Kaşıkçı’da Viyana adımı

Murat ÇELİK / ANKARA |  11 Ekim 2018 Perşembe - 1:00 | Son Güncelleme : 11 10 2018 - 1:11

“Olayı tüm boyutlarıyla araştırıyoruz. Sıradan olay değil. Türkiye’ye girişler, çıkışlar vs. dahil gereken her şey mercek altında. Viyana Sözleşmesi’ne göre adımlar atıldı. Suudi başkonsolosluğa girilip gerekli çalışmaların yapılabileceği noktasında dönüşler alındı”


 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Budapeşte’den İstanbul’a dönüş yolunda gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.
 
AFRİKA ZOR BİR YER: Sayın Viktor üçüncü ülkelere ki başta Afrika konusunda birlikte açılmayı arzu ettiklerini ifade ettiler. Afrika zor bir yer, bereketli bir yer. Şu anda Afrika’da, irtibat halinde olduğumuz ülkelerin de bize karşı muhabbetleri de çok iyi bir konumda. Somali’yle iyi ilişkilerimiz var. Bizim Sudan’la da çok ciddi ilişkilerimiz var. Tabii bunun dışında yine Etiyopya gibi ülkeler de çok önemli. Güney Afrika ile de ilişkilerimizi geliştireceğiz. Burada Macaristan birlikte bir şeyler yapalım diyor. Orada girilmesi gereken şey, özellikle yeraltı zenginlikleri var bu insanların. Altın madeniydi, bakır madeniydi, kromdu, platindi, fosfattı... Hepsine onlar da varız diyorlar. Onlarla bu çalışmaları yapmayı planlıyoruz. 
 
VİŞEGRAD BEŞLİSİ: Görüşmelerimizde üzerinde durduğumuz konu, Vişegrad Dörtlüsünü gelin Vişegrad Beşlisi yapalım dedik. Onun üzerine Orban çalışma sözü verdi. “Slovakya tamam” dedi. “Merkel’i zaten sen biliyorsun” dedi. Bunu da bu şekilde çözeriz dedik. Vişegrad Beşlisi gibi bir oluşum gerçekleşirse tabii çok çok önemli olacak.
 
KAŞIKÇI OLAYINI ARAŞTIRIYORUZ: (Suudlu gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili yeni bilgiler var mı?) Olayı tüm boyutlarıyla araştırıyoruz. Ülkemizde cereyan etmiş bir hadise. Böyle bir hadiseyle ilgili olarak bizim sessiz kalmamız mümkün değil. Sıradan bir olay değil. Kaşıkçı güçlü bir ailenin evladı. Uluslararası bir köşe yazarı özelliği var ve bir Türk kızıyla evlenme arifesinde böyle bir şey yaşıyor. Nikah muameleleriyle ilgili başkonsolosluğa müracaatında yaşanıyor bu olay. 
 
TAKİBİ YAPILDI: Ben, daha ilk gün olay duyulur duyulmaz, ayın 2’sinde arkadaşlara talimatı verdim. Gerek Adalet Bakanlığımızla, Dışişleri Bakanlığımızla -bu işin malum bir Viyana Sözleşmesi (VATAN’ın notu: Diplomatların görevli bulundukları ülkelerdeki diplomatik ilişkilerini, ayrıcalıklarını ve dokunulmazlıklarını belirleyen uluslararası bir anlaşmadır) boyutu var- hemen olayla ilgilenmeye başladık. Emniyet boyutuyla, istihbarat boyutuyla, her boyutuyla bu işi ele aldık. An be an sürekli bunun takibi yapıldı. Türkiye’ye girişler, çıkışlar vs. dahil gereken her şeye mercek altına alındı. 
 
KAMERA OLMAMASI MÜMKÜN MÜ?: Bir başkonsoloslukta, bir büyükelçilikte kamera sistemlerinin olmaması mümkün mü? Olayın cereyan ettiği Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda kamera sistemlerinin olmaması mümkün müdür? Yani buradan bir kuş uçsa, buradan bir sivri sinek çıksa bu sistemler bunu yakalar ki onlarda bu sistemlerin en ileri dereceleri vardır.
 
