Kritik zirve sonraı üç liderden ortak açıklama

AA |  14 Şubat 2019 Perşembe - 17:41 | Son Güncelleme : 14 02 2019 - 19:26

Erdoğan, Putin ve Ruhani'nin katılımıyla gerçekleştirilen "Suriye" konulu Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi sona erdi. Zirve sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye krizine siyasi çözüm umutları daha önce hiç bu kadar filizlenmemişti. Denizi geçmişken şimdi derede boğulamayız." dedi.


'Suriye' konulu Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi'nin ardından Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani açıklama yaptı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Putin'e ev sahipliği ve misafirperverliği için teşekkür etti. Ruhani nezdinde tüm İran halkına dünkü saldırıdan dolayı taziyelerini ileten Erdoğan, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
 
"34 yıldır terörle mücadele eden, on binlerce vatandaşını PKK terörüne kurban veren bir ülke olarak İranlı kardeşlerimizin acısını çok iyi anlıyoruz." ifadesini kullanan Erdoğan, kim ve ne adına yapılırsa yapılsın terörün sonunun hezimet olduğunu söyledi.  
 
Erdoğan, gerek Türkiye'yi gerekse İran'ı hedef alan terör örgütlerinin önünde sonunda kaybetmeye mahkum olduklarını vurguladı.
 
Bugün gerçekten verimli, başarılı, samimi görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getiren Erdoğan, Suriye'de barış ve istikrar ortamının tesisi yönünde yürütülen ortak çalışmaları gözden geçirdiklerini, çatışmaların sona erdirilmesi amacıyla birlikte atılabilecek adımları istişare ettiklerini bildirdi.
 
İdlib başta olmak üzere Suriye'de ateşkesin sağlanmasının da ana gündem maddelerinden birisi olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"İdlib'deki durumun muhafazasına verdiğimiz önemin altını özellikle çizdim. Suriye halkı, özellikle İdlib'de hayata tutunmaya çalışan kardeşlerimiz son 8 yılda yeterince acı çektiler, çok ciddi bedeller ödediler. Ne İdlib'de ne de Suriye'nin başka bölgelerinde yeni insani krizlerin, yeni dramların yaşanmasını istemiyoruz. Türkiye, sahanın zorluğuna, kimi ülkelerin kışkırtmalarına rağmen İdlib'de sükunetin muhafazası için olağanüstü çaba harcamıştır. İdlib muhtırasıyla üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Rejimin ateşkese uyması noktasındaki beklentimizi de Rus ve İranlı mevkidaşlarıma ilettim. İdlib'in gerginliği azaltma bölgesi statüsünün korunması ve bölgedeki provakatif girişimlere karşı ortak mücadele etme kararlılığımızı teyid ettik." 
 
"Sayın Trump'ın aldığı karar gerçekleşmesi halinde son derece önemlidir"
 
Görüşmede ABD'nin Suriye'den çekilme kararını da değerlendirdiklerine değinen Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Sayın Trump'ın aldığı karar gerçekleşmesi halinde son derece önemlidir. Çekilme sürecinin PYD/YPG ve DEAŞ'ın istismar edeceği bir güç boşluğuna mahal vermeden yürütülmesi şarttır. Astana platformu kapsamındaki işbirliğimiz temelinde ABD'nin çekilme sürecinde Rusya ve İran ile yakın eşgüdüme önem veriyoruz. Sürecin hem terör tehdidini bertaraf eden hem de Suriye'nin toprak bütünlüğünü gözeten bir anlayışla ele alınması gerekiyor. Kurulacak güvenli bölge terör örgütlerinin serpilip büyüyeceği bir alan olarak tahayyül edilmemelidir. Türkiye olarak güney sınırımız boyunca bir terör koridoru oluşmasına izin vermeyeceğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Güvenli bölge tesisi dahil bu yönde atacağımız adımlara Astana ortaklarımızın desteğini bekliyoruz. Bunun yanında 98'deki Adana Mutabakatı çerçevesi içinde de geleceğimizi buna göre yorumladığımızı da ifade etmek istiyorum." 
 
