Kozmik Oda soruşturmasında 121 kişiye dava açıldı

AA |  02 Haziran 2017 Cuma - 17:20 | Son Güncelleme : 02 06 2017 - 20:14

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "Kozmik Oda" soruşturmasında, TSK personeline FETÖ/PDY mensuplarınca kumpas kurulduğu gerekçesiyle çoğunluğu polis 121 kişi hakkında dava açtı.


"Kozmik Oda" soruşturmasında, Türk Silahlı  Kuvvetleri (TSK) personeline Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması  (FETÖ/PDY) üyelerince kumpas kurulduğu gerekçesiyle eski Emniyet Müdürü Ali Fuat  Yılmazer ve darbe girişiminin ardından TSK'dan ihraç edilen eski Genelkurmay Adli  Müşaviri Muharrem Köse'nin de aralarında bulunduğu 121 kişi hakkında dava açıldı. 
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 19 Aralık 2009'da eski Başbakan  Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast düzenleneceği ihbarı üzerine başlatılan,  meslekten ihraç edilen eski Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili'nin yürüttüğü  "Kozmik Oda" soruşturmasında TSK personeline kumpas kurulduğu gerekçesiyle açtığı  soruşturmayı tamamladı.
 
Başsavcılık, soruşturma sonucunda 121 kişi hakkında Ankara 2. Ağır  Ceza Mahkemesinde "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri  casusluk amacıyla temin etme", "silahlı terör örgütü kurma veya yönetme",  "kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetme", "özel hayatın  gizliliğini i?hlal", "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" ve "i?ftira"  suçlarından dava açtı.
 
İddianamede, "Kozmik Oda" kumpasının FETÖ/PDY tarafından  gerçekleştirildiği belirtildi.
 
"Kozmik Oda" soruşturmasının, 19 Aralık 2009'da Ankara Emniyet  Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesine yapılan, "Çukurambar bölgesinde 2 ayrı araçta  bulunan kişilerin Bülent Arınç'a saldırıda bulunabilecekleri" şeklindeki ihbar  üzerine başlatıldığının öne sürüldüğüne yer verilen iddianamede, ancak ihbarın  sahte olduğu aktarılarak, emniyet görevlilerince ihbara konu kişilerin çok  önceden takip edildikleri ve bu kişilere kumpas kurulduğu ifade edildi.
  
"Arınç'a saldırı iddiaları bahane edildi"
 
"Kozmik Oda" soruşturmasının, FETÖ'nün hukuk dışı amaçları için  yapıldığına işaret edilen iddianamede, şu tespitlerde bulunuldu:
 
"İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, Emniyet  Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, TÜBİTAK Başkanlığı, Genelkurmay  Başkanlığı ve yargıda görev yapan FETÖ üyelerinin, hiyerarşik yapı,  organizasyon  ve emir-komuta zinciri içerisinde, belirli bir iş bölümü dahilinde, devamlılık  arz edecek şekilde,  örgütün görüş ve ideolojisi doğrultusunda amaç birliği  içerisinde hareket etmek suretiyle kumpas soruşturmayı gerçekleştirdikleri,  soruşturmada görev alan şüphelilerin soruşturma sırasındaki delil toplama,  inceleme, değerlendirme ve analiz metotları, profilleri, aralarındaki irtibat,  ilişki ve beraberliklerin de    FETÖ üyeleri tarafından gerçekleştirilen diğer  kumpas soruşturmalarla benzerlik arz ettiği belirlenmiştir.
 
Sonuç olarak, Kozmik Oda kumpas soruşturmasının esas itibariyle, eski  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Bülent Arınç'a saldırı yapacağı iddia  edilen kişilerin belirlenmesi amacıyla değil, Bülent Arınç'a saldırı iddiaları  bahane edilerek, FETÖ hakkında, devletin mahrem bilgilerinin yer aldığı  Seferberlik Tetkik Kurulunda ne tür araştırmaların yapıldığı, bu birimde hangi  belgelerin bulunduğu ve birimin faaliyetlerinin ne olduğunun belirlenmesi ve  devletin askeri sırlarının casusluk amacıyla temin edilmesi için yapıldığı  anlaşılmıştır."
 
"Örgütün, Fetullah Gülen'in belirlediği hareket tarzı, stratejisi ve  talimatları doğrultusunda tek merkezden, hiyerarşik bir yapı içerisinde  yönetildiği, tam bir gizlilik ve iş bölümü içerisinde, devamlılık arz edecek  şekilde, engellerin aşılması için her yolu mubah sayan bir strateji izlediği"  belirtilen iddianamede, "Bu doğrultuda örgüt hakkında devletin gizli arşivlerinde  var olabilecek bilgilerin ele geçirilmesi ve bu bilgileri toplayan kurum ve  kişilere gözdağı verilerek, örgütün korkutucu gücünün hissettirilmesi, devletin  gizli arşivlerinde yer alan devlet sırrı niteliğindeki bu bilgilerin dışarıya  servis edilmesi amacıyla Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı Kozmik  Odalarına girilerek devlet sırrı niteliğindeki verilerin ele geçirildiği ve  deşifre edildiği, bu verileri toplayan kurum ve kişilerin örgütün korkutucu gücü  üzerinden cezalandırıldığı belirlenmiştir." tespitinde bulunuldu.
 