ADIMLAR ATILDI: Viyana Sözleşmesi’ne göre de adımlar atıldı. Başkonsolosluğa girilip gerekli çalışmaların yapılabileceği noktasında dönüşler alındı. Bu dönüşler alındıktan sonra da gerek yargımız, gerek emniyetimiz, Dışişleri Bakanlığımızın yetkilileri, istihbaratımız şu anda çalışmalarına devam ediyor. Ama endişelerimiz var. Bizim bu endişelerimizi ABD’nin de aynı şekilde telaffuz ettiğini görüyoruz. Gerek Sayın Trump’ın gerek Pompeo’nun gerek Pence’in... Hepsi de bu olaydan duydukları endişeyi anlatıyorlar. 
 
ENDİŞELİYİZ: Asıl değerlendirmeyi yapmak için yürütülen çalışmalar neticesinde tablonun netleşmesini beklemek lazım. Bulgular, belgeler elimize geçtikten sonra, biz de gerekli değerlendirmeyi elbette yapacağız. Ama endişeliyiz. 
 
CHP İŞİNE BAKSIN (Herhangi bir temas oldu mu sizinle? Bunun aynı zamanda Türkiye’ye yönelik bir operasyon da olabileceği belli ülkelerce ifade ediliyor, bu görüşe katılır mısınız? Bir de bu olay Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerini başka bir noktaya getirir mi? Grup toplantılarında sınır dışı edilmesi gibi bir çağrı vardı ana muhalefet partisinin, ne dersiniz?) Gereken neyse zaten yapılıyor. Türkiye’yi ana muhalefet idare etmiyor, onlar önce kendi işlerine baksınlar. Netice itibarıyla, İstanbul’daki olay, anlattığım gibi, tüm boyutlarıyla soruşturuluyor. Devletimizin ilgili birimleri, yapılması gereken her şeyi yapacaktır. 
 
Brunson’da karara uyulsun
 
(12 Ekim’de sizin ‘ilişkileri karanlık’ değiniz Rahip Brunson’ın davası var. Amerikalılar çok sessiz ve derinden gidiyorlar. Eski nobran üsluplarını bir ölçüde terk etmiş gözüküyorlar ama yüksek bir beklenti içerisindeler.) Ben yargıya müdahale edecek konumda değilim. Ben, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıyım. Dolayısıyla yargı ne karar verirse, o karara uymak zorundayım. O işin muhatabı olanlar da yargı kararına uymak zorundadırlar. Olay budur. 
 
Tek bayrak demedim ki
 
(Kızılcahamam’daki konuşmanızda İnönü ile gösterdiğiniz fotoğrafa CHP’den itirazlar geldi.) CHP’liler itiraz etmişler. Tek bayrak değil de çift bayraklıymış. Ben tek bayrak demedim ki zaten. Gösterdiğim fotoğrafta, zaten tek mi çift mi belli. İki tane çubuk orada gözüküyor. Bir tanesi Amerikan bayrağı. Bu da ortada. Şimdi çıkarmışlar tersinden gösteriyorlar ama yine de gizleyememişler. Çünkü mızrak çuvala sığmıyor.
 
Bahçeli zirvesi perşembe günü
 
(Macaristan dönüşü Bahçeli’yle bir görüşme gerçekleştireceğinizi açıklamıştınız daha önce. Dün de kurmaylar arasında bir görüşme yapıldı. Olumlu da bir seyir izlediği görülüyor. Ne bekliyoruz efendim, yerel seçimlerle ittifak konusuyla ilgili?) Özel Kalemim yarın (bugün) büyük ihtimalle Bahçeli’nin Özel Kalemi ile irtibatı kurar, Perşembe günü falan uygun olursa biz aramızdaki görüşmemizi yaparız. Bu görüşmede son gelişmeleri, ittifaktı şuydu buydu hepsini ele alma fırsatımız olur. 
 
