Gazetevatan.com » Yazarlar » Panterin zamanı

Panterin zamanı

27 Ocak 2018 Cumartesi


Geçtiğimiz hafta Cenevre’de katıldığım SIHH yüksek saatçilik fuarı, efsane markaların en yeni modelleriyle tanışmamı ve güncel gelişmeleri ilk ağızdan dinlememi sağlamıştı. Devasa bir alana yayılan fuar alanındaki en dikkat çekici sunumlardan biriyse Fransız lüksü ve ihtişamını temsil eden Cartier’ye aitti.

Cartier sunum alanı, fuar alanının neredeyse dörtte birini kaplayacak kadar genişti. Bu da markanın bize anlatacak ne kadar çok şeyi olduğunu ispatlar nitelikteydi.

Başlangıcı artık bir ikon haline gelen Panthère de Cartier  modeliyle yapalım. Daha kadınsı ve zarif modeller eşliğinde yenilenen koleksiyon, ben dahil pek çok misafirin ve sosyal medya üzerinde beni yakından takip edenlerin favorisi olmayı başardı. Çok sıralı bilezik alternatifleri vepembe, beyaz, sarı altın seçenekleri sayesinde yeni Panthère’in saatten çok bir mücevher gibi kullanılacağını söylemek yanlış olmaz.

 

Mücevher dokunuşunu bir diğer seviyeye taşıyan adımsa Révélationd’une Panthère oldu. Saatçiliğin usta isimlerinin ufak bir sihir sayesinde geliştirdiği sürprizlerle dolu kadran, her bakışta adeta yeniden yaratılıyor. Aslında siz bileğinizi hareket ettirdiğinizde, saatin kadranında yer alan yüzlerce küçük parça tıpkı bir kum saatinin içerisindeymişçesine hareket ediyor ve sonunda bir panterle göz göze geliyorsunuz. Biz bu saati incelerken defalarca bir o yana bir bu yana çevirdik ve her seferinde aynı heyecanı yaşadık. Tabii bu heyecanın bir diğer sebebinin de saatin çevresine özenle sıralanmış 87 adet pırlanta olduğunu hatırlatayım.

Elbette yenilikler bunlarla sınırlı değil. Cartier dünyasına adım atmak isteyenler için şık, ince ve dikkat çekici bir alternatif olabilecek Drive de Cartier Extra-Flat ve deneyselliğin sınırlarını zorlayan farklı Libre modellerini unutmayalım. Burada özellikle Libre koleksiyonu, alışılmışın dışındaki formlarıyla öne çıkıyor. Markanın halihazırda var olan bazı modellerinin hatlarını farklılaştırarak, göz oyunları eşliğinde sıra dışı 5 farklı saatin yaratıldığı Libre koleksiyonundaki her parça saat tutkunlarının yanı sıra koleksiyonerler için de arzu nesnesi olacağa benziyor.

Aykırı ‘couture’ tam not aldı

Moda dünyasının nabzı Paris’te gerçekleşen ‘couture’ moda haftasında atıyor. Gerçekleşen defileler ve sunulan koleksiyonlar arasında bir tanesi var ki alıştığımız ‘couture’ kalıplarına meydan okuyor.

Pierpaolo Piccioli yönetimindeki Valentino, sıradan prenses görünümlerini bir kenara bırakıyor ancak bir ‘couture’ defilesinden beklenenleri sonuna kadar sunuyor. Olabildiğince günlük parçalar, pastel tonların ve renk patlamalarının da yardımıyla, yüksek bir moda anlayışı sunuyor. Olaya son noktayı koyansa saç aksesuarlarında kullanılan tüyler oluyor. Aykırı sayılabilecek bir ‘couture’ koleksiyonunu tam da günümüz kadınının enerjisine yakışır şekilde sunmayı başaran Valentino, moda eleştirmenleri ve stil editörlerinin coşkusuyla karşılanıyor. Bu da demek oluyor ki moda dünyası, ucuzluğa dönüşmeyen deneyselliğe karşı bir açlık içerisinde. Bakalım Valentino sonrasında hangi markalar bu açlığı yatıştıracak koleksiyonlarla karşımıza çıkacak?