Gazete Vatan Logo

Kanserden korunmak için nasıl beslenmeliyiz?

Anadolu Sağlık Merkezi Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Haluk Onat kanseri hayatımızdan uzak tutmak için başta domates olmak üzere, brokoli, ceviz ve üzümü soframızdan eksik etmememizi söylüyor. Her ne kadar kanseri önlediği tam olarak kanıtlanmamış olsa da bu dört besini hergün tüketenlerde kansere daha az rastlanıyor...

Anadolu Sağlık Merkezi Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Haluk Onat kanserle ilgili sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor...

* Hocam Denizli’den Aynur N., “Meme kanserini önleyici bir ilaç var mı?” diye soruyor.
Birkaç ilaç var. Kanıtlanmış ilaçlardan bahsediyorum. Bunlardan biri meme kanseri tedavisinde kullandığımız Tamoksifen. Bu ilacı meme kanseri riski yüksek olan kadınlarda kullanabiliyoruz.

* Yani kimlerde? Bunları daha önce yazdık ama tekrarlamakta yarar var...
Hiç çocuk doğurmamış ya da 30 yaşın üstünde doğum yapmış, hiç emzirmemiş, üretkenlik dönemi uzun olan, yani 12 yaşından önce adet görüp 50 yaşından sonra menopoza giren kadınlarda... Ya da memenin kansere dönüşebileek hastalıkları var. Örneğin, Duktal Karsinoma In Situ (DCIS)... Bu hastalığı önlemekte de bu ilacı kullanabiliriz.

* Nasıl bir hastalık DCIS?
Memede bir kist gibi oluyor. Kanser mi diye bakılıyor. Kanser değil ama memede bırakmak riskli. Dönüştürebilir... Bu hastalıkta da Tamoksifen’i kullanabiliyoruz. Bir de osteoporoz hastalığında, yani menopoz sonrası dönemde kemik erimesinin önlenmesi için kullanılan bir ilaç var; Raloksifen. Bu ilacın da kadınları meme kanserinden koruduğu ortaya çıktı. Yani bu ilaç kadını hem kemik erimesinden hem de aynı zamanda meme kanserinden koruyor. Ancak bu ilaçlar, yani hem Raloksifen hem de Tamoksifen öyle kendi başına alınacak ilaçlar değil. Riskli kişilerin doktor tarafından belirlenmiş olması gerekiyor. Yukarıda saydığımız risklerin de bir değil, birkaçı birden olmalı kadında. Yani kadının meme kanserine yakalanma riski gerçekten çok yüksekse bu ilaçlar kullanılmalı. Kullanımı da mutlaka doktor belirlemeli. Hem ilacın yararı bakımından uygun olup olmadığını saptamak için, hem de ilacın yan etkileri var.

* Tamoksifen sadece meme kanseri riski yüksek olan kişilere veriliyor değil mi?
Evet. Tamoksifen dışında meme kanserini önleyen hiçbir ilaç, hiçbir vitamin yok. Ama yine belirtiyorum bu ilaç da ancak yüksek risk taşıyan kişilerde kullanılmalı.

* Peki kadında meme kanseri yapan BRCA geni varsa, Tamoksifen yine etkili midir?
Hayır. Onlarda etkili değil. O yüzden onlara doğrudan doğruya ameliyat önerebiliyoruz.

ASPİRİN BAĞIRSAK KANSERİNİ ÖNLÜYOR MU?
* Peki kanseri önlediği bilinen başka ilaçlar var mı?
Bazı çalışmalar aspirin ve aspirine benzer ilaçların yararlı olduklarını gösteriyor. Demiştik ya bağırsaklarda polipler oluyor. Bunlar kansere dönüşebiliyor. Polipleri fazla olan kişilerde aspirin polip gelişimini önleyerek bağırsak kanserini önleyebiliyor.

* Sadece bağırsak kanserini mi?
Evet. Bir de şu var. Yine östrojen hormonu için birtakım kanserlere neden oluyor demiştik. Ama bunun yanında östrojen kullanan kişilerde bağırsak kanseri daha az görülüyor. İstatistiksel olarak alanla almayanlar karşılaştırıldığında, alanlarda bağırsak kanseri az görülüyor. Ama o mu önlüyor yoksa tesadüf mü bilinmiyor. Belki bir koruyucu etkisi olabilir.

