Gazetevatan.com » Yazarlar » PKK-PYD’nin yeni Irak senaryosu üzerine

PKK-PYD’nin yeni Irak senaryosu üzerine

21 Ekim 2017 Cumartesi


ABD destekli, SDG görünümlü YPG-PKK terör örgütü dün itibariyle Rakka’yı bir başka terör örgütü olan DEAŞ’tan aldı. Operasyona 1 yıl önce başlanırken Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen YPG sürecin odağında yer almış ve terör örgütünün kente girmeyeceği taahhüt edilmişti. Buna benzer taahhütler Menbiç’te, Tel-Abyad’ta ve hatta YPG’ye silah yardımı konusunda da verilmiş olmasına rağmen hiç birisi yerine getirilmemişti. Daha dün Rakka’da teröristbaşı Öcalan posterlerinin açılmasına ABD sözcülerinin verdiği cevap bir işaret fişeğine benziyordu.

Öyle ki ABD’nin “DEAŞ yok edilmeli” ana teması ile kurguladığı bölge senaryosunun yeni perdesinde PKK-YPG ortaklığının akıbeti Türkiye açısından büyük önem arz ediyor. Eğer mevcut beklentiler devam edecek olursa, yani ABD, DEAŞ ve etkilerini uzun vadeli bir konumda irdelerse YPG-PKK ortaklığı ile birliktelik sürecektir. Ancak Irak’ta olanlar karşısında ABD’nin sergilediği “tarafsızlık” durumu Suriye’de de farklı ittifakların imkansız olmadığını gösteriyor.

İşte bu sebeple Rakka’dan sonra ABD için asıl önemlisi Suriye’nin kuzeydoğusu ile Irak’ın kuzeybatısı arasında nasıl bir resim tasavvur ettiğidir. Bu yönelim Erbil’den Akdeniz’e kadar uzanabilecek bir hattın oluşması, dört parçalı demokratik konfederalizm düşüncesi (KCK sözleşmesi) ve güç mücadelesi bakımından bugüne kadar mesafeli olan PKK-YPG/IKBY etkileşimini belirleyecektir.

Bakıldığında YPG-PKK ele geçirdiği merkezlerde kısa ve orta vadeli yönetim kademelerini söz konusu yerlerde etnik/mezhepsel bakımdan yoğun olan kesimlerden ve bilhassa birlikte hareket edebilecekleri sözde temsilcilerle doldurma gayretinde. Örneğin Rakka’da nüfusun çoğunluğunun Sünni (Arap) olduğu dikkate alınırsa YPG kontrolünde bir grubun yönetimi ele alacağı söylenebilir. Bu etkinlik mekanizması Türkiye’ye karşı Afrin’de bir savunma çeperinin yol alması anlamına geliyor. Tabi Türkiye’nin İdlib sahasındaki başarısı ve Rusya-İran-Esat ile koordinasyonu son derece hayati olacak.

Tam bu noktada kamuoyuna yansıyan ve çok tartışılmadığını düşündüğüm bir açıklama PYD’nin eski Başkanı Salih Müslim’den geldi: “Rusya ile ilişkilerimiz vardır. Moskova’da temsilciliğimiz bulunuyor. Rusya’nın Suriye’de çıkarları vardır. Açıktır. ABD’nin de Suriye’de çıkarları vardır ama herkes bilmiyor. Açık değildir. Fakat Rusya’nın Suriye’de ve Ortadoğu’da varlık sebebi bellidir.” şeklindeki sözleri ABD ile yürütülen araçsal/vekalet ilişkisinin seyrinde ilerlememesine karşı yeni bir denge arayışı görünümündeydi. Üstelik bununla da kalmayıp “Rusya ile daha iyi ilişkiler içerisinde olmak istiyoruz. Bize göre Rusya rejimin üzerinde baskı yapabilir. Demokratik bir çözüm konusunda rolünü oynayabilir” dediğinde PYD Rusya üzerinden Esat rejimi ile anlaşmanın yolunu mu arıyor? sorusunu gündeme getiriyor.

Rusya’nın PYD-YPG-PKK konusunda hareket kabiliyetini ayakta tutacak belli rezervlerle hareket ettiğini de göz önünde bulundurursak bu tür denge değişimlerine hazırlıklı olmak gerekiyor.

Ayrıca Irak’ta Barzani’nin 2014 öncesindeki sınırlarına çekilme süreci PKK-YPG için sahada yeni avantaj alanları meydana getiriyor. Kerkük ve Sincar gibi stratejik bölgelerde adım adım sayılarını artırarak görünür olmaları Suriye’nin kuzeyi ile Irak’ın kuzeyi arasında hedefsel/araçsal bir bağlamın kuvvetlendirileceğinin işaretleri...