 
"Denizi geçmişken şimdi derede boğulamayız"
 
Görüşmede siyasi süreçte gelinen nokta ve neler yapılabileceği konularının da ele alındığını dile getiren Erdoğan, "BM ile koordinasyon halinde muteber ve dengeli bir komitenin en kısa sürede faaliyete geçmesini arzu ediyoruz." dedi
 
Bugüne kadar üç garantör ülke olarak siyasi çözüm yolunda gerçekten ciddi mesafeler aldıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Suriye krizine siyasi çözüm umutları daha önce hiç bu kadar filizlenmemişti. Denizi geçmişken şimdi derede boğulamayız. Kaos ve sürdürülebilir istikrarsızlıktan beslenen çevrelere rağmen süreci muhakkak başarıya ulaştırmalıyız. Değerli dostlarımla komitenin kuruluş sürecinin en kısa sürede tamamlanması için de mutabakata vardık."
 
Erdoğan, zirvede Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunu da görüştüklerine işaret ederek, "Yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli ile dünyada en fazla mülteciye kucak açan ülkeyiz. En zor, en sıkıntılı zamanlarda Suriyeli kardeşlerimize sahip çıktık, onları bağrımıza bastık. Etnik, dini, kültürel hiçbir ayrım yapmadan Suriyelileri terör örgütleri ve rejimin zulümlerinden koruduk. Mültecilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde BM ile eşgüdüm halinde geri dönüşlerine olumlu bakıyor, destekliyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı bölgelerine bugüne kadar 310 bin Suriyelinin bu şekilde geri döndüğüne dikkati çeken Erdoğan, hastaneden, okullara, altyapı çalışmalarına kadar söz konusu bölgelerde adımların atıldığına işaret etti. 
 
"Uluslararası toplumun da elini taşın altına koymasını bekliyoruz"
 
"Bu insanlar ülkemizin güvenli hale getirdiği alanlarda artık terör korkusu duymadan kendi vatanlarında özgür bir şekilde hayatlarını sürdürüyorlar." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Geri dönüşlerin önünü açan bu modelin terörden arındırılmasını müteakip Münbiç'e ve Fırat Nehri'nin doğusuna da tatbik edilebileceğine inanıyorum. Geri dönüşleri kolaylaştıracak insani altyapının hazırlanması için biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Ancak adil yük paylaşımı çerçevesinde uluslararası toplumun da bu konuda elini taşın altına koymasını bekliyoruz. Maalesef bu noktada çok ciddi bir zafiyet yaşanıyor. Mülteci meselesini sürekli gündemde tutanlar iş sorumluluk üstlenmeye gelince ne yazık ki ortalıkta görünmüyorlar. Bugünkü zirveden çıkan sonuçların Suriye'de barış ve istikrar ortamının tesisine katkıda bulunmasını özellikle temenni ediyorum. Üç garantör ülke olarak Suriye itilafının BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 Sayılı Kararı temelinde çözüme kavuşturulmasına yönelik çabalarımızı sürdürmekte kararlıyız."
 
Zirve toplantılarının devam ettirilmesi konusunda da Putin ve Ruhani ile mutabık olduklarının altını çizen Erdoğan, "Bu vesileyle bir sonraki zirve toplantımıza önümüzdeki aylarda Türkiye'de ev sahipliği yapma arzumuzu da kendileriyle paylaştım." diye konuştu.
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Soçi'de gösterilen misafirperverlik için "değerli dostum" şeklinde nitelendirdiği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e şükranlarını iletti. 
 
"Bu toprakların sahibi Suriye'nin halkıdır"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim derdimiz, Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır ama bir an önce Münbiç terör örgütlerinden boşaltılmalı ve İdlib'de terör örgütlerine oyun sahası bırakılmamalıdır. Bu toprakların sahibi Suriye'nin halkıdır." dedi. 
 
Erdoğan, Soçi Zirvesi'nin beşincisinin Türkiye'de yapılacağını söyledi.
 
"Yoğun bir koordinasyonla Suriye krizinin çözümü için çalışmalar yapıyoruz"
Rusya Devlet Başkanı Putin, "Yoğun bir koordinasyonla Suriye krizinin çözümü için çalışmalar yapıyoruz. Bugün krizin çözümü için önemli çalışma alanları belirledik." dedi.  
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ruhani ile kapsamlı bir görüşme yaptıklarını vurgulayan Putin, “Türk ve İranlı liderlerle yapıcı görüşmeler yaptık. Yoğun bir koordinasyon ve eş güdüm sayesinde Suriye krizinin çözümü için çalışmalar yapıyoruz.” diye konuştu.
 