Davanın sanıkları
 
Davanın sanıkları arasında eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat  Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, darbe girişiminin ardından TSK'dan ihraç edilen  eski Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse, eski Ankara Emniyet Müdürlüğü  Terörle Mücadele Şube Müdürleri Ayhan Koç ve Hamza Bayındır, eski Ankara İl  Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü emniyet amirleri Mehmet Yayla ve Muhammet  Türkoğlu, eski Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Zeki Güven ile  çoğunluğu olay tarihinde Ankara ve İstanbul'daki terör ve istihbarat şubelerinde  görev yapan çok sayıda polis ve bazı eski TÜBİTAK görevlileri bulunuyor.
 
İddianamede, İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünün,  3 Mart 2009'da, "Kozmik Oda" soruşturmasının şüphelileri olan, Seferberlik Tetkik  Kurulu Ankara Bölge Başkanlığında görev yapan müştekiler Murat Ulutürk, İbrahim  Göze, Sayım Arslan, Osman Darıcı, Muzaffer Ata ve Erkan Yılmaz Büyükköprü  hakkında Ergenekon terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla mahkemeden dinleme ve  teknik takip talebinde bulunduğu bildirilerek, mahkemeye gönderilen talep  yazısının, sanıklardan Ali Fuat Yılmazer tarafından imzalandığı ifade edildi.
 
Eski Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse'nin ise Genelkurmay  Başkanlığı Destek Komutanlığı Grup Komutanının makam odasının arka tarafındaki  dinlenme odasının kasasında mühürlü bulunan ve içinde askeri sırların yer aldığı  dijital materyalleri "Kozmik Oda" soruşturmasını yürüten Savcı Mustafa Bilgili'ye  teslim ettiği aktarılan iddianamede, Köse'nin ayrıca 18 Eylül 2013'te mühürlenmiş  16 no'lu odada (kozmik oda) arama yapılmasını sağlayarak içinde askeri sırların  yer aldığı  2010'a ait imajı yine Bilgili'ye teslim ettiği belirtildi.
  
İddianamede, Bilgili'nin de bunları TÜBİTAK'ta görev yapan FETÖ  üyeleri sanıklar Burak Akoğuz ve Ebubekir Yalçınkaya'ya vererek bilirkişi  incelemesi yaptırdığı, Köse'nin böylece devletin güvenliği veya iç veya dış  siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerin  askeri casusluk amacıyla kullanılmasını sağladığı kaydedildi.
 
 Bu kişilerden bazılarının, ihbardan 9 ay önce İstanbul Organize  Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Daire Başkanlığı ve Ankara  İstihbarat Şube Müdürlüğünce bilgi sistemleri üzerinden sorgulandıklarının,  personelin bazılarınca kiralanan araçların, kiralandıkları günlerde Emniyet Bilgi  Sistemleri üzerinden araştırıldığının belirlendiğine yer verilen iddianamede,  "kumpas niteliğindeki" diğer eylemler şöyle sıralandı:
 
"Sözde ihbar"dan 6-7 dakika sonra, ihbarda geçen araçlar Ankara  Muhabere Şube Müdürlüğü bilgi sistemleri üzerinden sorgulanarak, araçlardan  birinin Genelkurmay Başkanlığına ait olduğu belirlendi.
 
"İhbar"a konu araç aynı gün saat 09.00'da kiralanmasına rağmen,  hayatın olağan akışına uygun olmayacak biçimde, sıradan bir vatandaş, insan  yoğunluğunun olduğu Çukurambar'da bu aracı fark ederek, saat 14.50'de  Keçiören'deki telefon bayisinden "2 ayrı araçta bulunan kişilerin Bülent Arınç'a  saldırıda bulunabilecekleri" yönünde ihbarda bulundu.
 
Arınç'a saldırı yapılacağı ihbarını alan güvenlik görevlileri,  ivedilikle olay yerine intikal etmeleri gerekirken, ihbardan bir saat sonra olay  yerine intikal etti, savcı 2 saat sonra konudan haberdar edildi.
 
Olay yerindeki araştırmaların, Arınç'ın ikametinin olduğu 1424.  Cadde civarında yapılması gerekirken, 1425. Cadde üzerinde yoğunlaştırıldı.  "İhbar"da geçen araçlardan biri 1425. Cadde üzerinde içi boş olarak bulundu. 
 
