Gazetevatan.com » Yazarlar » Modanın güzellikle imtihanı

Modanın güzellikle imtihanı

12 Ağustos 2018 Pazar


İç içe geçen güzellik ile moda dünyası, markalar için hem iyi hem de kötü haberleri beraberinde getiriyor

Güzellik dünyası, moda dünyasından rol çalmaya devam ederken pek çok moda markası çareyi güzellik koleksiyonlarında arıyor. Bu iki sektörün iç içe geçmesine rağmen ayrı dinamiklere sahip olmaları, markalar için hem iyi hem de kötü haberleri beraberinde getiriyor. Moda dünyasından başlayalım. Lüks moda markalarının erişilmez duruşu, özellikle hızlı moda markaları nedeniyle sallantıda. Farklı pazarların ekonomik iniş çıkışları nedeniyle sırtını tek tip bir müşteri kitlesine dayamayı riskli bulan moda devleri, giderek daha demokratikleşmek zorunda kalıyor. Milyonlarca moda severi kendisine hayran bırakan ve bol sıfırlı etiketleriyle gurur duyan moda markaları, hitap ettikleri kitleyi genişleterek ve daha erişilebilir ürünler sunarak bu vahşi pazarda ayakta kalabilmek için çabalıyor. Güzellik dünyasındaysa durum biraz daha farklı. Pek çok güzellik markası giderek artan talebe karşılık vermek için hızla yeni ürünler sunarken pek çoğu da birkaç yıldız ürünle sektördeki ikonik konumunu koruma peşinde. Her ne şekilde olursa olsun, güzellik sektöründeki hareketlilik giderek daha dikkat çekici bir hal alıyor. 
 
Sosyal medyanın gücü 
 
Son dönemde sosyal medyanın herkesi daha görünür kılmasından mıdır bilinmez, güzellik markalarının popülaritesi hızla artıyor. Bu nedenle de pek çok köklü moda markası ya popüler güzellik markalarıyla iş birliği yapıyor ya da kendi markasını yaratıyor. Dior ve Chanel gibi lüks markaların makyaj koleksiyonları, en az defilelerde sunulan hazır giyim ya da özel dikim koleksiyonları kadar konuşuluyor. Aslına bakarsanız bu durum çok da şaşırtıcı sayılmaz. Zira ortalama bir moda severin şık bir Chanel çantaya sahip olmak için uzun yıllar çalışması gerekirken bir Chanel ruj çok daha kolay elde edilebiliyor. Üstelik bu ruj, müşterisine Chanel’den alışveriş yapmanın ayrıcalığını yaşatıyor. Instagram’da paylaşılan logolu alışveriş torbaları da cabası. Tüketici trendlerini takip eden moda markaları, her şeyin başının Instagram’da paylaşılabilir ürünler sunmak olduğunun farkında. Hatta öyle ki bu markaların parfüm koleksiyonları, makyaj koleksiyonları kadar ilgi görmüyor. Çünkü bir parfümün şişesi ne kadar şık olursa olsun, paylaşılabilirliği belirli bir seviyede kalıyor; kokusu akıllı telefon ekranlarından dışarı ulaşmıyor. Makyajsa bunun tam tersi bir şekilde, hem kişiden kişiye değişen uygulamalar sayesinde daha şahsi bir hal alıyor hem de Instagram fotoğrafından çok daha ötesine ulaşabiliyor. 
 
Yeni çözümler
 
Bir aynanın önünde, bir çantanın içinde ya da uygulandığı yüzde karşımıza çıkabilen makyaj ürünleri, sadece güzellik sektörünü değil, moda sektörünü de yeniliklere itmeye devam ediyor. Örneğin Balmain’in ‘couture’ saçlar yaratma iddiasındaki saç şekillendirme ürünleri kısıtlı bir kitle tarafından bilinirken L’oreal Paris ile birlikte çıkarttığı koleksiyonu duymayan yok. Bu da aslında moda markalarının güncel kalabilmek için hangi alana yatırım yapması gerektiğini gösteriyor. Her ne kadar iki dünyanın bir araya gelmesi beni mutlu etse de gönül herkesin en iyi bildiği şeyi yapmasını ve bunu yaparken de mükemmelin peşinde koşmaktan vazgeçmemesini istiyor.