Gazetevatan.com » Yazarlar » En ‘Couture’ hafta!

En ‘Couture’ hafta!

28 Ocak 2017 Cumartesi


Geçtiğimiz günlerde erkek koleksiyonlarını ağırlayan Paris, son bir haftadır moda dünyasının en dikkat çekici parçalarını içeren ‘couture’ koleksiyonların istilası altında. Kimi zaman çok az sayıda davetlinin katıldığı sunumlarda, kimi zaman devasa şovlarda sunulan ‘couture’ koleksiyonların en çok konuşulanları arasında bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz?

Yürüyen Sanat

Maison Margiela’nın Artisanal adını verdiği İlkbahar/Yaz 2017 ‘Couture’ koleksiyonu, izleyenlerin hafızalarına ‘yürüyen sanat eserleri’ olarak kazındı. Hayır, çerçevelere geçirilmiş modeller ya da tablolardan ilham almış tasarımlardan bahsetmiyorum. Onların bir adım ötesini düşünelim. Şifon, dantel, tül, kadife gibi farklı kumaşları birbiri üzerinde kullanan usta ellerin yarattığı sanat eserlerine şöyle bir göz gezdirelim.

Geçtiğimiz yıllarda bazı açıklamaları nedeniyle zor günler geçiren ‘modanın yaramaz çocuğu’ John Galliano, Maison Margiela direksiyonuna geçtiğinden beri ilk kez bir koleksiyonda bu kadar ‘Galliano’ işlerle karşımıza çıktı. Kat kat tüller, şifonlar, kadifeler ve denim kumaşlarla hazırlanmış parçalar arasında herkesi en çok heyecanlandıransa siyah tüllerden yaratılmış bir yüz figürünün eşlik ettiği beyaz palto oldu. Bu parçanın Galliano arşivinin en unutulmaz parçaları arasına girdiğini söylemek abartılı olmaz.

Moda dünyasının dahi isimlerinden birisinin yeniden sahne ışıkları altında parlamasına şahit olmak çok heyecan verici. Bakalım John Galliano yönetimindeki Maison Margiela yükselttiği beklentileri karşılamaya devam edecek mi?

Geleceğe hazırlık

Üç boyutlu baskı tekniğini kullanarak tasarımlar hazırlayan, sadece kumaş değil, pek çok endüstriyel malzemeyi de tasarımlarına taşıyan Hollandalı tasarımcı Iris Van Herpen, Paris’in ‘couture’ hayallerinden biraz daha uzağa koşuyor.

İlkbahar/Yaz 2017 ‘Couture’ koleksiyonunda dalgalanmalar, cam kırıkları ve çizgilerin dansını yansıtan Iris Van Herpen’in tasarımlarını giyilebilir bulmayabilirsiniz. Ancak ‘couture’ söz konusu olduğunda tasarımcının vizyonu, parçaların sunulduğu şekilde sokağa taşmasından daha fazla önem taşıyor. Son 10 yılda sessiz sedasız bir devrim yaratan Iris Van Herpen, bize çok farklı bir geleceğin kapılarını aralamak için gece gündüz çalışıyor.

Mısır’dan Paris’e

Kırmızı halının vazgeçilmezi olarak adlandırabileceğimiz Elie Saab, Paris’e yeni bir mesaj vermeye gelmiş gibiydi. Evet, Elie Saab denince aklımıza birbirinden şık Hollywood ünlüleri ya da hayatının en mutlu günü için bir servet ödemeyi göze almış gelinler geliyor. Ancak Lübnanlı tasarımcı, bu koleksiyonunda ezber bozmaya hazırlandığının sinyallerini verdi.

Mısır’dan ilham aldığını belirten Elie Saab’ın tasarımlarına serpiştirilen bebek mavisi ve lacivertler, koleksiyonu naif, romantik ancak asil bir dokunuşla taçlandırmıştı. Sadece uçuşan uzun eteklerle değil, pantolonlar veya yırtmaçlı midi etek gibi farklı parçalarla da ‘couture’ şıklığı yakalanmıştı.

Koleksiyonun bence en önemli özelliği, ilhamını aldığı konuyu abartılı kostümlere çevirmemesiydi. Kadim bir kültür mirasına sahip Mısır’ın bir koleksiyona taşınması, akla hiyeroglifleri ya da Tutankamon’un mezarını getirebilir. Ancak Elie Saab, belli belirsiz referanslarla yakaladığı bu ilhamı tam tadında, küçük dokunuşlarla yansıtmayı başarmıştı.