Gazetevatan.com » Yazarlar » Ateşkesi kim neden istiyor?

Ateşkesi kim neden istiyor?

28 Ekim 2017 Cumartesi


Irak ordusu ile Haşdi Şaabi’nin Barzani yönetimine bağlı peşmergelerle yaşadığı çatışma son birkaç gündür giderek şiddetleniyordu. Zira çatışmalar sıkışma eğilimi taşıyan stratejik merkezlere doğru kayıyordu. Özellikle Kerkük’ün kontrolünün Erbil’den Bağdat’a geçişiyle askeri/motivasyonel bir üstünlük sağlanmış ve IKBY kontrolündeki tüm hava limanları ve sınır kapılarının devredilmesi hedefi ulaşılabilir hale gelmişti.

Her ne kadar Kerkük ve Erbil-Duhok hattında kısmi direnişler yaşansa da Irak ordusunun ilerleyişinin nereye kadar devam edeceği kestirilemiyordu.

Zira bölgenin iki önemli aktörü ABD ve Rusya’nın süreci göreli bir temkinlilik içerisinde izliyor olması “Barzani gözden çıkarıldı mı?” sorusunu gündeme taşıyordu. Barzani’nin en önemli rakiplerinden Goran Hareketinin “istifa” çağrısı KDP’ye olan uluslararası desteğin pozisyon almayışıyla da ilişkiliydi.

Ancak geçtiğimiz gün ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Irak’ta bir tür uzlaşı istediklerinin mesajını veriyordu. Tillerson Irak Başbakanı İbadi’ye seslenerek, “Erbil’in, Irak anayasası temelinde müzakereler için yaptığı teklifi kabul etmeye davet ediyorum” demişti. İbadi ise daha önce öne sürdükleri koşulların yerine getirilmemesi durumunda buna sıcak bakmadıklarını açıklamıştı.

Bu etkileşim sürerken Irak Ordusu ile peşmerge arasındaki çatışmalar Rabia-Semelka sınır hattına yönelirken Erbil-Dohuk arasında kalan sahada da yoğunlaşma yaşanıyordu.

Söz konusu çatışma alanının iki temel özelliği bulunuyor. Birincisi çatışmaların devamı durumunda sınır kapıları Bağdat’ın kontrolüne geçecek ve IKBY nezdinde Barzani büyük ölçüde Erbil’e sıkışmış olacaktı. Bu durum muhtemel bir müzakere masasında Bağdat-Haşdi Şaabi’yi kuvvetlendiren bir durumdu. Irak Ordusuna bağlı kuvvetlerin aynı zamanda Duhok ile Türkiye arasındaki Fişhabur Sınır Kapısı’nı da kontrol altına almak istediği ve Peşmerge’ye süre verdiği duyuruluyordu. Irak-Suriye-Türkiye sınır hattında Bağdat üzerinden Türkiye’ye yönelebilecek terör tehlikesi belli bir düzeye çekilebilecekti. Böylelikle Bağdat temelinde göreli bir işbirliği yapan Türkiye ve İran’ın da hamle gücü artıyordu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ateşkes ihtimaliyle ilgili sınır kapılarına dikkat çekmesi de bunu doğruluyor.

İkincisi bu sınır kapıları arasındaki bölge bir süredir PKK-YPG’li teröristlerin sızma yaptığı, alan hakimiyeti sağlamaya çalıştığı bir bölge. Rakka’ya YPG’nin girişi ile Rabia sınır kapısından Sincar’a yönelen teröristlerin varlığını birkaç gün önce dile getirmiştik. Ve belki de en önemlisi ABD Suriye’de birlikte çalıştığı PKK-YPG’ye yoğun silah ve teçhizat yardımını Semelka sınır kapısı üzerinden IKBY plakalı tırlarla yapıyordu.

İşte tam bu esnada Irak ordusu ile peşmerge arasında ateşkes sağlandığı haberi kamuoyuna yansıyordu. Reuters’ın haberine göre DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu Sözcüsü Albay Ryan Dillon bu bilgiyi paylaşıyordu. Yazıyı kaleme alırken haberin doğruluğu henüz teyit edilememişti. Hatta yanlışlıkla yapıldığına yönelik haberler de vardı. Fakat öyle olmasa da yukarıdaki tespit ve gerekçeler oldukça önemli. Irak Ordusunun dün itibariyle ilerlediği alan ve kontrolü ele alması durumundaki muhtemel neticeler ABD’nin orta ve uzun vadeli stratejileri açısından “bu kadar yeter” dedirtecek bir seviyeyi işaret eder nitelikte.