Küçükusta neden 'Erken teşhis hayat karartır' dediğini anlattı

23 Ocak 2019 Çarşamba - 22:24 | Son Güncelleme : 23 01 2019 - 22:46

Profesör Doktor Ahmet Rasim Küçükusta, CNN TÜRK'te Buket Aydın'ın sunduğu "40" programına katıldı. Küçükusta, "Bir doktor olarak erken teşhise karşı mısınız?" sorusunu yanıtladı.


Buket Aydın ile 40'ın bu haftaki konuğu Dr. Ahmet Rasim Küçükusta. Ünlü doktor, "Birileri bizi hasta ediyor" derken kimleri kastediyor? Fazla kilolu insanların daha uzun yaşadığı doğru mu? Nasıl "Erken teşhis hayat karartır" iddiasında bulunabiliyor? Aşı karşıtlığı hakkında ne düşünüyor? Buket Aydın 40 soru sordu, Ahmet Rasim Küçükusta yanıtladı.
 
"Modern tıp ile hasta olmayan insanda bile hastalık bulabilirsiniz"
 
"Erken teşhisten neyi kastettiğiniz son derece önemli. Erken teşhisten kastedilen mesela akut batın sendromu ve apandisit iltihabı ise bunun erken teşhis etmesi gerekir. Eğer hastada acil müdahale ile düzelecek bir hastalık söz konusu ise burada da yine erken teşhis hayat kurtarır. Şimdi tıp çok ilerlediği ve aletlerin teşhis etme kapasitesi arttığı için, modern tıp teknolojisi ile hiçbir şikayeti olmayan bir insanı ayrıntılı tetkiklere soktuğunuz zaman, birkaç tane hastalık bulmanız mümkün. Eğer biz bunları teşhis etmesek bu kişi bu hastalıkla 50-60 sene daha ömrü ne kadarsa tabii hiç farkında olmadan yaşayacaktır. Hele hele de erken teşhis edilmeyen hastalık onun ölümüne yol açmayacaktır. 
 
"Bazı kanserleri teşhis etmenin insana bir faydası yok"
 
Kanser denilen hastalık için böyle bir şey söyleyebiliriz. Kanserlerin erken teşhisinde de kişilerin hayatının kurtuluyor olması söz konusu. Ama bazı kanserleri teşhis etmenin insana, hayatının uzaması bakımından bir faydası olmadığını net olarak biliyoruz. Faydası olmadığı gibi kanser teşhisi konması bir insana, o insanda büyük bir hastalık stresi ve moral bozukluğu yaratıyor. O insan bir takibe giriyor. İster istemez bir takım tetkikler, tedaviler yapılmaya başlanıyor. Dolayısı ile insanın hayatı bir yerde bu konan teşhisle allak bullak olmuş oluyor. Böyle durumlarda tabii ki erken teşhisin hastanın hayatının uzamasına hiçbir etkisi olmadığı gibi o kişiye de hiçbir faydası yok. Hayat felsefem olarak söylüyorum. Eğer bir insanın şikayeti yoksa; 'Bende bir hastalık var mı?', 'Karaciğerim mi yağlandı?', 'Tiroitte nodül mü var?' gibi endişelerle kendisini tıbba sevk etmesini doğru bulmuyorum."
 
 
 
Profesör Doktor Ahmet Rasim Küçükusta, "Sağlıklı yaşamanın bütün icaplarını yerine getirmek kaydıyla insanların kilosunun hiç önemi yok. Hatta ben evdeki terazilerinizi çöpe atın diyorum. İnsanlar kiloya o kadar çok kafayı takıyorlar ki bunun yarattığı stres insanları rahatsız ediyor. Kilo vereceklerine kilo almaya başlıyorlar" dedi.
 
Küçükusta, fazla kilolu insanların daha uzun yaşadığı söylemine açıklık getirdi. Bununla ne kastetmek istediğini anlatan Küçükusta, şunları söyledi:
 
"Evdeki terazilerinizi çöpe atın"
 
"İnsanlar sağlıklı beslenmek ve sağlıklı bir hayat sürdürmek kaydı ile kilolarına kafayı takmamaları gerekir. Çünkü bizler fabrikadan çıkmış bir vida gibi kalem gibi objeler değiliz. Hepimizin genetiği farklı, işimiz farklı, soluduğumuz hava farklı, yaşadığımız yer faklı, her şeyimiz farklı. İnsanları böyle illa 65 kilo olacaksın, vücut kitle endeksin 22 olacak şeklindeki bir dayatma, insanları bence büsbütün hasta ediyor. Sağlıklı yaşamanın bütün icaplarını yerine getirmek kaydıyla insanların kilosunun hiç önemi yok. Hatta ben evdeki terazilerinizi çöpe atın diyorum.
 
