Kılıçdaroğlu: 4 yılda terörü bitiremezsem siyaseti bırakırım

AA |  12 Haziran 2018 Salı - 0:06 | Son Güncelleme : 12 06 2018 - 2:41

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Kanal D ekranlarında Buket Aydın moderatörlüğünde Hande Fırat ve Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet  Bakanlığı’nda incelemede bulunan heyetin raporuna ilişkin, "Bana gelen 3 sayfalık  bir rapor var, aynı rapor Sayın Muharrem İnce'ye de verildi. Orada bazı usul  eksiklikleri var ama bunlar çok hayati usul eksiklikleri değil. Bu dosyalara göre  Amerika'nın bize iade etmesi lazım. Amerika'nın ısrarla somut belge istediği  ifade edildi." dedi.

Kanal D'de canlı yayınlanan "Kılıçdaroğlu ile Seçim Özel" programına  konuk olan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Kandil operasyonuna ilişkin,  Türkiye'nin terörden çok çektiğini, 10 binlerce insanını kaybettiğini belirterek,  terörle mücadelenin meşru hakları olduğunu söyledi. Terör varsa teröre karşı tavır tanıkılması terörün sonlandırılmasının  herkesin ortak arzusu olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, iktidarın terörü  bitirmesi halinde önce kendisinin gidip onları tebrik edeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin, terör örgütü PKK ve  HDP ile aynı safta yer  aldığına yönelik eleştirilerle, partisinin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin  Kandil'de terör örgütü üyelerinin kalmadığı şeklindeki açıklamalarının  hatırlatılması üzerine şunları kaydetti: "Gazetelerde zaman zaman okuyoruz, PKK terör örgütünün Kandil'den  ayrılıp başka bir alana konuşlandıkları yönünde. Tabii bizim istihbarat örgütümüz  yok. Oralarda teröristler var mıdır, yok mudur bilmiyoruz, sonuçta Kandil'in  öteden beri PKK'nın yuvalandığı bir yer olduğunu biliyoruz."

"PKK'NIN TÜRKİYE'DE SALDIRDIĞI TEK SİYASİ LİDERİ BENİM"

CHP'nin suçlanması kadar mantık dışı bir şey olmadığını kaydeden  Kılıçdaroğlu, PKK'nın Türkiye'de saldırdığı tek siyasi parti liderinin kendisi  olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Yanında olsak PKK neden bize saldırsın. Çok saçma bir  şey. Siyaset her zaman ahlak ister, ahlaki normlarda siyaset yaparsanız, toplumda  kabul görürsünüz. Bizim herhangi bir terör örgütüne destek verdiğimizi  kanıtlasınlar, biz siyaseti tamamen bırakırız ama onlar sabah, öğle, akşam  oturdular, PKK ile konuştular her türlü görüşmeleri yaptılar. Bunu herkes  biliyor." diye konuştu.

CHP'nin varlık nedeninin Türkiye'nin çıkarlarını savunmak ve terörü  bitirmek olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Namus sözü veriyorum, 4 yılda terörü  bitirmezsem siyaseti bırakırım. Sorunun çözümü akılla, aklın kullanılmasıyla  olur. Siz aklınızı kullanmayıp da başkalarının telkiniyle sorunu çözmeye  kalkarsanız başkalarının maşası olmaktan öteye gidemezsiniz." ifadelerini  kullandı.

"SORUN KANDİL'İ ALMAK DEĞİL SORUN TERÖRÜ ÇÖZMEK"

Kılıçdaroğlu, buradaki en büyük hatanın, meşru bir organı gayrimeşru  bir organla muhatap kılmakla yapıldığını ifade ederek,  sözlerini şöyle sürdürdü: "Sorunun çözümü Meclis'te. Bu iş bir siyasi olaydır. Siyaset kurumu  sorunun çözümüyle ilgili sorumluluk almadı. Güvenlik güçlerine havale edildi. 35  yıldır çözülmüyor. Sorunun çözümü için samimi ve dürüst olacaksınız. Gizli  kişisel bir ajandanız olmayacak. Kapalı kapılar ardından halka hesap  veremeyeceğiniz vaatlerde bulunmayacaksınız. Halka belli aralıklarla bilgi  vereceksiniz. Bu işin gizli kapaklısı yok."

