Gazetevatan.com » Yazarlar » Müzeden modaya

Müzeden modaya

04 Ağustos 2018 Cumartesi


Sokak stili denince akla gelen ilk markalardan olmayı başaran Vans, sokağı sanatla buluşturuyor. Amsterdam’da yer alan Van Gogh Müzesi ile işbirliğine giden marka, ünlü sanatçının eserlerini kendi koleksiyonuna taşıyor.

 

Yaptığı resimler neredeyse dünya üzerindeki herkes tarafından bilinen, çizgisi birkaç kilometre öteden bile kendini belli eden Vincent van Gogh, sadece yaşadığı döneme değil, sonraki dönemlere de ilham veren bir sanatçı. Vans da bu sanatçının eserlerini kullanarak sokağa iniyor ve hedef kitlesi olan yaratıcı gençlere arşivlik parçalar sunuyor.

Dört ana başlıkta sınıflandırılan koleksiyonda kuru kafalar, çiçekler, Van Gogh portresi gibi detaylar öne çıkıyor. Bütün bunların yanı sıra üretilen bütün parçalarda, üzerinde yer alan sanat eserinin hikayesini anlatan etiketler yer alıyor. Henüz birkaç gün önce duyurulan ve dün satışa çıkan koleksiyon tükenmeden kendiniz için birkaç parça ayırmayı unutmayın. Hem sokak stili oyununda bir adım öne geçebilmek için hem de bir sanat eserine sahip olma hissini yaşamak için.

Bir devrin sonu

Bir moda evinin baş tasarımcısını değiştirmesi büyük bir haber. Bu değişim sırasında yaşanan her şeyin manşetlere taşınmasıysa başka bir mesele. Yeni gelen tasarımcının taslak çizimleri, ilk fotoğraf çekimi, ilk koleksiyonu derken yapılan her değişiklik adeta mercek camıyla bakılarak büyütülür; yeni tasarımcı haftalar hatta aylar boyunca konuşulur.

Riccardo Tisci’nin Burberry ile olan ilişkisi de bu şekilde başlamıştı. Önce dedikodular, sonra resmi açıklamalar geldi. Tasarımcının marka hakkındaki planlarından birkaç cümle, on yıllık kalkınma planı gibi anlatıldı durdu. Sonra koleksiyonlardan ipuçları ortaya çıktı. Ben dahil pek çok kişi, ortalığa yavaş yavaş dökülen bu yenilikleri okuyucularına taşıdı. Ancak Riccardo Tisci sonunda öyle bir şey yaptı ki bu yeniliğin heyecanı yerini korkuya bıraktı. En azından benim için. 

İki asra yaklaşan geçmişiyle lüksün öncüsü, İngiliz stilinin en köklü temsilcisi olan marka, sıra dışı bir logo değişikliğine giderek modaseverleri şaşırttı. Logo değişikliğini Instagram aracılığıyla duyurmayı tercih eden moda devi, klasik olmasıyla kalbimizde yer kazanan logosunu, son dönemde sıklıkla tercih edilen tarzda, daha güncel bir yazı tipi kullanarak yeniledi.

İlk bakışta sıradan bir spor giyim markası ya da genç bir tasarımcının logosuna benzeyen yeni Burberry logosunun altında Raf Simons etkisiyle baştan yaratılan Calvin Klein’ın yeni logosunu da tasarlayan Peter Saville imzası var.

Logoyla birlikte 1908 yılında kullanılan bir deseni de yeniden canlandıran Riccardo Tisci, bu hareketle markanın kurucusu Thomas Burberry’ye selam gönderdiğini söylüyor. Desendeki T ve B harfleri bu göndermeyi doğrulasa da yeni desen sosyal medya kullanıcılarını mutlu etmişe benzemiyor. Hem yeni bir ikonik desen yaratmaya hem de logo değişikliğiyle yeni çağ modaseverlere hitap etmeye çalışan Burberry’deki bu hareketliği şimdilik bir devrin sonu olarak görüyorum. Umarım bu hamle bir devin de sonu olmaz.