Putin, Suriye krizinin çözümüne yönelik Türkiye, Rusya ve İran tarafından yürütülen Astana formatının önemine dikkati çekerek, "Önemli olan Astana formatındaki üç ülke de iş birliğini pekiştirmeye niyetlidir. Astana formatı, önemli olduğunu teyit etmiştir. Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Dışişleri bakanlarımız, bölge ülkelerin de bu formata gözlemci olarak katılmaları için çalışmalar yapacaklar." dedi.
 
Suriye’de yaşanan insani sorunların da çözülmesi için uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrıda bulunan Putin, “Suriye’de insani sorunların çözümü için çabalarımızı sürdüreceğiz. BM katılımıyla Suriye toplantılarının yapılması konusunda mutabık kaldık. Astana görüşmelerinin bir sonraki turu mart sonu nisan başında yapılacak." şeklinde konuştu. 
 
Putin, yalnızca Suriyelilerin kendi geleceğini belirleyebileceklerinin altını çizerek, “Anayasa komitesine katılacak isimlerin listesi neredeyse tamamlandı ve nihai onay bekleniyor. Eminiz ki Suriye’de siyasi çözüm sürecinin ilerletilmesi, Şam’ın Arap ülkeleriyle ilişkilerinin normalleşmesine de katkı sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
 
Konuşmasında İdlib’deki son gelişmelere de değinen Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Özellikle terörle mücadeleyle ilgili faaliyetlerimizi de değerlendirdik. İdlib muhtırası konusunda da bir değerlendirme yaptık. Eminiz ki Suriye’de ateşkesin sağlanması, terörle mücadeleye bir zarar vermemelidir. İdlib’de çatışmasızlık bölgesi kurulması geçici bir tedbirdir ve teröristlerin saldırıları cezasız kalmayacaktır. ABD’nin askerleri Suriye’den çekilecekse bu Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacaktır. Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
 
Toplantının soru cevap kısmında, Türkiye’nin güneyine yönelik güvenlik endişelerine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Putin, “Türkiye’nin güneyinde güvenlik konusundaki endişelerini anlayışla karşılıyoruz. Bu konuda Türkiye ve Suriye arasındaki ilgili anlaşma temel olabilir. Bu anlaşmada ortak terörle mücadele prensipleri belirlenmiştir. Savunma bakanlıklarımız ve istihbarat birimlerimiz bu konuda temastalar.” dedi.
 
 
Putin, bir başka soru üzerine ABD birliklerinin Suriye’den çekilmesiyle ilgili yeni bir gelişme olmadığını belirterek, şöyle konuştu: 
 
“ABD Başkanı Donald Trump’ın aktif bir şekilde çalıştığını biliyoruz. Vaatlerini yerine getiriyor ve hatta bu nadir görülen bir şey. ABD askeri güçlerinin Suriye’den çekilmesini ise oradaki iç siyasi durumlar nedeniyle hayata geçiremiyor. İleride ne olacak bilmiyoruz. Yenilik yok ancak eninde sonunda gerçekleştirileceğini ümit ediyoruz. Bu toprakların Suriye’ye teslim edilmesi gerekiyor.”
 
"ABD, DEAŞ'lıların bir kısmını Afganistan'a aktarıyor" 
 
İran Cumhurbaşkanı Ruhani, "ABD, DEAŞ'lıların bir kısmını Afganistan'a aktarıyor. Orta Asya ve diğer bölgeler için çok tehlikeli olabilir. Üç garantör, çatışmaların azalması ve Suriye'nin istikrarının sağlanması için çabalarına devam edecek." dedi.
 
Görüşmede terörle mücadelenin ele alındığını aktaran Ruhani, "Üç garantör, çatışmaların azalması ve Suriye'nin istikrarının sağlanması için çabalarına devam edecek." dedi.
 
Ruhani, Suriye'deki teröristler konusunda büyük endişelerin bulunduğuna işaret ederek, bu teröristlerin ülkelerine dönmesi halinde de sorun teşkil edeceklerine dikkati çekti.
 
