Kürk alırken insanlar ikinci kez düşünecek

Melis Güvenç / mguvenc@gazetevatan.com |  16 Nisan 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 18 04 2017 - 18:33

Bana Göz Kulak Ol Derneği'nin kurucuları Özge Özder, Aslı Tandoğan ve Ayça Varlıer yeni başlattıkları Kürkünü Çıkar Vicdanını Giy kampanyası ile gerçek kürk giyenlere sesleniyor. Modacı Aslıhan Karahan'la işbirliği yapan üçlü gerçek kürk giyenleri bu vahşetten vazgeçirmeyi amaçlıyor.


Bana Göz Kulak Ol Derneği kısa sürede büyük işler başardı. Siz neler söylersiniz?

Aslı Tandoğan: Kat etmemiz gereken daha çok yolumuz var. Daha çok insana ulaşıp, onların bazı konuları önemsemesini ve dikkate almasını sağlamamız gerekiyor. Mesela kadınlar için güzellik her zaman her şeyden önde geliyor. Ve bunun için kürkü bir araç olarak görüyorlar. Biz de diyoruz ki madem vazgeçemiyorlar kürkten bunun yerine yeni bir şey koymamız lazım. Sahte kürk gibi mesela. Çünkü sahte kürk, gerçeğinden farksız görünürken neden bir canlının vahşice öldürülmesine sebep olan gerçek kürkü taşıyasınız. Bunun bilincinde olan bunu yapmaz. Biz özellikle kürk giyen insanlara ulaşmaya çalışıyoruz ki onları ikna edebilelim. Kürk giyen insanlar bizim düşmanımız değil. Sadece onlara ulaşıp "Daha önce kürk giymişsiniz tamam ama artık bu vahşetin farkına vardınız, öğrendiniz bundan vazgeçin" demek istiyoruz. Mesela benim etrafımda daha önce kürk giyen insanlar bunları öğrendikten sonra artık kesinlikle almıyorlar. Çünkü biz çevremizde kürk görüntüsünü mutlaka taşımak isteyen insanlara işin perde arkasını sabırla anlatarak sahte kürkü in, gerçek kürkü out yaptık.

Ayça Varlıer: Birçok farkındalık kampanyası gerçekleştirdik ve yeni projeler için çalışmaya başladık bile. Sokak hayvanlarıyla ilgili bilinç gittikçe çoğalıyor. Artık her sokakta bir kap mama ve su olmaya başladı. İstanbul, Ankara, İzmir dışına da bu durum yansımaya başladı. Bu bilinci daha da arttırmaya çalışıyoruz çünü o kadar çok hayvan var ki, tek bir dernek bunun üstesinden gelemez. Amacımız ve görevimiz insanlarda bu sorumluluğu arttırmak. Hayvanları tedavi ettirmek, barınaklara mama göndermek gibi şeylerin ucundan ne kadar çok insan tutarsa o kadar ileriye gideceğiz. Dijital ortamı sağlıklı bir şekilde kullanarak da davamızı doğru bir şekilde aktarabiliyoruz ve olabildigince yardıma mutaç olan dostlarımıza el uzatıyoruz. Bizim halkımız çok vicdanlı ve biz bu vicdanı daha da uyandırmak istiyoruz.

Dernek hızlı bir şekilde kurumsallaşmaya da başladı. Bunu nasıl başardınız?

Özge Özder: Bu derneği kurma fikrinin aklıma ilk düşme sebebi hayvanlara yapılanlara bireysel tepkimdi aslında, ama güç birliği ve "biz olmak" fikri benim için hayatın her alanında çok önemli. Tabii ki ancak doğru insanlarla yürüyebilirsiniz bu yolu. Ayça ve Aslı sağ olsunlar bu fikirden bahsettiğim anda güç birliğini hemen kabul ettiler. O zamanlar ekranda sürekli yunus parklarının reklamları dönüyordu oysa o parkların arkasında büyük bir vahşet yatıyor. Bir şeye sadece öfkelenmenin ve söylenmenin hiçbir yararı yok diye düşünürüm hep. Öfke kuvvetli ve kıymetli bir enerjidir aslında. O enerjiyi negatiften pozitife çevirebilmektir önemli olan. Bunu başardığında gidip dernek kuruyorsun mesela işte. Önce yunus parkları için kampanya yapanların anti kampanyasını yapmaya karar verdim. Bir söylem geliştirip aynı anda yayarsak, çok kişiyiz, sanatçıyız, sesimiz yüksek çıkabilir, gündem yaratabiliriz dedim ve işleyiş prensibimiz olan "gündem yaratmak yayma" misyonu derneğin asal görevi oldu. El ele veren sanatçılar olarak koca bir deviz artık.

