Kadın polisler benden daha süslü giyiniyor

Eylem Kaftan / kaftaneylem@gmail.com |  18 Mart 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 18 03 2018 - 2:30

Ufak Tefek Cinayetler dizisinde polis rolünde izlediğimiz Hayal Köseoğlu’nun tiyatro sahnesi ve dizi seti arasında geçen dünyasına konuk oldum.


Prömiyerini yeni yapan Yakaranlar oyununu senden dinleyebilir miyiz?
 
2 bin 500 yıl önce yazılmış bir oyun. Volkan Yosunlu, Arif Pişkin, Didem Balçın, Mert Fırat rejisiyle DasDas’ta her pazartesi oynuyoruz. Kadınların özgürlük mücadelesini ve mülteci sorununu anlatıyor. Çok kalabalık bir ekibiz. Ekipte sadece altı profesyonel oyuncu var. Geri kalanların hepsi farklı meslek gruplarından gönüllü girmiş insanlar. Güçlü kadınlar yakaranların mücadelesini koro olarak anlatıyor. 28 kişilik bir koro. Ben koro başlarından biriyim. Dişi enerjiyi sonuna kadar hissettiğimiz bir oyun. 
 
Sana güçlü kadın rolleri mi geliyor genelde?
 
Son zamanlarda öyle geliyor evet. İstanbullu Gelin de öyleydi. Arkadaşlar İyidir dizisindeki Merve de güçlüydü. Şimdi de bir kadın polisi oynuyorum. 
 
Güçlü, özgüvenli ve dominant bir his veriyorsun. Gerçek hayatta nasılsın?
 
Güçlüyüm. Annem de öyle. Anneannem de. Güçlü kadınların arasından geliyorum. 
 
 
Senin için güç nedir?
 
Annem beni tek başına çok iyi okullarda okuttu. Kendi tırnaklarıyla kazıya kazıya, beni bugünlere getirdi. Her akşam yemeğimi de hazırlardı, sabah kahvaltımı da. Sonra çıkar, işine gider. Hiçbir şeyden şikayet etmez. Hiç ağlarken görmedim onu.
 
Güçlü olmaktan ziyade güçlü görünmek değil mi bu?
 
Evet biraz fazlaydı galiba. Ben de biraz pembe baloncuk etkisi yarattı. Biz hep iyiyiz izlenimi yaratıyordu. Meğerse bir sürü olay oluyormuş. Yine de kuyruğu hep dik tutuyordu. Ben hatta ona ‘Bari kızına dik tutma, anlat’ derdim. Ama yok gerek yok, ben hallederim, derdi. 
 
Duygularını bastırır mısın?
 
Annem küçüklükten beri fazla duygu iyi değildir, der. Daha çok mantığımızı kullanırız.
 
Sen de mi mantık insanısın?
 
Annemden farklı olarak ben duygularını en tepede yaşayan bir insanım. Çünkü duygularımı yaşamak zorundayım, bir oyuncu olarak malzemem o. Ne kadar hissedebilirsem o kadar dış dünyayı anlarım. O kadar yelpazem genişler oyuncu olarak.
 
İnsanlar sürekli bir ego tatmini yaşıyor
 
 
Ufak Tefek Cinayetler’de bütün kadınlar birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar, entrika peşindeler. O kadınların dünyası bildiğin bir dünya mı?
 
Ben özel bir lisede okudum. Dışarıdan böyle gözüken insanlar vardı velilerden. O yüzden çok uzak gelmiyor bu dünya. Ama Merve ve Pelin gibi insanların olabileceğini aklım almıyordu. Yakın zamanda bir yerde toplanıldı. O dünyanın kadınlarıyla biraraya geldim. Hepsinden şunu duydum. Dizi ne kadar gerçekçi diyorlar. Bizde de aynen öyle Merve var dediler. Yetişkinlikte bu tavırların devam edeceğini aklım almıyordu. Ama meğer son hız devam eden bir dünya varmış.
 
Ne açıdan benziyormuş?
 
Gereksiz sebeplerden ötürü ego tatmini yaşıyormuş insanlar sürekli. ‘Buranın kraliçe arısı benim’ gibi. ‘O aldıysa o çantanın aynısından ben de alamam’, ‘O Hermes çantayı ilk ben almalıyım’ gibi. Sürekli bir maddiyat üstünden güç kurma ve rekabet varmış gerçekten.
 
Bu dizi maddiyatçılığı itici bir şey olarak gösteriyor
 
Tanıkları dinleyen polis kadını oynuyorsun. Polis oynamak korkuttu mu seni?
 
Başta evet. Düşündüğüm gibi değilmiş. Hem Kadıköy karakolundaki polislerle hem de setteki emniyetçi kadınlarla konuştum. Düşündüğümüz kadar büyük bir uçurum yokmuş. Benim saçlarım toplu, üstümde deri ceket. Bir baktım onlar benden süslü. Çok sert görünmüyorsunuz, böyle hayal etmemiştim dedim. Biz operasyonda öyleyiz, normal hayatta değiliz dediler. 
 
Karakterin ilerleyen bölümlerde dönüşümler yaşayacak mı?
 
İleride olacak. Biz daha bir kaç gün yaşadık neredeyse sorguda, haftalar geçmedi. Eğer bizim hikayeye ağırlık verirlerse, şüphelilerle konuşmamız gerekir. O zaman da kimin öldüğünü anlarız. Şu anda sorgu devam ediyor. Yavaş yavaş olacak. 
 
Karakterlerle ilgili nasıl farkındalıklar yaşadın?
 
Cinayeti çözmeye başladıkça karakterim de açılacak. İnceleme arttıkça biz de olaya giricez. Derya’nın derdi Kemal komiser aslında. O Kemal komiserin verdiği tepkilere bakıyor. Onun geçmişinde bence bir yara var ve onu deşmeye çalışıyor.
 
Seni en çok çarpan ne oldu dizide?
 
Merve. Aslıhan Gürbüz bence çok iyi oynuyor. İhya ediyor karakteri. Minik minik, detay detay diziyor Merve’yi.  O iki boyutlu kötülükten hikaye açıldıkça da kurtulmaya başlıyor. Neden öyle bir insan olduğunu daha iyi anlıyoruz. Keyif verici!
 
Geçen hafta TV dizilerindeki kadın karakterlere doğru rol modeller geliştirilmesi meselesi tartışıldı. Bu konuda ne düşünüyorsun?
 
Ufak Tefek Cinayetler’de o dünyaya dair özendirici bir şey yok bence. Tam tersi bu maddiyatçılığı itici bir şey olarak gösteriyor. Dışarıdan öven bir durum yok. Ne Merve’yi, Ne Pelin’i. Daha çok Oya yüceltiliyor. 
 
Pole dansı yapmak beni dişi hissettiriyor
 
 
Dizi dışında neler yapıyorsun?
 
Pole dansı yapıyorum. Beni hayatta tek heyecanlandıran spor oldu. İnsana vücuduyla barışmasını öğretiyor. Temas için etin açıkta kalması gerekiyor. Ve bu sizde ‘kendimi kapatmak zorunda değilim’ hissi yaratıyor. İlk gittiğimde hareketlerimin maskulen olduğunu, en ufak bir akışa giremediğimi farkettim. Erkek dünyasının içinde varolmaya çalışan kadınlarda o kasılmışlık var. Pole dansı onu dönüştürdü bende, kalbimi açtı. Hareketlerimi yavaşlattı. Sessizliğe tahammülümü artırdı. 

ETİKETLER