Yenilmez güçleri yendik
 
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’nun açılışını gerçekleştirdi. Törende bir konuşma yapan Erdoğan, şunları söyledi…
 
DİPLOMATİK AĞ: 10-15 yıl önce sadece belli bölgelerde görünür olan Türkiye, bugün dünyanın en yaygın 6. diplomatik ağına sahip ülkesi konumuna geldi. Afrika’nın tamamında her ülkede büyükelçiliğimiz olacak.
 
AFRİKA’DAN 5 BİN ÖĞRENCİ: Türkiye burslarıyla 50’yi aşkın Afrika ülkesinden 5 bin öğrenci, lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde ülkemizde eğitim alıyor.
 
DOSTLUK ELİ: Türkiye’nin Afrika açılımı kıta genelinde çok ciddi makes bulmuş, teveccüh görmüştür. Ülkemizin uzattığı dostluk eli, Afrika ülkeleri tarafından asla havada bırakılmamıştır. Biz tüm kıta satında diplomatik varlığımızı güçlendirirken, Afrika ülkeleri de Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerin sayılarını 10’dan 33’e çıkardılar. 
 
DESTEK VERDİLER: BM, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin küresel barış ve adaletin tesisi için yürüttüğü haklı mücadeleye Afrikalı dostlarımız güçlü destek verdiler ve İsrail yönetiminin Kudüs’e yönelik taciz, saldırı ve ihlalleri arttığında buna en büyük tepkiyi Türkiye ile beraber Afrika kıtasındaki ülkeler gösterdi.
 
SAHİP ÇIKTI: Bize her fırsatta demokrasi ve insan hakları karnesi düzenleyenler, bizi en ufak hadiselerden dolayı acımasızca eleştirenler, İsrail’in kameralar önünde işlediği cinayetlere sessiz kalırken, Afrika ülkeleri Filistin halkına ve Filistin davasına sahip çıktılar. 
 
DEMOKRATİK TAVIR: Pek çok ülke darbecileri bağrına basarken Afrika Birliği tavrını hep demokrasiden yana koydu.
 
YÜKÜ AZ GELİŞMİŞLER ÇEKİYOR: Zengin batılı devletler, kapılarına sığınan mültecileri ölüme mahkum ederken, imkanları yok denecek kadar kısıtlı pek çok Afrika ülkesi milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor. Sanılanın aksine yükü gelişmiş batılı devletler değil, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler çekiyor.
 
ALTIN NE OLDU?: Afrika’nın altınları, elmasları, platinler ne oldu? Kromları ne oldu? Acaba bunları batıdan kimler gelip bir yerlere taşıdı. Hep gelişlerinin sebebi bu zenginlikleri alıp ülkelerine taşımak değil miydi? Yıllar yılı bunu yaptılar. Bunlar ‘Biz kazanıyoruz, Afrikalı dostlar da kazansın’ demedi. 
 
BEDEL ÖDEDİK: Biz bugünlere kirli pazarlıklarla değil, bedel ödeyerek geldik. Hürriyetimizi birileri bize altın tepside sunmadı. Bilakis biz dişimiz, tırnağımızla kazandık. Bilakis biz dişimizle tırnağımızla kazanırken, geleceğimizi de yine onunla inşa ettik. Yenilmez denilen güçleri yenerek, bükülmez denilen bilekleri bükerek, kazanılması imkansız görülen nice mücadeleyi zafere taşıyarak, özgürlüğümüze yürüdük. Siyasi bağımsızlığımız için verdiğimiz mücadeleyi, şimdi ekonomik bağımsızlığımız için veriyoruz.
 
