Gazetevatan.com » Yazarlar » Şairane kokuların peşinde

Şairane kokuların peşinde

05 Kasım 2017 Pazar


“Gecenin rengine aşığım. Bir ateşböceği, havuzun ışığında.” Japonların geleneksel şiiri ‘haiku’ formatında yazılmış bu üç mısralık şiir sadece sanat eseri olmakla yetinmiyor, aynı zamanda içerisinde paçuli ve vetiver yağları da barındıran egzotik bir kokuya adını veriyor. Aslında geçtiğimiz günlerde Galeries Lafayette’te tanıştığım Floraiku markasına ait bütün kokular, bu şekilde hayat buluyor.

Markanın kurucusu John Molloy heyecan içerisinde bize şiirler okuyor. Her şiir, bir kokuyla eşleşiyor. Önce büyülü çiçeklerin dünyasına dalıyoruz. Sonrasında baharatların hüküm sürdüğü bir çay seremonisinde buluyoruz kendimizi. Bir ara yolumuz yasak tütsülerle kesişiyor. Her şiir, adını verdiği kokudan parçalar içeriyor. Biz de kendimize en yakın kokuyu bulmaya çalışıyoruz.

Molloy’un anlattığına göre sadece bir kokuyu seçmek de yeterli olmuyor. O nedenle sıra ‘gölge’ olarak tanımlanan tamamlayıcı kokulara geliyor. Seçtiğimiz ana kokuyu ağırlaştıran ya da hafifleştiren bu ‘gölge’ kokular, hikayeyi tamamlıyor.

Seremonisi ve anlatımıyla hepimizi etkisi altına almayı başaran Floraiku, şairane kokuların peşindeki yolculuğuna yeni başlamış olsa da bu yolculuk pek çok mevsimden geçip uzun süre devam edeceğe benziyor.

Hayal alemi

Giorgio Armani, henüz çok erken olsa da, İlkbahar/Yaz 2018 koleksiyonu için hazırlanan reklam kampanyasını yayınladı ve son birkaç günün ilgi odağı olmayı başardı.

Kampanyayla karşılaştığımda gözlerimi ovuşturmak ve birkaç kez açıp kapatmak zorunda hissettim. Ya ekrana çok bakmaktan gözlerim sulanmıştı ya da fotoğraflar buğuluydu. Çok geçmeden durumun benden kaynaklanmadığını fark ettim.

Sarah Moon tarafından gerçekleştirilen çekimden çıkan kareler, alışılmış kampanya fotoğraflarının bir hayli uzağındaydı. Özellikle buğulu olarak kullanılan karelerde ürünlerin detayların görebilmek ne mümkün! Ancak sanırım bu kampanyayı çekici kılan da bu.

Her şeyi en net haliyle görmeye alıştığımız şu günlerde risk alarak flu fotoğraflardan oluşan bir kampanya sunan Giorgio Armani, bana göre sınıfı geçti. Çünkü fotoğraflar egzotik renkler ve yumuşak tonların da yardımıyla insanı bir hayal aleminin içine çekmeyi başarıyor.

Büyük soru işareti

Millie Bobby Brown ile tanıştığımızda henüz 12 yaşındaydı. Stranger Things adlı diziyle karşımıza çıkan bu çocuk yıldız, son iki yıl içerisinde dünya çapında tanınmayı başardı. Hal böyle olunca, moda dünyasının ilgisi de gecikmedi.

Geçtiğimiz günlerde kırmızı halıdaki bir görünümüyle gündeme gelen 13 yaşındaki Brown hakkında yazılan yorumlar, bir çocuğun karşılaşmaması gereken acımasızlıktaydı. Hatta bazıları, cinsel tacize varacak boyuttaydı. Moda dünyasının en büyük sınavı olan ‘çocuklar’ ve ‘cinsellik’ tartışması yine su yüzüne çıktı.

Kimi zaman çocukları yetişkin gibi gösteren reklam kampanyalarıyla, kimi zaman çocuk yıldızların stil tercihleriyle yeniden gündeme gelen bu tartışma, acaba yeni bir bilinçle ele alınabilecek mi? Moda ve medya endüstrilerine yön veren isimler bu sorunu çözmek için yapıcı adımlar atabilecek mi? Bakalım bu büyük soru işaretinin cevabı kimde?