Gazetevatan.com » Yazarlar » Dolardaki yükseliş ve Trump’ın itirafı…

Dolardaki yükseliş ve Trump’ın itirafı…

11 Ağustos 2018 Cumartesi


Türkiye-ABD ilişkilerindeki sorunlar her geçen gün farklı bir noktaya doğru ilerliyor. “Dostluk”, “müttefiklik” söylemi zaman zaman iliştirilse de en tepeden yapılan açıklamalarda açık bir “savaş” vurgusu dikkat çekiyor. Trump son paylaşımında “Türk lirası, çok güçlü dolarımız karşısında hızla düşerke  n…” ifadesini kullanarak süregelen ekonomik savaşın tarafı olduklarını itiraf ediyor. Yani “Türkiye’de doların artışıyla ilgimiz yok.” şeklindeki beyanatlarının artık hiçbir tutarlılığı kalmıyor.

Çok açık ki Papaz Brunson’un tahliye edilmesini sağlamak için zaten kırılgan olan ve sorunlarla örülen Türk ekonomisinin üzerine gidiliyor. Ancak Brunson meselesi nihai hedefin sadece bir yansıması olarak kabul edilmeli. Bir süre sonra bu sorun çözülse bile istekler, taviz beklentileri ve buna yönelik çabaların noktalanmayacağı iyi bilinmeli.

Böyle bakıldığında bu olayın iki önemli boyutu var. Birincisi şu an küresel sistemde inanılmaz bir ticaret savaşı var. Bu savaş ABD’nin dolar üzerinden kurduğu dolaşım sisteminin etkisiyle küresel bir sömürge alanı kurulmasını hedefliyor. Kaynakların, hammaddenin, yatırımların ABD’nin nüfuz alanına çekilmesi ve bu yolla tahakküm altına alınmış geniş coğrafyalar isteniyor. Jake Werner, Foreign Policy’de yayınlanan makalesinde “mevcut küreselleşme sürecinde kalkınmanın yolu hile veya aldatmadan geçiyor” diyor. Küresel değerler, ilkeler ve sunulan imkanlar gelişmekte olan ülkelerin aleyhine olacak şekilde manipüle ediliyor.

İkincisi ise ABD’nin bu stratejisi üzerine kurulan Trump’ın taktiksel açmazı… Zira ABD’nin İçişleri ve Adalet bakanlarına yönelik yaptırım kararı diğer değişkenler sabit kabul edildiğinde ve salt bu kararın teknik yönü bakımından ciddi bir önem taşımıyor. Aynı şekilde bizim mukabele-i bilmisil çerçevesinde onların bakanlarına yaptığımız gibi. Ancak mevcut tablo içerisinde başka değişkenler devreye girdiğinde durum değişiyor. Şöyle ki; son kriz ya da anlaşmazlığın odağında yer alan Papaz Brunson’un Trump yönetimi tarafından kullanılma tarzı müzakereye açık olmayan bir görüntü arz ediyor. Türk heyeti ABD’ye giderken bile Dışişleri Sözcüsü “Anlaşma olsa Brunson burada olurdu” diyebiliyor. Yani ancak bu istek yerine getirilirse bir müzakere söz konusu olacak ki ev hapsine çıkarılması dahi yeterli olmamıştı. Sürecin müzakere iklimine geçmeyişi uluslararası boyutlarıyla Türk ekonomisine olumsuz etki ediyor. Dolar baskını Türk kamuoyunu buraya odaklıyor ve yeni yaptırımların gelebileceği algısı kriz kavramını besliyor.

Belirli bir noktada uzlaşma alanı açılabilir mi derseniz kısa vadede hem ABD hem de Türkiye’yi bekleyen iki seçim olduğu unutulmamalı. ABD Kasım ayında temsilciler meclisinin tümünü, senatonun ise üçte birini değiştirecek. Evangelistler açısından önem taşıyan bu durum Trump’u destekleyen Cumhuriyetçiler için de önem kazanıyor. Trump üzerindeki bazı şaibeleri bu ortaklık üzerinden gölgelemeye ya da ötelemeye gayret ediyor. Seçimlerin hemen öncesinde, 4 Kasım’da İran konusundaki nihai ambargo maddelerinin devreye konulacağı düşünülürse iki ülkenin Brunson konusunda anlaşması güçleşiyor. Bu koşullar karşısında Türkiye her zamankinden daha soğukkanlı ve uzmanlığa dayalı bir süreç geliştirmek zorunda…