Gazetevatan.com » Yazarlar » Haşdi Şaabi ve Türkmenler meselesi...

Haşdi Şaabi ve Türkmenler meselesi...

18 Ekim 2017 Çarşamba


Haşdi Saabi (Halk/Millet Yığınları-Gönüllü Birlikler) Irak’taki mücadelenin en çok tartışılan unsurlarından biri... Burada önemli 2 husus var.  (1) Kerkük’ün peşmergeden temizlenmesi ve işgalci yönetimin uzaklaştırılmasında ciddi bir aktör olarak sahada bulunması. (2) Türkmenlerle olan etkileşimi ve Sünni-Şii dengesine yönelik farklı bakış açıları.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Türkiye’nin tarih ve coğrafyasından kaynaklanan ilişkilerinde ya da soydaş merkezli yönelimlerinde mezhep ayrımının bir tarafa bırakılması oldukça önemli. Çünkü böyle bir nüfusu Sünni-Şii olarak konumlandırmak ve böyle politikalar geliştirmek potansiyel gücün bütününden vazgeçmek demek. Ayrıca kültürünüzle yoğrulan belli bir kesimi mezhep üzerinden başka bir devletin kontrol ve oyun sahasına bırakmanız anlamına da gelir.

Nasıl bir örgüt?

İlk başta (2014) Irak güvenlik güçlerine destek vermek amacıyla ortaya çıkan Hasdi Saabi, DEAŞ’ın Samarra gibi Şiilerin kutsal saydığı mekanlara saldırmasıyla kendisine önemli motivasyon alanları oluşturdu. O dönem Irak’taki en büyük Şii dini merci Ayetullah el-Sistani’nin cihat çağrısı böyle başladı. Haşdi Şaabi kuruluşu itibariyle Şii ve Irak kimliğini temel alan bir kurguya sahip olsa da içerisinde Sünni Araplar,  Hıristiyan, Yezidiler de bulunuyor. Dolayısıyla örgütte farklı çıkar çatışmaları olabileceğini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Türkiye Ekim ayında Haşdi Şaabi’nin Telafer operasyonuna katılmasına karşı çıkmış; Cumhurbaşkanı Erdoğan “Haşdi Şaabi’nin orada terör estirmesine izin vermeyeceğiz” demişti. Gerçekten bu örgüte karşı çok dikkatli olmak gerekiyor.

Irak Hükümetinin Abadi döneminde Haşdi Şaabi’nin kullanım alanını genişlettiği görülüyor. Hatta çıkarılan yasayla Irak’ta Başbakanlığa bağlı bir teşkilat statüsüne eriştiler. Ancak bu süreçte İran etkisinde bir örgütlenme olarak Haşdi Şaabi’nin Sünni kesimdeki olumsuzluk algısı artmaya devam ediyor. Irak kimliği oluşturabilme konusunda sorunlar yaşanıyor.  Özellikle İran’ın belirli gruplara desteği ve onlar üzerinden etkinlik kurma çabası Irak’taki kimi Sünni-Şii kesimlerin ciddi eleştirisine uğruyor.  Bu kesimler örgütün İran’ın kontrolünde olduğu iddiasından rahatsızlar... Eğer dengeler iyi kurulamazsa Haşdi Şaabi, Irak’ın istikrarsızlığı için çarpan etkisi yaratabilir.

Ya Türkmenler...

Irak’ın 2003’te işgalinden bu yana belki de en çok sıkıntı çeken, topraklarında edilen onlar oldu. Barzani’nin Kerkük gibi tartışmalı yerleri işgal hedefi bu şehirlerde yoğun yaşayan Türkmenleri vurdu. Topraklarında “Bağımsız Kürdistan’a evet diyor musunuz?” sorusuna muhatap oldular. Bu süreçte 1.5 milyondan fazla Türkmen göçe maruz kaldı.

Kerkük’te Kürtçenin resmi dil olması, IKBY bayrağının kamuda kullanılması, Kerkük Kalesine Türkmenlerinin girişinin yasaklanması, Musalla gibi Türkmen mahallelerde hizmetin yavaşlatılması, kaçırma/gasp/yaralama olayları gibi farklı tetikleyiciler Türkmenleri bir varlık/yokluk kaygısıyla baş başa bıraktı. Türkiye’nin gerek moral gerekse araçsal desteği ise bunu durdurmaya yetmedi.

Ve Türkmenler adım adım Haşdi Şaabi içerisinde çekim alanı buldular. Halen 16. ve 53. Tugay Türkmenlerin.. .Bunun temel gerekçelerinden biri kendi yurtları için savunma kalkanı oluşturmak, diğeri de Türkmenlerin zaten yoğun nüfusa sahip şehirlerinde Şii demografinin buna imkan tanımasıydı. Türkmenlerin bu amaçların dışında Haşdi Şaabi içerisindeki başka gruplar gibi farklı ajandalarının bulunmayışı, aslında onları o topraklarda farklı kılan özelliklerden...

Böyle olduğu içindir ki Kerkük’te, Tuzhurmatu’da, Emirli’de, Tazehurmatu’daki mücadeleye diğer yerlerdeki Sünni Türkmenler destek verdiler.

Buradan hareketle Haşdi Şaabi-İran ilişkisi, bunun bölge ve Türkiye için meydana getireceği tehlikeler ortadadır. Tüm tedbirler alınmalı. Ancak belirli zorunluluklarla eklemlenip Türkmen kimliğini koruyan gruplarla olan etkileşimimiz büyük bir sağduyu içerisinde götürülmelidir. Hele ki onlara yönelik geri dönüşü olmayan toptancı yaklaşımlar çok yanlıştır.