Kimsenin hayatı göründüğü gibi değil

13 Haziran 2015 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 13 06 2015 - 2:30

Her insan gibi bir mücadelesi var. Birazcık virajları keskin. Zorlukları ve iniş çıkışları bol oldu. Pes etmemesi gereken bir hayat; daha da çok başında... Ama tüm yalnızlığıyla, tüm kalabalığıyla güzel bir hayat… Bu yorumları biz değil Ceyda Düvenci kendi hayatı için kendi yapıyor. Anlamaya çalışın onu, çünkü insana gerçekten iyi gelen bir hali var...


Şu sıralar gündeminizde ne var? Nelerle meşgulsünüz, en çok kafanızı neler meşgul   ediyor? 

Çok yoğun çalışıyorum iki senedir. Bu yüzden kendi adıma üretmek istediğim alanlar biraz eksik kaldı. Kendi hayatımla ilgili yapmak istediğim çok şey var ve onlara zaman kalmıyor. Arkadaşlarımla zaman geçirmek ve arkadaşlarımın özel günlerinde yanında olmak gibi. Biraz yazmak, daha fazla kitap okumak, tiyatro izlemek, biraz soluklanmak ve nefes almak gibi... Bir süredir çok fırsatım olamıyor bunlara; bu duruma biraz takılıyorum. Sorunun yanıtının ilk başlığı ise Melisa tabii ki… Hep aklımda o. 

Melisa’nın bir terapi süreci var değil mi? Nasıl geçiyor? 

Melisa’nın süreci çok uzun soluklu bir süreç aslında. Bu, bir ömür sürecek bir yolculuk ama en iyi şekilde gittiğini söyleyebilirim. Yapılan her şeye cevap veriyor Melisa… Çok ciddi bir gelişimi var. 4.5 yaşında ve iyi gidiyoruz. Ancak çok hızlı boy atan bir çocuk, bu da biraz riskli bir durum oluyor. Her öğrendiği şeyi vücuduna tekrar, baştan öğretmemiz gerekiyor. Keşke bu böyle kısa bir süreç olsaydı ama değil. Neyse ki, her yaptığımız yerini buluyor. Anaokuluna başladı şimdi, o bizim için heyecan verici. Bu yaz da tekrar Amerika’ya gideceğiz. 

Tedavi için mi? 

Evet, her yaz tedavi için gidiyoruz.  

Peki ya dizi nasıl gidiyor? Şu anda ‘Maral’ dizisinde rol alıyorsunuz. Gerçi dizi sezon finali yaptı ama dizide sizi çeken ve etkileyen nokta ne oldu? 

Tamamen karakterin yapısıydı beni etkileyen. Deniz, kötü bir karakter ama ne için, neden böyle bir şey yaşıyor acaba? Karakterin köşelerinin olması kendi içinde yaşadığı dünyasındaki gerekçeleri ve nedenleri neler? Her çıkarttığı olayın arkasında geçmişinde gizlediği hikayesi var. O yüzden anlamaya çalışıyorum onu da.. Böyle de güzel bir hikaye olunca, oynaması keyif veriyor tabii ki... 

İLK KEZ KÖTÜ KARAKTERİ OYNUYORUM

İlk kez kötü bir karakteri canlandırıyorsunuz. Nasıl aranız Deniz karakteriyle? Seviyor musunuz? 

Aslında oynadığınız her rolü sevmekle yükümlüsünüz, ne oynarsanız oynayın. Çünkü hiçbir insan kötülük yapmak için doğmuyor. Dolayısıyla, seviyorum tabii Deniz karakterini. Aslında çok yalnız ve güçsüz bir kadın. Evet, çok zengin bir adamla evli ama bir evlilik sözleşmesi yapmış ve yarınının garantisi yok. Bir zamanlar mankenmiş ve sonra deformasyon olmuş ve o kariyeri geri kazanamamış. Sonra da bundan dolayı bir şeyleri ispatlamaya çalışıyor ama kimse dönüp bakmıyor. Çünkü ‘patronun karısı’ hali var. Kin ve hınç dolu bir kadın olduğu için herkese kötü davranıyor. Kimse de sevmiyor tabii. Çok anlayamıyorlar bu nedenlerden ötürü öyle olduğunu. Gerekçelerim var benim de sevmek için Deniz’i... Ve kötü bir karakteri oynamak çok enteresan geldi bana. Evet ilk kez oynuyorum. Seyirci de ‘Senden kötü nasıl olur? Nasıl oynuyorsun?’ tepkileri veriyor. Farklı bir boyut. 

Genelde pek çok oyuncunun seyirciyi ters köşeye yatırma, mesela katili veya kötü bir karakteri canlandırma arzusu oluyor mu? 

Şöyle oluyor; ‘masum suratı var’ deniliyor, kimse yakıştıramıyor ve konduramıyor ama siz oyunculuğunuzu hiç beklenmedik bir yerden gösterme arzusu hissediyorsunuz bir yerlerde… Dolayısıyla da böyle bir rol gelince ezber bozmak gibi bir durum oluyor. 

Dizideki genç oyuncularla aranız nasıl? 

Aras da, Hazal da, diğer genç oyuncular da muhteşem... Hepsini çok seviyorum ve çok da iyi anlaşıyorum hepsiyle. Çok disiplinliler bir kere. 

BİRAZ DAHA KALP GÖZÜYLE BAKSAK

Aslında hayatta hiçbir şey göründüğü gibi değil, değil mi?  

Evet, hiç kimsenin hayatı dışarıdan göründüğü gibi değil ve ben şunu iddia ediyorum ki; ne kadar varlığın varsa ne kadar rahat görünüyorsan, bir o kadar dertlisin aslında. Yani hiçbir şey kolay değil. Artık hayat bizden karşılıklı olarak biraz daha empati ve sevgi istiyor diye düşünüyorum. Keşke biraz daha kalp gözüyle baksak…

Bugün yaptığınız iş nasıl bir haz veriyor? İlk başladığınızda nasıldı? 

İlk beş sene kadar çok farkında değildim. 18 yaşındaydım. O yüzden şimdi 18 yaşındaki gençlere hiçbir şey diyemem. Çünkü eminim çok keyif alıyorlar. Benim şansım şu; bu kadar popülarite yoktu. Ben yırttım bir şekilde. Onlara çok acımasız davranıldığı zaman üzülüyorum. Bizim gibi şanslı değiller. 20 yıl ilmek ilmek işlendi her şey.  

Hayatınıza dönüp baktığınızda nasıl bir hikaye görüyorsunuz? 

Farkı yok. Beni izleyen, beni okuyan, beni seven hiç kimseden bir farkım yok. Her insan gibi bir mücadelem var. Birazcık virajlarım keskin. Biraz zorluklarım ve iniş çıkışlarım bol oldu. Pes etmemem gereken bir hayat; daha da çok başındayım yani. Çok şeyler yaşayacağım. Güzel şeyler yaşayacağımı umuyorum artık. Ben hayatı seviyorum ve kucaklıyorum her şeyiyle. Tabii ki yorulduğum anlar oluyor ama iyi ki de benim hayatım. Tüm yalnızlığıyla ya da tüm kalabalığıyla güzel bir hayat… 

Siz kendinizi ne kadar büyümüş hissediyorsunuz? 

Çok büyük hissediyorum. 38’den daha büyüğüm yani.