Gazetevatan.com » Yazarlar » Öcalan posteri asmak ‘ifade özgürlüğü’ öyle mi?

Öcalan posteri asmak ‘ifade özgürlüğü’ öyle mi?

08 Temmuz 2017 Cumartesi


Birkaç gün önce bazı haber sitelerinde “Öcalan posteri ifade özgürlüğüdür.” başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde bu cümleyi vurgulayan bir mahkeme  kararından söz ediliyordu. İddia edilen karar Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne aitti.

Haberi okuyunca sosyal medya hesaplarımdan doğruluğunun araştırılmasını, eğer doğruysa temyiz edilmesini değilse kamuoyuna gerçeğin açıklanmasını önerdim.

Öyle ya...

Neredeyse her gün şehit haberlerinin/bombalı saldırıların geldiği, yüreğimizin yandığı günlerde böylesi kararların alınması ne şehit yakınları ne de toplum vicdanı açısından kabul edilebilir değil.

Elbette olayın hukuki ve teknik boyutu var.

Bu sebeple Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ile görüştüm. Ciddi bir tahkikat yapıldı. Başsavcılığın nazik üslubu ve ilgisi önemliydi. Haberin asıl kaynağı Diyarbakır’da bir haber ajansıydı. Siteler bu haberi aslında oradan almışlardı. 

İşin arka planında ise şu gerçek ortaya çıktı. Böyle bir karar gerçekten var. Ancak yeni alınmış bir karar değil. Haberde konu edilen mahkeme kararı 06/12/2016 tarihine ait.

Kararın özü şu: 31 Temmuz 2016’da  Diyarbakır’da yapılan “Darbeye Hayır Demokrasi Hemen Şimdi” isimli miting dağılmaya başladığında bir grup, PKK/KCK TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞISI Öcalan’ın resmini sallıyor ve emniyet görevlileri tarafından yakalanıyor. İçlerinde 1999 doğumlu birisi bulunuyor. Propaganda suçu anlaşıldığından Terörle Mücadele Kanununun ilgili maddeleri gereği cezalandırılması yönünde kamu davası açılıyor. Cumhuriyet savcılığı mütaalasında Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin  2015 tarihli ilamına dayanarak “Çocuğun poster taşıma eyleminde cebir şiddet ve tehdit içeren eylemleri meşru gösterecek övecek nitelikte başkaca davranışlarının bulunmadığından terör örgütü propagandası yapma suçundan beraatini ” istiyor.

Mahkeme incelemesinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/2742-2316 esas ve karar sayılı kararını emsal alıyor. O kararın özeti de şöyle. Nevruz etkinlikleri sırasında araç camından dışarıya sarkarak terör örgütü lehine sloganlar atan bir kişinin propaganda suçundan aldığı mahkumiyet hükmü “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, teşvik edecek nitelikte olmadığı ” gerekçesiyle ifade özgürlüğü sayılıp karar bozuluyor. 

Yargıtay’ın bu eylemi ifade özgürlüğü saymasının sebebi 2013’te Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan bir değişiklik. Hatırlarsanız sözde çözüm sürecinin olduğu dönem. Değişikliğin gerekçesi ise kanunların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uyumlu hale getirilmesi.

Böylelikle ister bir çocuk ister bir yetişkin tarafından işlensin terör örgütü propagandası yapmak suçu ancak cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterdiği veya övüp, teşvik ettiği tespit edildiğinde gerçekleşmiş oluyor. Ama sadece terörist başının resmini asınca olmuyor.

Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi de işte bu temel dayanaklarla “ifade özgürlüğü” sayıp çocuğun beraatine karar veriyor.

Şimdi asıl mesele veya soru şudur:

Madem ki terör örgütleriyle amansız bir mücadele veriliyor ve hatta idam cezası geri getirilmek isteniyor; o halde mahkemenin kendi kararında TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞISI dediği birisinin posterini asmanın ya da taşımanın “ifade özgürlüğü”ne sokulmasını nasıl değerlendireceğiz?

Yoksa farkında değil miyiz?

Bu karar PKK-YPG ortaklığının unsurlarından biri olan Öcalan’ın uluslararası anlamda meşruiyet arayışlarına su taşıyor.

Lütfen olanları ve olabilecekleri iyi sorgulayın.