Kandil operasyonunun seçmen davranışlarını nasıl etkileyeceği sorulan  Kılıçdaroğlu, bu operasyonun seçmen davranışını değiştireceğini sanmadığını  söyledi. Kılıçdaroğlu, Kandil'e defalarca operasyon düzenlendiğini ifade  ederek, "Sorun Kandil'i almak değil, sorun terörü çözmek. Kandil'i alırsınız,  terör örgütünün liderleri, militanları kaçar başka bir yere. Sorun PKK terör  örgütünü bitirmektir. Eğer bunu bitiriyorsanız gelip tebrik edeceğim sizi. Sorunu  bir boyutuyla ele alıp değerlendirirseniz yanlış olur. Sorun çok boyutludur.  Akılcı politikalarla terörü sonlandırmak mümkün. 'Seçim zamanı gidelim,  operasyonu yapalım, bizim oylarımız artar', kargalar bile buna güler."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Cumhurbaşkanı adayı  Muharrem İnce'nin seçilmesi, Millet ittifakı'nın da çoğunluğu sağlaması halinde  İnce'nin Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatının kurulması konusunda önemli bir  adım atarak İran, Irak ve Suriye'yi ziyaret edeceğini anlattı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez dış politika konusunda proje  ürettiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, dış politikanın milli olması, iktidar ve  muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, Ortaoğu'nun barışını ve imarını sağlayacaklarını,  bölgeyi bir barış havzasına dönüştüreceklerini ifade ederek, "Göreceksiniz 4 yıl  içerisinde Türkiye'yi dolara boğacağız. Gidip kimseye yalvarmayacağız, kendi öz  gücümüzle bölgede istikrarı sağlayacağız, barışı sağlayacağız ve bölgeyi yeniden  inşa edeceğiz." dedi.

"SURİYELİLERİ EVLERİNE GÖNDERECEĞİZ"

Bu proje ile beraber Türkiye'de bulunan Suriyelileri evlerine gönderip  göndermeyecekleri sorulan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Elbette Suriyelileri göndereceğiz, gayet açık gayet net. Onların  evini, yolunu parkını, hastanesini yapacağız, 'buyrun kardeşim kendi ülkenize  gidin' diyeceğiz. Dönmek istemezlerse de gidecekler. Birisi Almanya'ya,  Amerika'ya, Fransa'ya gittiği zaman eğer orada izinsiz duruyorsa göndermiyorlar  mı? Biz devletiz. 'Evini, yolunu, okulunu yaptık buyrun kardeşim gidin kendi  ülkenize.' Bu kadar basit. Biz Suriyelilere ikinci sınıf yurttaş muamelesi yapmak  istemiyoruz. Eyvallah savaştan kaçtılar, baktık 30 milyar dolar para harcadık.  Herhangi bir şekilde itirazımız yok ama orayı barış havzasına döndürdüğümüz zaman  biz orada istihdam sağlayacağız."

"DIŞ POLİTİKA VİCDAN ÜZERİNE İNŞA EDİLEMEZ"

Kılıçdaroğlu, "Pek çok katliamın arkasındaki Beşar Esad'la aynı masaya  oturmak, yüz yüze görüşmek acaba içinizde bir sorun yaratmaz mı? Vicdanen  soruyorum" şeklindeki bir soruya, dış politikanın vicdan üzerine inşa  edilemeyeceği cevabını verdi. Dış politikanın barış üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirten  Kılıçdaroğlu, "Dostluk üzerine inşa edilen dış politika iki ülkenin de  çıkarınadır. Biz çıkarlar üzerine, dostluklar üzerine inşa etmek zorundayız.  Ortadoğu'da barışı sağladığımız zaman demokrasi kültürü de yaygınlaşacak."  değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimden sonra OHAL'in  kaldırılabileceği yönündeki açıklamaları hatırlatılan Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın  söylediklerine güvenmiyorum, söyledikleri topluma güven vermiyor artık. Seçimden  sonra da kaldırmayacak, OHAL'le yönetmek istiyor Türkiye'yi. OHAL'i baskı aracı  olarak kullanıyor." görüşünü dile getirdi.

