Kronik hastalığı olanlar bayramda "ölçülü" yemeli

AA |  03 Haziran 2019 Pazartesi - 10:20 | Son Güncelleme : 03 06 2019 - 10:24

Uzmanlar, diyabet, kalp ve damar, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkları bulunan, mide ve bağırsak problemleri yaşayan kişilerin bayramda çeşitli sağlık sorunuyla karşılaşmamaları için hafif yiyecekler tüketmelerini, bol su içmelerini ve sütlü tatlıları tercih etmelerini öneriyor.


Türkiye Diyabet Cemiyeti Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva,  Ramazan Bayramı'nda sağlıklı beslenmeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada,  bayramın, ailelerin genellikle sofra başında bir araya gelmeleri ve şekerli  yiyeceklerin ön plana çıkması nedeniyle riskli bir dönem olduğunu söyledi.
 
 
Özellikle ramazanı oruç tutarak geçiren diyabetlilerin bu konuda daha  çok dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Siva, bu hastaların sofra şekeri ya da  tatlı şurup içeren herhangi bir tatlıyı kesinlikle tüketilmemeleri gerektiğinin  altını çizdi.
 
Bayramda şeker ve hamur işi tüketiminin arttığını ifade eden Siva, bu  ürünler az tüketildiği takdirde diyabetlilere zarar vermeyeceğini belirtti.
  
Prof. Dr. Siva, özellikle diyabet hastalarının bayram ziyaretleri için  evden ayrılmadan önce mutlaka hafif kahvaltı yapmalarını önererek, "Güne,  karbonhidratı kısıtlı alarak 1 dilim ekmek, peynir, yumurta, eğer hipertansiyon  problemi yoksa birkaç zeytin, kırmızı ve yeşil sebzelerle başlasınlar. Sonraki  öğünlerde ise misafirlikte ikram edilen yiyecekleri aşırı tüketmemeliler.  Özellikle kepekli undan yapılmış, içinde sofra şekeri yerine hurmayla ya da  meyveyle tatlandırılmış kurabiyeler de olabilir. Tatlandırıcıyla pişirilmiş az  miktarda sütlü tatlı tüketilebilir, meyve yenebilir. Fakat meyve de dahil tüm  şekerli yiyeceklerin tüketimine dikkat etmesi gerekir." değerlendirmesinde  bulundu.
 
  
 Miktar olarak öğünlerin az tutulması gerektiğini de vurgulayan Siva,  art arda gidilen misafirliklerde ikram edilen aynı yiyecekleri tüketmenin de  yanlış olduğunu kaydetti.
 
"Bayram sevincini yiyeceklerle değil sevdiklerinizle paylaşın"
 
Kişinin bayramda doyduğunu hissetmesi, bütün yiyeceklerden az yemesi  ve özellikle tatlıdan uzak durması gerektiğinin altını çizen Siva, "Günde 3 ana  öğün tüketilmeli, yemeğe proteinli ve sebzeli yiyeceklerle başlanmalı, hava da  ısındığı için bol su tüketilmeli, ilaçların düzenli alınmasına dikkat edilmeli ve  gecenin geç saatlerine kadar yemek yenilmemeli." diye konuştu.
 
Siva, diyabet hastalarının beslenmelerine dikkat etmediği takdirde  çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceklerine işaret ederek, şöyle devam  etti:
 
 "Dikkat edilmediğinde kan şekeri gün içerisinde belirgin şekilde  yükseliyor. Tuzlu yiyecekler de tüketiliyor ve tansiyon yükseliyor. Diyabet  hastalarında önemli 2 faktör olan kan şekerinin ve basıncının dengesinin  bozulması kişiyi olumsuz etkilemeye başlıyor. Ayrıca, çok fazla yağlı yerlerse  kilo almaya başlıyorlar. Bayramın başıyla sonu arasında uzun bir tatil dönemi  var. Hastalar birkaç kilo almış olarak geliyorlar. Egzersize de dikkat etmeleri  lazım. Böyle günlerde, hayat tarzlarının kilo almaya, kan şekerini ve tansiyonu  yükseltmeye yönelik değişeceğini unutmamalılar. Bayram sevincini yiyeceklerle  tatlılarla değil sevdiklerinizle paylaşın."
 
 "Şeker, kalp ve tansiyon hastaları bayramda aşırıya kaçmamalı"
 
 Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Öğretim Üyesi Endokrinoloji ve  Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Niyazoğlu da ramazanda oruç tutan  kişilerin uzun süreli açlık nedeniyle bazal metabolizmalarında yavaşlama olduğunu  ve vücutlarında susuzluğun kendini gösterdiğini söyledi.
 
 Ramazan sonrasında yeniden 3'e çıkan öğün sayısının ve artan  hareketliliğin bazal metabolizmayı hızlandıracağını belirten Niyazoğlu, vücudun  su ihtiyacının ise ramazanda kısıtlanan su içme alışkanlığının gün boyuna  yayılması ve ortalama 8-10 bardak su tüketilmesiyle giderilebileceğini aktardı.
 
Doç. Dr. Niyazoğlu, bayramda dikkat edilmesi gereken hususların birkaç  yaş grubunu ilgilendirdiğini ifade ederek, "Çocuklar içeceklere, tatlılara ve  çikolatalara çok düşkündür. Sevdikleri için gereğinden de fazla yerler. Bu  türdeki ürünlerin fazla tüketimi özellikle çocuklarda diş çürüğünden tutun da  ishal, bulantı, kusma ve ateş yükselmesi gibi sorunları ortaya çıkarabilir.  Aslında bu durum erişkinler için de geçerlidir. Ebeveynler bu hususlara dikkat  ederek, çocuklarının gittikleri yerde az miktarda yemelerini teşvik etmeliler.  Bunu tamamen yasaklamak da doğru olmaz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Niyazoğlu, şeker, kalp ve tansiyon gibi rahatsızlıkları bulunan  vatandaşların bayramda aşırıya kaçmamaları gerektiğinin altını çizerek, özellikle  kalp ve tansiyon hastalarına tuzu fazla tüketmemeleri, şeker hastalarına da  tatlıya rağbet etmemeleri uyarısında bulundu.
 