Aslı: Derneği 2013'te kurduk. Özge, Ayça ve ben adım adım ilerliyoruz. Bize yardımcı olan bir avukatımız ve destekçilerimiz var ama çok az insanla çok az zamanda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu yüzden minik adımlarla ilerliyoruz ancak yaptığımız her işin bir kalitesi olmasını ve ses getirmesini önemsiyoruz. Bu yüzden yavaş yavaş büyüyoruz. Her sene iki mesaj veriyoruz. Umarım ileride daha büyük bir aile oluruz.

Kürkünü Çıkar Vicdanını Giy kampanyası ve yaptığınız defile de büyük ses getirdi. Nasıldı podyumda olmak?

Özge: Bu defile yaptığımız en zor ve en kuvvetli operasyon oldu. Aslıhan Karahan'la iş birliği yapmamız ve ilk defilesini buna adaması çok büyük özveri. Kendisine yol arkadaşlığı ve projeye inandığı için tekrar teşekkür etmek isterim. Sema Şimşek gibi çok kıymetli bir mankenin bile podyumdan çıkar çıkmaz titreyerek bana sarılması, elimi alıp kalbine götürmesi ve gözleri dolarak "yürüdüğüm en anlamlı podyumdu, en büyük ve görkemli defilelerden biriydi" demesi muhteşem bir şey bizim için. İzleyenlerden ağlayanlar oldu. Duygusal, çok yüksek ve anlamlı bir organizasyondu. Bence ülkemizde hiç unutulmayacak bir ilke imza atıldı.

Aslı: Defilede inanılmaz bir sinerji vardı. Mükemmel bir organizasyondu ve oyuncuların, modellerin hepsi çok heyecanlıydı. O gece orada olan tüm insanlar bu işi gerçekten gönülden yapan kişilerdi. Podyuma çıkıp yürüyüp içeri geldikten sonra kuliste kalbim yerinden çıkacaktı. Beş dakika kendimize gelemedik. Bizim için unutamayacağımız bir geceydi. Kürkünü Çıkar Vicdanını Giy defilesi çok ses getirdi ve amacına ulaştı. Bu yüzden bence artık bir kürk alırken insanlar ikinci kez düşünecektir. Bazen insan düşünemiyor ya da duyarlı olamıyor ama zulmü bildikleri zaman insanlar vicdanlarına dönüyor ve olayı algılıyor. Bu anlamda başarılı olduğumuzu düşünüyorum.

Ayça: Bu defile Özge'nin iki sene önceki hayaliydi. Başkanımız Özge bize bu hayalini anlattığında seve seve varız dedik. Özge bu iş için çok çabaladı, çok çalıştı ve başardı. Biz de koşulsuz şartsız onun arkasından yürüyoruz. Aslıhan Karahan'la çok güzel bir projeye imza attığımızı düşünüyorum ve bunun da devamı gelecek. Yapmak istediğimiz başka kampanyalarımız var. Onlar üzerine çalışıyoruz. Sanatçı dostlarımızın da bize bu şekilde destek olması mutluluk verici. Bizim tanınır olmak gibi joker hakkımız var ve bu hakkı bu şekilde kullanıyor olmamız sesimizi toplu bir şekilde duyurmamızı sağladı. Türkiye'nin her yerine ulaştık.

 

Bana Göz Kulak Ol Derneği dışında bireysel olarak yapmak istediğiniz projeler var mı?

Özge: Derneğin kurucu başkanı olarak bilindiğim için o kadar çok mail alıyorum ki birçok konuyla ilgili. Yetişebildiklerimle ilgili mutlaka el veriyorum ama yetişemediklerim çok oluyor. Çünkü bizim dernek başlı başına büyük bir iş. Derneğe maddi olarak bir şey harcatmamak için her şeyiyle kendimiz ilgileniyoruz. Evrak işinden tutun da sanatçıların tkoordinasyonuna kadar her şey bu işe dahil. Derneğin işçisiyiz aynı zamanda yani. Kendime ayıracak vaktim bile yok. Her boş dönemimi hayvanlara ve dernek için yeni bir kreatif proje hazırlamaya ayırıyorum. Hemen gerçekleşmese de taslak olarak duruyor. Ama insanların bu tarz şeylere kıymet verdiğimi bilmeleri, vicdanlı şefkatli olduğumu düşünmeleri ve bana çağrı yapmaları, davet etmeleri çok güzel bir şey.

