belirterek hem ekonomik olarak  hem siyasi yapısı itibarıyla bugün bulunduğu seviyeden çok daha ileriye  gideceğini vurguladı. Kurtulmuş, son yapılan halk oylamasındaki karar sonucu  oluşan yeni sistem içerisinde de Türkiye'nin daha demokratik, daha özgür, daha  istikrarlı olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.
 
Türkiye’deki olağanüstü hali hatırlatanlara da Avrupa’daki olağanüstü  halleri hatırlatacaklarını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye’nin olağanüstü halinin  laf olsun diye ortaya konulmadığını vurguladı.
 
Türkiye’deki olağanüstü hali koro halinde eleştirenlerin, 15  Temmuz’daki darbe teşebbüsünden sonra Türkiye demokrasisine sahip çıkmasını  beklediklerini ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“15 Temmuz darbe teşebbüsünü, ola ki Türkiye’de rejim değişir mi  diyerek bir şekilde sessiz geçiştirenlerin şimdi 'Türkiye’de OHAL var.' demeleri  iki yüzlülüktür. Çifte standartlıdır. Kabul edilemez bir tavırdır. Eğer OHAL’in  herhangi bir şekilde halk oylamasına zarar verdiğini düşünüyorlarsa, Fransa’da da  OHAL altında cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmıyor mu? Birinci turu geçti, ikinci  turu da OHAL çerçevesinde yapılacak. Kaldı ki Fransa’da, Belçika’da ve birçok  Avrupa ülkesinde terör saldırılarından halkını korumak için aldıkları OHAL’e  hiçbir tepki göstermiyorlar. Türkiye, bir taraftan DEAŞ bir taraftan PKK  vasıtasıyla terör tehdidinde olduğu gibi, 15 Temmuz’dan sonra da artan bir FETÖ  terör grubunun saldırısı altındadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti de kendi  vatandaşlarının güvenliğini sağlamak durumundadır. Aynen Fransa’yı yönetenlerin,  Belçika’yı yönetenlerin yaptığı gibi. Oralardaki OHAL, herhangi bir şekilde  bunların gözüne batmıyor ama ne hikmetse Türkiye, hem de demokrasinin kıyısından  kurtartılmış bir ülkede OHAL ile vatandaşların geleceğinin emniyet altına  alınması bir problem olarak gösteriliyor. Kabul edilmesi, anlaşılması mümkün  değildir. AKPM’nin bu kararını bir şekilde telafi edecek adımlar atmasını ümit  ediyorum ve Avrupa’nın kendi kurucu değerleriyle ortak bir Avrupa evi, çok  kültürlü bir yapı, yabancıya müsamaha gösteren, yabancıyı ötekileştirmeyen,  farklı dinleri, farklı kültürleri aynı pota altında eritebilen bir Avrupa  idealine dönmelerinin kendi gelecekleri lehine olduğunu düşünüyorum. Evet, bugün  bu kararı aldıran faşist çevreler, Türkiye ve İslam karşıtı çevreler sevinmiş  olabilir ama esas üzülmesi gereken, Avrupa’nın geleceğini düşünen Avrupa’nın  mutedil siyasetçileri olmalıdır diye düşünüyorum. İnşallah bu yanlıştan en kısa  süre içerisinde dönerler."