"BU DOSYALARA GÖRE AMERİKA'NIN GÜLEN'İ BİZE İADE ETMESİ LAZIM"

FETÖ ile mücadelede somut bir planlarının olup olmadığı ve İnce'nin  seçilmesi halinde FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesine yönelik ne yapacakları  sorulan Kılıçdaroğlu, ABD'nin Gülen'in darbeye ile ilgili talimat vermesiyle  ilgili somut bilgi istediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, Gülen'in iadesine ilişkin belgeleri incelemek üzere,  Adalet Bakanlığı'na giden CHP'li heyetin elde ettiği bilgilere yönelik görüşü  sorulması üzerine, şunları söyledi:

"Ben dosyalara bakmadım, bana gelen 3 sayfalık bir rapor var. Aynı  rapor Sayın Muharrem İnce'ye de verildi. Orada bazı usul eksiklikleri var ama  bunlar çok hayati usul eksiklikleri değil. Bu dosyalara göre Amerika'nın Gülen'i  bize iade etmesi lazım. Amerika'nın ısrarla somut belge istediği ifade edildi.  Ben de onu söylüyorum." İsrail'in 66 Filistinliyi ödürmesi karşısında hükümetin sadece miting  düzenlediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, yetkili olması halinde ilk yapacağı işin,  İsrail'le olan anlaşmaları iptal etmek olduğunu aktardı.

"MAN ADASI DAVASINDAKİ TAZMİNAT KARARI"

Kılıçdaroğlu, "Man Adası davasında aleyhinizde bir karar verildi. Siz  de 'Türkiye'de kazanamazsam AİHM'e giderim' dediniz. AHİM'e mi gideceksiniz?"  şeklindeki bir soruya şu cevabı verdi:

 "Man Adası Devleti var. İlk kez ben söyledim, herkes duydu. Türkiye  üzerinden 18 milyon doların gittiği ve tekrar geldiği belgelidir. Hangi belgeler?  Halk Bankası'nın makbuzları. Hakkımda dava açıldı. Avukatım reddi hakim talebinde  bulundu. Hakim, reddi hakimi talebini reddetti. O hakim, süre talebini kabul  etmiyor ve beni tazminata mahkum ediyor. Bunlara hakim falan denilmez. Kusura  bakmasın, o kişi de hakim değil. FETÖ'cülükten atılmış, sonra tekrar göreve iade  edilmiş. Kendisinin FETÖ'cülüğünü gizlemek için beni 197 bin lira tazminata  mahkum etti. Etsin, ne olacak ki? Ondan korkacak mıyım? O davayı, Yargıtay'da,  Anayasa Mahkemesi'nde AHİM'de de kazanırım. Delillerin tamamı doğru."

"KAMPANYA AÇACAĞIM"

"197 bin liranız var mı?” şeklindeki soruya, "197 bin lirayı nereden  bulacağım" diye cevap veren Kılıçdaroğlu, "Bulacağım. Kampanya açacağım. Ama eğer  isterlerse götürüp vereceğim. Yargıtay kararını beklerlerse zaten Yargıtay bu  davayı reddedecek. Akıl var, mantık var." ifadelerini kullandı. Seçim sürecinde hem kendisinin hem de Cumhurbaşkanı adayı Muharrem  İnce'nin yürüttüğü ikili seçim çalışmalarına değinen Kılıçdaroğlu, İnce ile  birlikte olağanüstü bir işbirliği sergilediklerini söyledi.

Gittikleri her yerde farklı etkinlikler ortaya koyduklarını vurgulayan  Kılıçdaroğlu, İnce'nin yükselişinin devam ettiğini belirterek, "Sayın İnce son  derece güzel ve heyecanlı mitingler yapıyor. Bizler vaatlerimizi, neler  yapacağımızı, kaynakları nerede bulacağımızı açıklıyor ve kendimizi anlatıyoruz."  dedi. Başörtüsüne yönelik bir yasak getirilmesinden yana olmadıklarını,  İstanbul'da başörtülü bir kişiyi milletvekili adayı gösterdiklerini kaydeden  Kılıçdaroğlu, CHP'ye yönelik kara propaganda yapıldığını, Kur'an Kursları ve İmam  Hatip Liseleri'ni kuran partinin CHP olduğunu ve hiçbirisinde şikayetçi  olmadıklarını vurguladı.