Şüpheli aracın boş bulunması üzerine ivedilikle Arınç'ın ikameti  kontrol edilmesi gerekirken, şüphelilerin boş araca gelmeleri beklendi. Asker  şüpheliler, saat 17.10'da içi boş aracın yanına gelmeleri üzerine gözaltına  alındı. 
 
Arınç'a saldırı yapacakları iddia edilen şüphelilerin üstlerinde ve  araçlarında, saldırı suçunu işlemeye elverişli bomba, ruhsatsız silah, susturucu,  mühimmat v.s. malzemeler bulunmadı. 
 
Arınç'ın, "ihbar"ın yapıldığı gün ve saatte nerede olduğunun  araştırılması gerekirken, bu yapılmadı. Arınç, olay tarihinde Manisa'daydı.
 
TİB'den alınan dökümlere göre, "ihbar" saati olarak gösterilen  14.50'de ihbarın yapıldığı belirtilen numara ile TEM Şube Müdürlüğüne ait numara  arasında görüşme olmadı.
 
"İhbar"ın yapıldığı iddia olunan telefon bayisi civarında  "ihbarcı"nın bulunması yönünde kamera çalışması yapılmadı.
 
"İhbar"ın yapıldığı belirtilen numaradan, ihbar saatinden 36 dakika  önce, darbe girişiminin ardından tutuklanan ve TSK'dan ihraç edilen eski  Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse'nin üzerine kayıtlı telefon aranarak, 8  saniye görüşme yapıldı. Ancak bu husus soruşturmada dikkate alınmadı. 
 
"Kumpas" ilerleyen aşamalarda da sürdürüldü
 
İddianamede, "Kozmik Oda soruşturmasının ilerleyen aşamalarında  düzenlenen tutanaklarda da şüphelilere kurulan kumpasın sürdürülmesi adına yorum,  yönlendirme ve hukuksuzluklar" yapıldığı belirtilerek, bunlar şöyle sıralandı:
 
Savcı görüşme ve ihbar tutanaklarında olmayan detay bilgilerden 19  Aralık'taki olay yeri tutanağında varmış gibi bahsedildi. 
 
İmzası olmamasına rağmen tutanakta eski Seferberlik Tetkik Kurulu  Ankara Bölge Başkanı Yusuf Akal'ın kimlik bilgilerine yer verildi. 
 
Yakalanan askeri personellerin çağrısı üzerine olay yerine giden  Akal'ın, şüpheli askeri personelle bağlantı ve birlikteliğinin delili olarak,  olay gününe ait görüşme ve Çukurambar baz bilgileri gösterildi. 
 
Şüphelilerin ikametlerindeki bilgisayarlara, avukatlarının, mahkeme  kararı olmadan el konulamayacağı yönündeki itirazına rağmen el konuldu. 
 
Arınç'ın ikametinin bulunduğu 1424. Cadde civarındaki apartmanlarda  ikamet eden 5'i AK Partili olmak üzere 9 milletvekili, 1 hakim ve 1 cumhuriyet  savcısının da dahil olduğu 345 kişinin kimlikleri belirlenerek, olayla ilgileri  olmamasına rağmen arşiv/suç kayıtları incelendi. 
 
Suikast yapacağı iddia edilen askerlerce, adres ve telefon  bilgilerinin araç kiralama şirketine verilmesi, araçlarda sahte plaka  kullanılmaması ve kiralama işlemlerinin komutanlarının bilgisi dahilinde  gizli-saklı bir işlem olmadığı görülmesine rağmen, Ankara Seferberlik Bölge  Komutanı da şüphelilerle birlikte hareket ettiği gerekçesiyle gözaltına  alındı. 
 
Arınç'a suikast iddiaları üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen, 2014'te  de bazı şahıslar şüpheli yapılarak, haklarında teknik takip kararları  alındı. 
 
Şüphelilere ifadelerinde ilgisiz şekilde Ergenekon hakkında sorular  soruldu. Soruşturma savcısınca Oda TV iddianamesi ve ekleri, Zirve Yayınevi  tanığı İlker Çınar'ın ifade ve sorgu tutanakları ve İzmir Askeri Casusluk  iddianamesinin dijital ortamda gönderilmesi istenerek, dosya Ergenekon  soruşturması ile ilişkilendirilmeye çalışıldı. 
 
Şüphelilerden birinin üzerinde ele geçirildiği iddia olunan "1424  Cd. Feza A" ibaresinin kime ait olduğu araştırılmadan, doğrudan Arınç'ın ikamet  adresi olduğu tutanaklara geçirildi. 
 
Şüphelilerin avukatının, müvekkillerinin ev, araç ve iş yerlerinde  el konulan not ve krokilerin kime ait olduğunun tespiti için kriminal inceleme  yaptırılması talebi reddedildi. 
 