* Peki gıdayla kanserden korunma arasında nasıl bir ilişki var?
Kansere karşı koruyuculuğu kanıtlanmış bir gıda yok. Ama domates, brokoli, üzüm, ceviz gibi gıdaların hepsinin aşağı yukarı yararı var. En bilineni domates. İçinde likopen var. Prostat kanserini önleyebildiği gösterildi. Ama bunların ilaç olarak değil doğal yoldan alınmasının hem etkisi daha iyi olur, hem de gereksiz masraf yapılmamış olur.

* Peki ne kadar yemeli?
Kilo kilo yemeyeceğiz tabii ki! Yemeğimize domates doğrayacağız. Bir-iki tane ceviz de yeterli. Önemli olan normal günlük beslenmenin içinde bu gıdalara yer vermek...

* Peki domatesin organiğini mi yemeliyiz? Çünkü bu diziye başlarken, kansere sebep olduğu bilinen, daha doğrusu kanıtlanan üç şey var demiştiniz. Birincisi sigara, ikincisi tarım ilaçları, üçüncüsü de virüsler... Tarım ilaçlarının meyve-sebzelerin çekirdeğine kadar işlediğini dolayısıyla yıkamanın çok da fayda etmediğini de söylemiştiniz...
Doğru. Ama bu dünyada yaşıyorsak tarım ilaçlarından uzak durmamız pek mümkün değil. Organik olarak yetiştirildikleri söylenen sebze-meyvelerin sulama suyunda ne olduğu biliniyor mu? Yaşamak için yememiz lazım. Ama mümkün olduğunca seçerek...

* Peki domatesi pişirerek yemenin daha etkili olduğu söyleniyor...
Siz nasıl yerseniz yiyin. Yemeğin içinde yiyin, salata olarak yiyin. Hepsi faydalı. Ama kanserden korunacağım diye kilo kilo yemenin bir faydası yok. Yani bunların hesabı falan yok. Sebze meyve yiyin yeterli.

* Ya kırmızı et?
Kırmızı et yemiyeceğiz değil az yiyeceğiz. Balık yiyeceğiz, tavuk yiyeceğiz. Tahılllar yiyeceğiz. Kepek ekmeği yiyeceğiz. Kızartmalardan mümkün olduğunca kaçınacağız, tuzdan kaçınacağız. Konserve edilmiş gıdalardan kaçınacağız. Salam sucuk gibi çok tuzlu, katkılı gıdalardan kaçınacağız. Bunlar yeterli.

* Peki vitamin desteği?
Dışardan ekstra vitamin almaya gerek yok. Hatta zararı var. Özellikle sigara içenler akciğer kanserinden korunayım diye karoten alıyorlar mesela... Karoten alımı akciğer kanseri olma riskini ikiye katlıyor. Hem sigara içip hem de bir vitamin içeyim de ben korunayım diyorsanız yanlış. Dışarıdan alınan hiçbir vitaminin kanseri önlediği görülmemiştir.

* Peki karoten hangi besinlerde var?
Havuçta, patateste var. Oradan yiyin. Hem daha ucuz hem daha sağlıklı...

* Peki sigara içenlere hep ’Portakal suyu için iyi gelir’ denir...
Portakal suyu yararı olur. Ama şu da ispatlanmıştır sigara içen birinin beslenmesi de bozulmuştur. Vitamin alması yani doğal yönden vitamin alması yani sebze meyve yemesi azdır. Lüzumsuz şeyler yemesi de çoktur. İstatistikler bunu göstermiştir. Sigara içimine bir de bu ekleniyor.

TEMEL REİS VE ISPANAK TÜMÜYLE HİKAYE!
* Bir başka okuyucucumuz Süleyman K.’nın sorusu da şöyle hocam. “Vejetaryenlerde kanser daha az görülüyor diyebilir miyiz?”
Öyle bir bilgim yok. Bağırsak kanseri olma riskleri azdır. Sindirim sistemi kanseri riski azdır. Ama meme kanseri ile vejetaryenliğin bir alakası olduğunu sanmıyorum.

* Yani vejetaryen olmanın bir katkısı var mı insana?
Kilo almamak lazım. Yağlı beslenenlerde kanser daha fazla görülüyor. Vejetaryenlik bence sağlıklı bir beslenme şekli değil. İnsanların proteine ihtiyacı var. Nereden alacak o proteini? Demiri ve proteini alacağı tek gıda kırmızı ettir.

* Ispanakta demir yok mu?
Yok.