Aslı: Aslında yapacak o kadar çok şey var ki... Ama buna bir derneğin veya bir kişinin yetişmesi imkansız. Kimi zaman "Şunu neden yapmıyorsunuz?" diye soruyorlar. Ama bizim her şeye yetişmemiz mümkün değil. Biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Ama başka insanların da ellerini taşın altına koymaları gerekiyor. Oturdukları yerden sürekli eleştirip, sorgulamaları yerine kendileri de bir şeyler üretsin ve ortaya koysunlar. Bence o zaman iyilik daha da büyür. Yoksa artık insanlar çok alıştı eleştirerek bir hayat yaşamaya. kimse bir şey yapmıyor ve üreteni de aşağı çekiyor, üzerine bir de beğenmiyor.

Ayça: Güç birlikten doğar. Bireysel olarak bir davam yok. Tek başıma yapmak istediklerimi zaten hep yaptım. Belki ileride bir kitap yazabilirim. Çünkü kişisel gelişim, psikoloji ve astroloji çok ilgilendiğim konular olduğu için bütün bunların birikiminden ortaya çıkanlarla ve hayatıma kattıklarıyla hikayeler anlatabilirim. Belki Elif albümüme yeni klip çekebilirim.

Kutu: Aslıhan Karahan koleksiyondaki parçaların satışlarından elde edilecek gelir, dernek tarafından hayvan tedavileri için kullanılacak.

Aslı Tandoğan

Dernek dışında neler yapıyorsunuz?

Muhteşem Yüzyıl Kösem'de oynamak çok keyifliydi. Çalışma tempom çok yoğun değildi ama Atlas hala çok küçük. 2 yaşında ve bana ihtiyacı var. Bu yüzden bir yoğunluk istememiştim ve gayet tadında bir tempom vardı. Hem çalışıp hem de Atlas'a vakit ayırabiliyordum. Şimdi dizi bitince hem dernek işine hem de aileme daha çok vakit ayıracağım bir döneme girdim.

Tekrar bir tarihi karakteri oynamak ister misiniz?

Üste üte iki tarihi karakteri oynamak yerine günümüzde geçen bir hikayeyi oynamayı tercih ederim. Ama geleceği anlatan fantastik bir dizide oynamak çok ilginç olabilir.

Annelikle duyarlılığınız daha çok arttı diyebilir miyiz?

Aslında hiçbir fark olmadı. Hep duyarlı ve belli konularda hassastım. Belki diğer çocuklarla ilgili başka bir farkındalık yaşadığım olmuştur ama anne olduktan sonra yaşadığım bir değişiklik hatırlamıyorum.

Ailenizi genişletme fikriniz var mı?

Atlas'a bir kardeş yapmak istiyoruz. Tabi böyle şeyler kısmet. İnsanın kardeşi olması çok güzel bir şey. Benim kardeşim olmadığı için etrafımdaki kardeşlerden görüyorum. Hayatta farklı bir destek oluyorlar. Oğlumu böyle bir şeyden mahrum bırakmak istemem.

Özge Özder:

Dernek dışında neler yapıyorsunuz?

Hayal Perdesi'nin yapmış olduğu Üç Kız Kardeş oyunumuz devam ediyor. Üç Kız Kardeşin yolu yurt dışında çok açıldı. Birkaç turnemiz olacak. Bunun için heyecanımız çok büyük. Hollywood Fringe'e giden ilk Türk ekibi olabiliriz. Şehir Tiyatrosu'nda 12.Gece oyunumuz devam ediyor. Haziranda Açıkhava sahnesinde yine 6 bin kişiye oynayacağız. Bir de Şehir Tiyatrosu'nda bir müzikale hazırlanacağız bir aksilik olmazsa. Bunun dışında yeni bir dizi projesiyle anlaşmak üzereyim.

Ne tarz bir rolde izleyeceğiz sizi?

Genelde zengin, aristokrat ve  dişi rollere uygun görüyorlar beni. Artık bu rollere direnmiyorum. Herhalde insanlar beni böyle görmekten hoşlanıyor. Aslında ben günlük hayatta zıpır, çok daha rahat, hatta maskülen ve bohem bir tipim. Günlük hayatta hiç öyle seksi salon kadını halim yoktur. Ama nerede bir zengin kadın rolü var bana geliyor.

 

Bu bir avantaj değil mi?