Başkan Afrikalılara seslendi: Biz bugünlere kirli pazarlıklarla değil, bedel ödeyerek geldik. Yenilmez denilen güçleri yenerek nice mücadeleyi zafere taşıyarak, özgürlüğümüze yürüdük 
 
 
CHP hisseleri için düzenleme yapacağız
 
Mesele İş Bankası değil. Mesele, Atatürk’ün vasiyetidir. Vasiyet neyse bu vasiyetin hazineye devrini gerçekleştirelim. MHP’lilerle birlikte yapılacak bir yasal düzenlemeyle bu iş yoluna koyulabilir
 
ATATÜRK’ÜN MİRASI: (CHP’nin İş Bankası’ndaki hisseleri ve yönetim kurulu üyeleri konusunda herhangi bir adım atacak mısınız?) Mesele İş Bankası değil. Mesele, Atatürk’ün vasiyetidir. Kılıçdaroğlu, ‘Oradan bizim kasamıza giren para yok ki’ diyor. Ben “Senin kasana para giriyor” demiyorum ki. Mahkeme kararıyla, Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na belirli bir temettü geliri aktarılıyor. Ama orada yönetim kuruluna CHP niye 4 adam koyuyor? Yönetim kurulundaymışlar ama, hiçbir inisiyatifleri yokmuş. Yönetim kuruluna gireceksin, ama inisiyatifin olmayacak. Böyle saçmalık olur mu? 
 
 HAZİNEYE DEVİR: İnisiyatifleri yoksa o dört kişiyi çeksinler o zaman. Diyoruz ki: Buradaki Atatürk’ün vasiyeti neyse bu vasiyetin hazineye devrini gerçekleştirelim. Bu şahıslara ait bir hak değildir. CHP’nin hakkı hiç değildir. MHP’li arkadaşlarla birlikte yapılacak bir yasal düzenlemeyle bu işin yoluna koyulabileceği kanaatindeyim.
 
Münbiç’te somut adımlar atılacak
 
ORTAK EĞİTİM: (Münbiç’te Amerikalılarla ortak eğitim çalışmaların başlaması acaba önümüzdeki günlere dair bir pozitif sürecin de başlaması şeklinde değerlendirilebilir mi?) Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey de burada. Münbiç meselesinde gecikme var. Ortak eğitim başlıyor. Ayrıca YPG sonrasında Münbiç’i yönetecek kişilerin seçimiyle ilgili çalışma devam ediyor. Bir gecikme var ama, tamamen ölmüş değil. ABD’nin Dışişleri Bakanı Pompeo da Savunma Bakanı Mettis de önümüzdeki günlerde somut adımlar atacaklarını söylüyorlar...
 
GÜNDEMİMİZDE YOK: (İsrail basınında, Tel Aviv’le karşılıklı olarak Büyükelçilerin geri gönderileceğine dair haberler çıktı. İsrail tarafında böyle bir niyet var mı? Bu olduğu takdirde Kudüs’e Başkonsolosluğumuz da geri dönecek, kendisi Filistin nezdinde Büyükelçimiz aynı zamanda.) Gündemimizde bu tür bir konu yok. İslam İşbirliği Teşkilatı’na başkanlık ettiğimiz bir dönemde Kudüs’le, Filistin’le ilgili gelişmelere duyarsız kalamayız. O yüzden şu anda bu süreci hassas bir şekilde götürmemiz lazım.
 
 
Erdoğan, Ruanda Cumhuriyeti Başbakanı Edouard Ngirente’ye hediye takdim etti.
 
Batının yaptığı neo-kolonyalizm
 
TEK TİP İNSAN: (Batı’ya yüklendi) Sosyal ve siyasal alanda tek tip bir insan hakları tanımına, özgürlük ve demokrasi anlayışına tabi olmanızı şart koşarlar. ‘Biz ne diyorsak öyle olacaksınız’ derler. Yine bunlara göre küresel sistemde yer almanın tek yolu, tüm dünyanın kaderinin beş ülkenin iki dudağı arasına hapsedildiği mevcut düzeni, kayıtsız şartsız kabul etmenizdir.
 
MÜSAADE ETMEZ: Neyimiz var, neyimiz yoksa bunu birlikte üretelim, paylaşalım. Çoğu ülkede, ekonomide sömürge döneminden kalan çarpıklıkların giderilmesine müsaade edilmemektedir. Açık söylüyorum bunun adı neo-kolonyalizmdir. Bu klasik sömürgecilik düzeninin, modern dönemdeki uygulamasından başka bir şey değildir.
 
 
 

ETİKETLER