Kadınları anlayan erkek!...

11 Mayıs 2007 Cuma - 21:35 | Son Güncelleme : 11 05 2007 - 21:35

Hande için Fazıl’ın önemli olduğunu söylediğimde Hande’yle konuşmamıştım...


Hande için Fazıl’ın önemli olduğunu söylediğimde Hande’yle konuşmamıştım...

Gerek yoktu biliyordum...

Aslında bildiğim bir şey daha vardı...

Fazıl için Hande önemliydi...

Çünkü çok ayrı dünyaların iki şöhreti kendilerinde eksik olanı, birbirlerinden bulmuşlardı...

Hande entellektüel bir birliktelikle kişisel gelişim olarak kanatlanacağını düşünüyordu...

Fazıl ise, artık estetiğin eriştiği güzellikte, bakımlı ve güzel olmanın kendini uçuracağının farkındaydı...

O Hande’ye ihtiyacı olanı, Hande de Fazıl’a ihtiyacı olanı veriyordu...

Kıskançlık ve kaldıramama ilişkilerinin önünü kesti...

Ama birbirlerine olan ihtiyaçlarının bittiğini sanmıyorum...

Fazıl’ın “Hande yüzünden televolelere düştüm” diye konuşması da, esasen ayrılık fikrine kalbini ve beynini ikna etmek için söylediği sözler...

Aslında birbirlerini daha tüketmediler...

Tüketene kadar beraber olmazlarsa rahatlayamayacaklar...

Üstelik birbirlerini bundan sonra tüketmeme ihtimali az da olsa hâlâ mevcut...

***

Neyse...

Çifte yakın çevreler benim onları iyi anladığımı söylüyorlar...

Ama o mahut soru hiç yakamı bırakmıyor...

Bir söyleşide, maillerimde ya da okuyucularla bir sohbette yine o mahut soru çıkıveriyor karşıma...

“Kadınların neyi niye yaptıklarını bu kadar anlayan insan nasıl olup ta bir kadınla hâlâ mutlu değil?..”

Soru kışkırtıcı ve sıkıştırıcı...

Soranlar da zaten müstehzi bir ifadeyle soruyorlar...

“Hani kendine niye merhem olmuyorsun” kabilinden bir soru...

Bu soruları espiri yaparak geçiştiriyorum...

Uluorta dökülmek üzecek beni...

Ama bir şekilde bir şeyler söylemek lazımsa şöyle geveliyorum:

“Benim kadınları anlamam önemli olabilir... Ama bir ilişkinin mutlu olması için benim kadını anlamam yetmez... Kadının da beni anlaması gerekir... Eksiklik burada olsa gerektir...”

E doğru değil mi yani?..

Sonuçta sevgilin hasta, sen de doktor değilsin bir ilişkide...

Onu anlamak ya da anlamaya çalışmak, bir profesyonel refleks değil, bir sevgi ve ilgi işareti...

Onu anlamaya çalışırken, onun da seni anlamaya çalışmasını istemez mi insan için için?..

Önünde sonunda, kimse benim hastam değil ve ben hasta tedavi etmeye gelmedim bu dünyaya...

Böyle bir haddim de yok, idealim de...

Anlaşılmak istenmek güzel de olsa, anlamayla birleşmezse sevgi topal kalıyor...

Aşk kanatsız kalıp uçamıyor...

***

Ne yazık biliyorum ki, esasen bir kadın ile bir erkek arasındaki ilişkide aşkın ilk günleri taraflardan birini özne haline getirir...

Hayat, olaylar ve ilişki onun üzerine şekillenir...

O şekillenmede özne halini alan kişi hep anlayışa isteklidir...

Anlayışı bulan anlayış isteğini sonlandırmaz...

Ancak ilişkinin öznesi, anlayış isterken sonsuz cömert, anlarken hissedilir bir cimrilik içindedir...

Belki de talep ettiği cömertlikler karşısında, sundukları cimri kalır...

Yaşam bu cömertlikle cimrilik arasında sıkışır kalır...

Bilemiyorum ilişkiler bittikten çok sonra, anlaşılabilir mi cömertlikler ve cimrilikler?..

Kimbilir?..

Neyse...

Anlaşılsa da anlaşılmasa da ne fayda...

Bizim Selehattin Duman’ın deyimiyle What fayda?..

Her şey olup bittikten sonra...

Beyhude bir çaba!!!

ETİKETLER

0