"Arınç'a saldırı ihbarı" Aralık 2009'da gelmesine rağmen, bazı  şüphelilerin HTS bilgileri AK Parti'nin henüz kurulmadığı ve Arınç'ın görevde  olmadığı 2001'den, Seferberlik Tetkik Kurulu santralinin bilgileri ise 2006'dan  itibaren alındı. 
 
Şüphelilerin yakalandıkları yer ile Arınç'ın apartmanı arasındaki  mesafenin 40 metre olduğu belirtilmesine rağmen, daha sonra düzenlenen  tutanaklarda bu mesafenin 230 metre olduğu belirtildi.
 
Olaydan hemen sonra toplanması gereken olay yeri kamera kayıtları 5  gün sonra toplandı. 
 
Temin edilen yaklaşık 51 saatlik kamera görüntüsü 26 saatte 2 memur  tarafından "incelendi" ve "görüntülerde şüpheli şahıs-araçlara rastlanılmadığı"  belirtildi. 
 
Takip edildiği belirtilen Baki Kaya tarafından, şüphelilerin ve  kendisinin HTS kayıtlarının incelenerek, takip edilip edilmediğinin belirlenmesi  talebine ilişkin hiçbir çalışma yapılmadı. 2014'ten sonra yapılan HTS  incelemelerinde, Kaya'nın olay günü gözaltına alınan askerlerce yaklaşık 6 ay  takip edildiği belirlendi. 
 
Genelkurmay Başkanlığının, 23 Aralık 2009'daki basın açıklamasında,  yakalanan askerlerin, belirtilen bölgeye yakın oturan ve bilgi sızdırdığı iddia  edilen Baki Kaya hakkında bilgi toplamak üzere görevlendirildiklerini  belirtmesine karşın suikast iddiası soruşturması sürdürüldü.
 
"Faili meçhul olayların merkezi gibi gösterilerek"
 
İddianamede, soruşturma süresinde, masumiyet ilkesinin ihlal edilmesi  suretiyle, fail ve fiil arasında illiyet bağı kurulamadığı halde delilden sanığa  gitme prensibine uygun olmayacak şekilde şüpheliler aleyhine değişik yorum ve  yönlendirmelerde bulunulduğu, soruşturmanın da Ergenekon soruşturması ile  irtibatlandırılmaya çalışıldığı ifade edildi.
 
Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı "kozmik" odasında  arama işlemleri gerçekleştirilerek, devlet sırrı niteliğindeki evrakın da  içerisinde bulunduğu tüm verilere el koymak ve Seferberlik Tetkik Kurulunu bir  kısım faili meçhul olaylarla irtibatlandırmak amacıyla polis-savcı-hakim  üçgeninde kumpas düzenlendiği anlatılan iddianamede, "Kozmik Oda" soruşturmasında  yaşanan sürecin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, soruşturma aşamasında  şüpheliler ve kamu aleyhine gerçekleştirilen hukuksuz eylemlerin örgütlü bir yapı  ve suç organizasyonu olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği belirtildi.
 
İddianamede şunlar kaydedildi:
 
"Kumpas faaliyetleri sonucunda, yasa dışı FETÖ/PDY'nin devlet  içerisindeki kadrolaşmaları ile ilgili veriler ile devletin savaş planlarına  ilişkin 'devlet sırrı' niteliğini haiz verilerinin 3. kişilerin eline geçmesi  sağlanmış, Seferberlik Tetkik Kurulunun faili meçhul olayların merkezi gibi  gösterilerek algı oluşturulmuştur.
 
Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği tarafından muhafaza edildiği  kasadan alınarak Cumhuriyet Savcısına teslim edilen disk üzerinde, hukuksuz  olarak birden fazla kopyalama işlemi yapıldığı ve bu kopyalamada kullanılan  disklerden, 2 TB kapasiteli diskin dosya muhteviyatında herhangi bir kaydının ve  tespitinin bulunmadığı, hukuksuz kopyalama işleminin yapıldığı 16 Mart 2013 günü  söz konusu harddiskin Cumhuriyet Savcısına teslim edilmesi işlemine Genelkurmay  Başkanlığı tarafından yapılan itirazın sonuçlanmasının beklenmediği, içerisinde  devlet sırrı bulunan harddiskin 16, 17 ve 21 Mart 2013 tarihlerinde  gerçekleştirilen kopyalama işlemi ile elde edilen suretleri üzerinden, akıbetinin  bilinmeyecek şekilde kayıtsız olarak incelendiği ve devlet sırrı niteliğini haiz  bilgi ve kayıtların hukuksuz olarak yetkisiz ve ilgisiz kişiler tarafından  incelenerek deşifre edildiği belirlenmiştir."