"Suriye bir millete aittir, iki millete değil"
 
ABD'nin Suriye'deki terör örgütü DEAŞ militanlarının bir kısmını Afganistan'a naklettiğini söyleyen Ruhani, şöyle konuştu:
 
"ABD, DEAŞ'lıların bir kısmını Afganistan'a aktarıyor. Orta Asya ve diğer bölgeler için çok tehlikeli olabilir. Bu konuda tedirginiz. Bu girişim, Orta Asya ve diğer bölgeler için çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Washington, görünüşte terörle mücadele ettiğini iddia ederken arka planda yardım ediyor. İkinci endişemiz, görünüşte Suriye'den geri çekilse de bizim elimizdeki bilgilere göre Amerikalılar Suriye'ye müdahalelerini sürdürecek. Bizim için kaç ABD personelinin Suriye'de bulunduğunun önemi yok, asıl önemli olan Suriyelilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesidir. Kürtler Suriye'nin bir parçasıdır ve Suriye bir millete aittir, iki millete değil."
 
"Türkiye'nin güvenliği önemli"
 
Ruhani, Türkiye gibi Suriye'ye komşu ülkelerin güvenliğine önem verilmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye hükümetinin güvenliği önemlidir. Türkiye hükümetinin Suriye konusunda müsterih olması lazım. Biz Suriye'nin komşu ülkeleriyle kardeşçe ve dostça ilişkiler kurmasını istiyoruz. Suriye için uzun vadeli bir güvenlik sağlayabiliriz. Hepimizin Suriye'nin toprak bütünlüğüne dikkat etmemiz gerekir. Kürtlerin haklarına önem vermemiz gerekir. Türkiye'nin güvenliğine de önem vermemiz gerekir." ifadelerini kullandı.
 
İsrail'in Suriye'de düzenlediği saldırılara da değinen Ruhani, İsrail'in istediği zaman Lübnan'da, Suriye'de saldırı düzenlediğini ancak başta BM olmak üzere uluslararası toplumun bu saldırılara karşı sessiz kaldığını vurguladı.
 
 
Suriye'de askeri değil siyasi bir çözüm konusunda ısrarcı olduklarını vurgulayan Ruhani, "Umarız ki Suriye halkı yıllarca sıkıntıdan sonra barış ve huzur dolu bir geleceğe kavuşurlar. Uluslararası toplumun da mültecilerin bir an önce evlerine dönmeleri konusunda çalışması lazım. Bu üç ülkenin iş birliği Suriye'ye istikrarın geri dönüşünde çok önemli." diye konuştu.
 
Hasan Ruhani, "Türkiye'nin endişeleri haklı. İran halkı olarak terörizme kurban veren bir ülkeyiz. Türkiye'nin endişesi terörist gruplarla ilgili." dedi.
 
Ruhani, üç ülkenin iş birliğinin Suriye dışında diğer alanlarda da devam etmesini umduklarını belirtti
 
İdlib'deki duruma ilişkin bir soruya Ruhani, "İdlib nasıl temizlensin ki siviller zarar görmesin? Teröristler ve sivilleri nasıl ayırt edelim? Bunu önceki toplantılarda konuştuk ve bir mekanizma kurduk. Şu ana kadar mekanizmanın etkisi olmadı. Bu toplantıda yine tartıştık. Ateşkes anlaşmaları geçicidir. Teröristlerin kesinlikle temizlenmesi gerekiyor." yanıtını verdi.
 
"ABD'liler Suriye için uzun vadeli komplo düşünüyor"
 
ABD'nin Suriye'den çekilme kararına değinen Ruhani, şunları kaydetti:
 
"ABD'lilerin Suriye için uzun vadeli komplo düşündüklerini düşünüyoruz. ABD çıksa bile hava sahasından tacizleri devam edebilir. Bizim görüşümüz şöyle; Fırat'ın doğusu ve İdlib temizlendikten sonra Suriye hükümetine geri verilmeli. ABD Suriye'den tam olarak çıkarsa kesinlikle Suriye halkı için mutluluk verici olacaktır. Afganistan'dan ve Irak'tan karar verip çıkarsa o bölgelerin halkları için çok mutluluk verici olacaktır."