Sürekli ekranda bir yer bulmak bir avantaj ama benim gibi oyunculukla ilgili değişik heyecanları olanlar ve bu işin okulunu okuyanlar farklı renklerini göstermek ister. Ekranda birbirinden çok değişik roller oynadığım da oldu. Sanırım farklı rolleri oynamak konusunda artık daha tatminkar oldum ve zengin kadın rollerine çok da direnmeye gerek görmüyorum. Ama sıra dışı bir rol geldiği anda önceliğim o rol oluyor.

Bu üçlü aynı sahnede buluşmak istemez mi?

Bizim camiada sanatçıların dostluğu zor başarılan bir şey. Çünkü herkes çok meşgul. Ve herkesin kendine göre bir egosu ve öne çıkma isteği var. Bu çok sayıda sanatçının el ele tutuşması meselesi bence bizim derneğin başardığı en önemli şeylerden biri. Herkesin kendini aynı anda bir şeye adaması çok büyük bir şey. Hepsi yakın arkadaşım ama Aslı ve Ayça kardeşlerim. Dört yıldır biz el ele yürüdüğümüz için ve istikrarla büyük projeler yaptığımız için bir tiyatro projesi vız gelir bize. O kadar zor yollardan geçtik ki, ve hiçbir ego yapmadan öyle işleri hallettik ki. Keşke üçümüze böyle bir proje gelse ne güzel olur.

Ayça Varlıer

Hayat Şarkısı'nda rol aldınız sonrası için yeni projeleriniz olacak mı?

Üç bölüm Hayat Şarkısı'na konuk oyuncu olarak girdim. Benim için çok güzel bir nefes oldu. Seray Gözler ve Ahmet Mümtaz Taylan'la tekrar bir araya gelmek de ayrı bir nostalji oldu. Bu diziden sonra henüz netleşen bir televizyon projesi yok. Bu dönem daha çok konserlere yoğunlaştım. Bunlar dışında devam eden oyunlarım var. Leyla'nın evi ve Fosforlu Cevri'ye devam ediyor.

Var mı beklediğiniz bir karakter?

Bugüne kadar çok istediğim ve sevdiğim rollerde oynadım. Bundan sonrası için her şeyi içinde barındıran, karton bir karakter olmayan, insanlara tanıdık gelen bir rol canlandırmak isterim.

Aslıhan Karahan

Yolunuz Bana Göz Kulak Ol Derneği ile nasıl kesişti?

Sahte kürklerle bir defile yapma planım vardı. Moda dünyasına artık gerçek kürk kullanmayın mesajı vermeyi çok istiyordum. Çok yakın bir arkadaşım Başak İlker defile hazırlıklarına başlamışken bana dernekten bahsetti ve Özge Hanım'la (Özder) tanıştık. Aynı mesaj için bir araya gelen insanlarız o günden itibaren beş ay boyunca defile için çalıştık. 60 parçadan oluşan bir koleksiyon ortaya çıkardım.Defil çok güzel oldu ve anlımızın akıyla da başardık.

Koleksiyonunuzun farkı ne?

Koleksiyonum 60 parçadan oluşuyor. El işçiliği ile bütün kürklere hacim verildi.Şimdiye kadar yapılmamış bir şeyi yaptım.Paltolar dışında kürkü gece elbiselerine varana kadar her yerde kullandım.Bu durumun daha çok yayılıp ses getireceğini umut ediyorum. Bu kürkleri ancak modacılar kullanırsa yayılabilir. Bu yüzden tüm modacılara çağrıda bulunuyorum, lütfen sahte kürk kullanın.Gerçek kürkten herkes vazgeçebilir. Çünkü ilk defa kürke hacim vererek dünyada daha önce rastlanmamış bir işe imza attım.El işçiliği ile kürkleri kesip biçip  desen verdim.Tasarımcılar olarak bizim yapabileceklerimiz çok fazla. Yani böyle bir moda akımı oluşturursak insanlar gerçekten bundan uzaklaşacak. Mesela bu koleksiyonları yakından görenler gerçeğinden ayırt edemediklerini söylüyor. Ama gerisi insanların vicdanına kalmış. Hala hayvanların işkenceyle kürkleri için öldürüldüğünü bilmeyenler var. Bence bu konuda bilinçlenmeye başladık. Ama bu bilinci arttırmaya devam etmek lazım, her sene bir proje yapmamız lazım ki daha da başarılı olalım.

Yorum Yazın
Gönder
Yorumlar
    Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...