* Temel Reis niye ıspanak yiyor?
Temel Reis tamamen hikaye. Ispanak tamam güzel sebze. Bağırsaklara faydası var. Ama ıspanaktan demir falan almayı beklemeyin. İçinde vücuda yararlı demir yoktur. Demir sadece etten alınır.

* Fasülyeden falan...
Çok az alınır.

* O zaman haftada kaç gün et yemek gerekir?
Bir-iki kere... Bakın Türkiye’de demir eksikliği anemesi çok büyük sorundur. Birinci nedeni de et yememektir. İkincisi de kadınlar çok doğum yapar. Beslenmeleri çok bozuktur. Türkiye’de kansız olan kadın fevkalede çoktur. Bazen adet kanamaları fazla olursa da demir depoları kaybolabiliyor. Bu yüzden normal sağlıklı beslenmede et yemek gerekiyor.Et yememek diye bir şey yok. Hatta kırmızı eti de yemek lazım.

* Tavuk, kırmızı etin yerini tutmuyor değil mi?
Protein olarak tutuyor, başka yararları var. Fosfor alıyorsunuz. Ama kırmızı eti de haftada 1-2 kez yemek lazım.

* Hocam bir de şöyle bir soru geldi çokça: “Et kanser yapar mı?”
Hayır. Et yiyerek kanser olunmaz. Ama bizim hastalarda da böyle yanlış bir inanış var: Kanser olduktan sonra eti kesiyorlar. Çok yanlış. Yani biz normalde diyoruz ki kırmızı et yiyin. Ama az yiyin. Hastalar buna sağlıklı zamanda değil, hasta olduktan sonra uymaya başlıyorlar. Halbuki bizim tedavide protein ihtiyacı var. Dediğim gibi aksine kanserli hastanın daha fazla yemesi, her gün yemesi lazım. O tedavilere toleranslarının artması daha güçlü olmaları için... Tam tersine artık eti kestik diyorlar. Ben “Aman sakın ha kesmeyin, yiyin” deyince, “Hani kırmızı et kanser yapıyordu?” diyorlar. Yok böyle birşey.

Sigaranın dumanını içinize çekmeseniz de kanser riski aynı
SORU: Sigaranın dumanını içine çekmeden içmek ağızda ve boğazda oluşabilecek kanserlerin riskini artırır mı, içine çekerek içmeye göre? Ahmet R. S.

CEVAP: Sigara dumanını içe çekmek ile çekmemek arasında bir fark yok aslında. Duman hem ağız içine hem akciğerlere gidiyor. Özellikle ağız içi, gırtlak, hatta akciğer kanseri riski açısından hemen hemen fark olmadığını söyleyebiliriz. Sadece hiç içmemek riski azaltıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hişam Alahdab

Kanserli hastaların hergün et yemesi lazım
* Hocam Meliha C. de, “Kardeşim meme kanserine yakalandı. Tedavisi sürüyor. Nasıl beslenmeli?” diye soruyor kısaca...

Kanser olmuş bir kişi tedavi görüyorsa özellikle kemoterapi görüyorsa onun kansere karşı güçlü olması lazım. Bu gücü nasıl alacak? Protein alması lazım. Proteini de en iyi alabileceği gıda kırmızı ettir. Yani insanlara sağlıklıyken, kırmızı eti az yiyin diyoruz. Ama bilakis kanserli hastalara yemelerini öneriyoruz. Çünkü onların protein ihtiyaçları var. Ve eti de her gün yemeliler.

* Ne kadar yemeliler?
Hiç olmazsa 3-4 köfte. Ama bunu tabii ki bir diyet uzmanının ayarlaması lazım. Kanserli bir hasta protein açısından zengin beslenmeli. Yumurtada da yiyeceek, süt de içecek. Ama bunları yerken kilo almasını da istemiyoruz. Bunun için kilosunu koruyacak bir diyette olmalı. Bu diyette de yararlı şeyler olacak. Fazla pilav, ekmek, makarna gibi şeyler yemesine gerek yok. Çünkü bu hastaların iştahlarının azalma olabilir. Ama mutlaka yemek yemeliler. Yemeklerini ihmal etmemeliler... Protein, et, süt, yoğurt meyve...

YARIN: Kanserle ilgili sorularınızı yanıtlamaya devam ediyoruz. Fibro adenomlar kansere neden olur mu?

