Gazetevatan.com » Yazarlar » En uzun bekleyiş

En uzun bekleyiş

16 Eylül 2018 Pazar


Son yıllarda giderek sıkıcı bir hal alan ve dünya moda sahnesindeki ağırlığını kaybeden New York Moda Haftası, aradığı heyecanı Marc Jacobs sayesinde buldu. Yanlış anlamayın; ünlü tasarımcının New York Moda Haftası’nı yeniden manşetlere taşıma sebebi sıra dışı tasarımları ya da podyuma çıkarttığı ünlü isimler değil, defilenin tam bir buçuk saat geç başlamasıydı. Nedeni, nasılı bir yana, ortaya çıkan sonuç tartışmaya açıktı. 
 
Marc Jacobs, yaşanan gecikmenin ardından yaptığı açıklamada defilelerin on dakikalık bir canlı gösteri olduğunu ve bu nedenle her türlü aksaklığın yaşanabileceğini söyleyip içten özürlerini sundu. Pek çok basın mensubunun ve davetlinin planlarını aksattığı için mahcubiyet içinde olduğunu söyledi. Her ne kadar planlı bir insan olsa da Tanrı’nın bu planlara bakıp, gülüp geçtiğini ekledi.
 
Moda çevrelerindeyse bu gecikmenin kasıtlı olarak yaşandığı dedikodusu yayılıyordu. Söylentilere göre ünlü modacı, New York Moda Haftası’nın kapanışı niteliğindeki defilesinden hemen sonra gerçekleştirilecek bir başka şovu kıskanmıştı. Bu nedenle de kendi defilesini bir hayli geç başlatarak Anna Wintour, Nicki Minaj, Emily Ratajkowski gibi ünlü isimlerin bu diğer şova gitmesini engellemişti. 
İşi daha da çetrefilli hale getiren, diğer şovun SavageXFenty markasına ait olması. Yani Marc Jacobs, moda haftasının kapanışını yapma onurunu Rihanna kapmasın diye böyle bir gecikme numarasına başvurmuştu.
 
Bütün bunlar elbette söylenti. Ancak önemli konukların Rihanna’nın şovunu kaçırması ya da Avrupa’dan New York’a uçan ve diğer moda haftalarını takip etmek üzere geri dönmek zorunda olan basın mensuplarını çok zor durumda bırakması, gerçeğin ta kendisi. 
 
New York Moda Haftası’nda son dönemde gerçekleşen en dramatik olaydan benim hafızamda kalansa ünlü editör Anna Wintour’un bu bir buçuk saatlik gecikme sırasında çekilen fotoğrafı.  
 
Timsah 85 yaşında
 
Bir ikon olarak tanımlayabileceğimiz Fransız marka Lacoste, 85. Yaşını özel bir sergi eşliğinde kutluyor. 
 
20 Eylül’den itibaren İstinye Park orta alanda kurulacak sergi alanında ziyaretçileri, markanın serüvenindeki mihenk taşlarını keşfedecekleri, sanal gerçeklik deneyimi yaşayabilecekleri ve timsahın hikayesine ışık tutacak logo örneklerini inceleyebilecekleri bir deneyim bekliyor. 
 
Eğer zamanın sınavını aşmayı başarmış bir markanın yaşam öyküsüne tanık olmak isterseniz, bu sergiyi takviminize eklemeyi unutmayın.
 
Cesaret, yeniden
 
Cartier tarafından 1970’lerde sunulan ve o günden beri iddialı bir stilin parçası olmayı başaran Juste un Clou, yeniden yorumlanan parçalarla karşımızda.
 
Benim için bir modern zaman klasiği sayılan Juste un Clou’nun yeni tasarımları, bir öncekine göre daha ince ve esnek. Bileği tamamen sararken enerjik bir dokunuş katan bileklikler ve iddialı bir duruş sergileyen yüzüklerin başrolleri kaptığı koleksiyonda kol düğmesi ya da kravat iğnesi gibi aksesuarlar da kendilerine yer buluyor. 
 
Hem kadınlar, hem de erkekler tarafından rahatlıkla kullanılabilen koleksiyonda beyaz, pembe ve sarı altının yanı sıra pırlantalı seçenekler mevcut. Bu da Juste un Clou’yu tercih eden özgür ruhların, stillerini diledikleri şekilde yansıtmalarına imkan veriyor.