Kılıçdaroğlu, eğitim politikalarına yönelik eleştirilerde bulunarak,  "Bir ülkeyi geri bırakmak istiyorsanız işgal etmenize gerek yok. Eğitim  sistemiyle oynayacaksınız. En son sınav yaptılar. Sonuçları seçimden sonra  açıklayacaklarını söylüyorlar. Neden ve hangi gerekçelerle seçimden sonra? Büyük  hataları var." diye konuştu.

"Merkez Bankası asla bağımsız değil" diyen Kılıçdaroğlu, "Ben de  biliyorum, bütün dünya da biliyor. Ekonomi bilmiyorlar bunlar. Önce Erdoğan,  sonra Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Londra'ya gittiler. Erdoğan'ın çok  doğru olan bir sözü var. 'Borç alan, emir alır' diyor. Şimdi bunlar borç aldılar  ve emir alıyorlar."  ifadelerini kullandı.

"AVUSTURYA'NIN TAVRINI KINADIK"

Avusturya'nın Müslümanlara yönelik uygulamalarını haksız bulduğunu  ifade eden Kılıçdaroğlu, "7 caminin kapatılması doğru değil. Eğer siz demokrat  bir ülke iseniz inançlara saygı göstermek zorundasınız. Avusturya'nın tavrını  şiddetle kınadık, kınıyoruz. Bunu yapıldıktan sonra Avusturya'nın 'Benin ülkemde  demokrasi var' iddiası havada kalıyor." yorumunu yaptı. Miting meydanlarında gündeme getirilen istifa tartışmalarına da  değinen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ne Sayın İnce ne de Sayın Erdoğan istifa eder. İnce, gayet demokratik  bir talepte bulunarak Erdoğan'ı televizyon kanallarında tartışmaya davet ediyor.  Erdoğan ve İnce, televizyon kanallarında iki uygar insan olarak karşılıklı olarak  oturup tartışabilirler. O da aday, bu da aday. Gelirler, tartışırlar, vatandaş  evinde izler ve buna göre kararını verir. Eğer biri bundan kaçınıyorsa, demek ki  öz güveni yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen af  konusu da sorulan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:  "Af konusu ciddi bir konu. Parlamentoda görüşülerek çözüm  getirilebilir. Bunlar ittifak yaptılar ama birisi 'Af çıksın', diğeri 'Hayır  çıkmaz' diyor. İttifak dediğimiz ilkeler üzerine olur. Bizim Millet İttifakı'mız  ilkelere dayalı. Neyi amaçlıyorsak bir, bir buçuk sayfalık metin hazırladık. Oysa  Cumhur İttifakı'nda bir komedi izliyoruz. Meral Hanım, bu ittifak için 'Zoraki  bir evlilik' demişse yine iyi bir tarif. Oysa ortada bir evlilik bile yok. Biri  'A' diğer 'Z' diyor. Arada 27 harf var. Fark bu kadar büyük. Elbette ki her  partinin farklı düşüncesi olur. Ama ortada bir Cumhur İttifakı yok. Üzülerek  ifade edeyim. Bir partinin, diğer partinin gölgesine sığındığı bir pozisyon var.  Bu benim içime sinmiyor. Hele hele köklü bir siyasi partinin, bir başka partinin  gölgesine sığınması içimi acıtıyor. Ülkücülük sıradan bir olay değildir.  Ülkücülüğün özünde, vatan, bayrak sevgisi vardır. Dürüst ve ilkeli siyaset  vardır. 'Her türlü milliyetçiliği ayağımın altına alıyorum' diyen bir kişi ile  adı 'Milliyetçi' olan bir partinin yanaşmasını doğru bulmuyorum. Burada ilke yok.  Ortak konular olması lazım. Ama ortaklaştıkları bir konu yok. Siz biliyorsanız  bana da söyleyin."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamuoyuna yansıyan bütün  anketlerde HDP'nin barajı aştığının görüldüğünü vurgulayarak, sözlerini şöyle  tamamladı: "HDP, Millet İttifakı'nın dışında bağımsız giriyor. Bütün anketlerde  HDP’nin barajı aştığı görülüyor. CHP’lilerin kendi partisinin dışında bir başka  partiye oy vereceklerini düşünmüyorum. Sonuçta eğer partililerse kendi  partilerine oy vereceklerdir. Düşündüğüm bu. HDP parlamentoda grup kurduğu zaman  tabii ki parlamentonun dengeleri ona göre değişecektir."

ETİKETLER