Hangi vitamin hapı ne işe yarıyor?
Piyasada koenzim Q10, Gingseng, Selenyum gibi onlarca vitamin ve mineral hapı satılıyor. Peki, gerçekten işe yarıyorlar mı? Hangi vitamin, hangi hastalığa iyi geliyor? İşte yanıtları...

KALSİYUM
Kemik fabrikası
Kalsiyum, kemikleri koruyor ve yoğunluklarını artırıyor. Kilo vermeye yardım ediyor ve kolon kanseri riskini düşürüyor. Kalsiyum açısından en zengin besinler süt ürünleri ve brokoli. Ancak bir yan etkisi var; antibiyotiklerin etkisini azaltabiliyor.

KOENZİM Q10
Tümör savaşçısı
Hayvanlarda yapılan deneylerde koenzim Q10’un tümörlere karşı vücudun güçlenmesine yardım ettiği ortaya çıktı. Ancak kalp hastalıklarına iyi gelip gelmediği hala tartışılıyor.

D VİTAMİNİ
Can simidi
D vitamini kemik sağlığı için kilit rol oynuyor. Kolon ve prostat kanseriyle kalp rahatsızlıklarına karşı etkili olduğu biliniyor. En çok sütte ve soğuk su balıklarında bulunuyor.

GINGSENG
Cinsel hayat kurtarıcı
Amerikan Üroloji Derneği’nin bir araştırmasına göre iktidarsızlık çekenlerin yüzde 60’ı 8 haftalık gingseng tedavisiyle cinsel hayatlarına kavuştu. Yan etkisi insulin ve kan incelticilerin etkisini azaltabilmesi. Kullanmadan önce doktora başvurun.

MELATONİN
Uyku düzenleyici
Melatonin hormonu, gece yatmaya hazırlandığımız zaman salgılanan bir hormon. Uykusuzluğa iyi gelebiliyor. Yolculuklarda uyku sorunu çekiyorsanız, seyahatten bir gün önce melatonin alın.

OMEGA 3 YAĞ ASİTLERİ
Her derde deva
Balık yağı hapları olarak da satılan Omega 3 yağ asitleri kalp krizi, depresyon, kolon kanseri ve romatizma risklerini düşürüyor. Doğal olarak somon ve ton balığında bulunuyor.

POTASYUM
Tansiyon giderici
Potasyum azlığı vücutta kan basıncının yani tansiyonun yükselmesine ve kas ağrılarına neden oluyor. Ispanak, muz ve bademde doğal olarak bulunuyor.

SELENYUM
Prostat koruyucusu
ABD’deki Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre vücutlarında selenyum miktarı maksimum seviyede olan erkeklerin ileri seviyede prostat kanserine yakalanma riski yüzde 48 azalıyor. Doğal olarak ette bulunuyor.

ÇİNKO
Grip önleyici
Kış aylarının vazgeçilmesi grip başlangıcında alındığında hastalığa iyi geliyor. Doğal olarak fındık, fasülye ve ette bulunuyor.

Tembellik de genetik çıktı
ABD’deki Minnesota Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre tembellik de genetik. Uzmanlar, bazı insanların beyninde henüz tanımlanamayan bir gen yüzünden Orexin A’ adlı bir maddenin daha az bulunduğunu söylüyor. Orexin A salgılandığında kişi hareket ihtiyacı hissetmiyor. Bu maddenin çok kuvvetli salgılandığı kişiler ise, gün boyu yerinden kıpırdamak istemeyebiliyor! Bilim adamları bu araştırmadan yola çıkarak, günün birinde Orexin A’nın üretimini durdurmak suretiyle insanı daha hareketli yapacak “çalışkanlık” hapı üretilebileceğine inanıyor. Kaynak: Nature Dergisi

Kuş gribine karşı jel
Geçen yıl Türkiye dahil olmak üzere dünyada 100’den fazla kişiyi öldürerek büyük bir paniğe yol açan H5N1 virüsüne karşı İngiliz bilim adaları yeni bir silah geliştirdi. Hasta kuşlarla temas eden çiftçiler gibi risk altındaki insanlar için geliştirilen jel, ele sürüldüğünde virüsü 30 saniye gibi kısa bir sürede öldürüyor. Ayrıca yarım saat boyunca ele veya vücuda bulaşan mikropları da yok ediyor. DermaSalve firması tarafından geliştirilen jel ilk olarak yeni yılın başlarında piyasaya çıkacak. Kaynak: BBC

Haberin Devamı