 Mide ve bağırsak problemi yaşayanların bayramda yemeğe asılmaları  halinde ise reflü ve gastrit rahatsızlıklarının artabileceğini, bağırsaklar  yüzünden şişkinlik ve sindirim rahatsızlıkları yaşayabileceklerini anlatan  Niyazoğlu, "Özellikle baharatlara dikkat etmeleri lazım. Reflüsü, ülseri,  gastriti olan karabiber ve kırmızı pul biber gibi baharatlara çok fazla rağbette  bulunmamalı." dedi.
 
"Sütlü tatlılar insülin açısından insanı daha az yorabilir"
 
Mutlu Niyazoğlu, hareketi arttırmak gerektiğini belirterek, şunları  kaydetti:
 
 "Ramazanda hareketleri kısıtlama ihtiyacı duyuldu. Bayramla beraber  harekete önem verilmeli. Haftanın 5 günü en az 40-45 dakika yürüyüş tavsiye  ediliyor. Elbette bu kişinin kondisyonuna, ek hastalığı olup olmamasına göre  değişir. Bir de tutup sıcak saatlerde yürümemeye dikkat etmeli. Yine misafirliğe  gittiğinde sofradaki her tatlıdan yemek zorunda değil. Yiyeceği tatlının yarı  ölçüsü ya da 4'te 1 ölçüsü tadımlık olarak alınabilir. Kişi, şerbetli tatlılara  çok rağbet etmemeli. Sütlü tatlılar insülin açısında insanı daha az yorabilir bu  nedenle sütlü tatlıları ön plana koymalı. Yine şerbetli tatlılar, susuzluk  hissini, mide rahatsızlıklarını daha da arttıracaktır. Özellikle şerbetli  tatlılar reflü şikayetlerini arttırabiliyor. Ona dikkat etmek lazım. Kişiye ikram  edeceğimiz tatlıları kendimiz hazırlıyorsak şeker miktarını az tutmakta fayda  var. Aşırı kalp rahatsızlığı olan kişiler değilse, ızgarada, fırında ve buğulama  yöntemiyle pişmiş eti rahatlıkla yiyebilirler. Ancak kızartma türlerinden uzak  durulmalı."
 
Niyazoğlu, ramazanın ardından porsiyonların bir anda arttırılmaması  gerektiğini belirterek, "Aksi halde açlığa alışmış oruç tutan bir insan yemeyi  bir anda abartırsa, şeker hastasıysa şekeri, tansiyon hastasıysa tansiyonu  fırlar, mide bağırsak hastasıysa reflüsü artacağı için karın ağrısı yaşayabilir."  dedi.
 
"Misafirlikte çok fazla ikram tüketimi yapılmamalı"
 
 Ramazan boyunca susuzluk ve beslenme değişikliği nedeniyle kabızlık  sorununun yaşanabileceğini anlatan Niyazoğlu, şu önerilerde bulundu:
 
 "Buna bağlı hemoroid gibi problemler de artmış olabilir. Bu sorunu  yaşayanlar bayram süresince sofralarından salatayı eksik etmesinler. En azından  salatalarını 1 çorba kaşığı sızma zeytinyağıyla hazırlasınlar. Lifli posalı  beslensinler, kuru kayısı, kuru erik, kuru incir gibi meyveler yesinler.  Probiyotik alışkanlığı da edinilmeli. Bayramdan itibaren 1 ay boyunca probiyotik  tüketilirse daha sağlıklı bağırsak sistemine sahip olma ihtimali yükseliyor.  Kabızlık sorunu yaşayanlar probiyotikli yoğurt tüketebilir ya da kapsüller  kullanabilir. Yağlı yiyeceklerden, etlerden, kavurmalardan uzak durulmalı.  Özellikle oruçtan çıkılan ilk dönem olan bayramda bunlara dikkat edilmeli. Bunun  yerine baklagiller, sebze yemekleri, meyve tüketilmeli.
 
Her gittiğimiz misafirlikte çok fazla ikram tüketimi yapılmamasına  özen gösterilmeli. Ölçü, günde en fazla 3 dilim baklava gibi düşünülmeli. Hatta  mümkünse 2 dilim tüketilmeli. Ön planda sütlü tatlılar olmalı. Su tüketimine  dikkat edilmeli. 2,5-3 litre su tüketimi hem kabızlık sorunu için de bir ay  boyunca vücutta azalan su dengesini sağlamak adına gerekiyor. Yağ tüketimi  kontrollü yapılmalı yoksa kolesterol sorunuyla karşılaşılabilir. Sağlıklıyken,  sağlıksız olmamak gerekiyor. Bunlara dikkat edilirse bir sorun yaşanacağını  düşünmüyorum. Bayram tatili için her şey dahil otellere giden vatandaşlar da  özellikle açık büfelere aldanıp fazla tüketim yapmaktan kaçınmalı. Kişi tabağına  doyacağı kadar koyarsa herhangi bir sorun yaşanmaz. Bayramda da asitli ve gazlı  içecek tüketimine dikkat edilmeli."
 

ETİKETLER