"Stres kilo aldırıyor"
 
İnsanlar kiloya o kadar çok kafayı takıyorlar ki aç karna tartılan var, kıyafetiyle tartılan var, tuvalete gidip geldikten sonra tartılan var. Ve bu kilo vermenin yarattığı stres, insanları çok daha fazla rahatsız ediyor. Bunlar, kilo vereceklerine kilo almaya başlıyorlar. Sağlıklı yaşamak ve sağlıklı gıdalarla beslenmek kaydıyla kilonun önemi yoktur. Baktığınız zaman anormal bir kilodaysa mesela 120 kiloluk bir sporcu olabilir. Ağır sıklet güreşçidir, kaslıdır, güçlüdür, 120 kilo da olabilir. Eğer bu kişi sağlıklı beslenmiyor yani yediği içtiği gıdalar kaliteli değilse, yeme içme sisteminde bozukluklar varsa, hareketli bir insan değilse elbette bu fazla kilo ve aşırı obezite zararlı. Benim söylemek istediğim; sağlıklı yaşamanın bütün icaplarını yerine getirdikten sonra kilonuz neyse odur. Ve bu kilonun da bu şekilde anormal olması hiçbir şekilde mümkün değildir."
 
 
Küçükusta 'süper gıda' dediği yiyecekleri açıkladı
 
Ünlü Profesör Doktor Ahmet Rasim Küçükusta, 'süper gıda' olarak adlandırılan yiyecekler hakkında konuştu. Küçükusta, "Bütün kaliteli, bozulmamış, işlenmemiş yiyeceklerin hepsi süper gıdadır. Tek başına hiçbir gıda süper değildir. Bu modadır, tamamen ticari, bir liralık ürünü 10 liraya satmak için çıkarılan slogandır" dedi.
 
Küçükusta, 'süper gıda' olarak adlandırılan yiyecekler hakkında konuştu. "Bütün kaliteli, bozulmamış, işlenmemiş yiyeceklerin hepsi süper gıdadır" diyen Küçükusta, tek başına hiçbir gıdanın 'süper gıda' olmadığını, bunun moda ve bir liralık ürünü 10 liraya satmak için çıkarılan bir ticari slogan olduğunu söyledi.
 
Bu ürünlere örnekler veren Küçükusta, "Bundan 3-5 sene önce aloe vera modası vardı. Sonra altın çilek ve goji berry diye bir şey çıktı. Şimdi bunları alan var mı? Yok, bitti. Gıdalar çok önemli. Ben gıdaları bir ülke için tıpkı silahlar gibi çok stratejik ürünler olarak görüyorum. Gıdalarımızın sağlıklı olması çok önemli. Şunun diyeti bunun diyeti, öyle yiyelim böyle yiyelim bunların hiçbir önemi yok. Bütün mesele gıdaların bozulmamış olmasında. Bunlar işlendiği ve bir takım kimyasal maddeler eklendiği zaman o yiyecek, yiyecek olmaktan çıkıyor, bizi hasta eden bir ürün haline geliyor" dedi.
 
Katkı maddeleri ve zararları
 
Amerikan Pediatri Akademisi'nin yayınladığı rapora vurgu yapan Küçükusta, "Amerika'da gıdalara ve bunların paketlerine konan 10 binden fazla katkı maddesi olduğunu, bunların endokrin bozucu, kanser yapıcı, bağışıklığı bozucu etkileri olduğunu ve bunların mutlaka yeniden düzenlenmesi gerektiği açıklandı. Hayatımıza giren bu tür katkı maddelerinin, gerekli güvenlik testlerinden geçmeden girdiğini kendileri de söylüyorlar. Testlerden geçmiş olanların çoğu da eski usullerle yapılan ve sağlıklı olduğu sonucuna varılanlar. Amerikan Pediatri Akademisi, 'Gıda katkı maddeleri yeniden düzenlenmelidir.' diyor" şeklinde konuştu.
 

ETİKETLER