İtalyanlar'ı da güldürdük

DHA |  30 Ekim 2012 Salı - 14:35 | Son Güncelleme : 30 10 2012 - 14:35

Çizme'de Türk filmleri marketi


BAŞKANLIĞINI yürüttüğü Roma Türk Film Festivali kapsamında gösterilen seçkin Türk filmleriyle, Akdeniz’in iki ucundaki İtalya ve Türkiye arasındaki kültür bağlarını pekiştiren Serap Engin, "İtalya’da Türk filmleri marketi oluşturmaya çalışıyoruz" dedi.

Yıllardan bu yana bu ülkede yaşayan Yönetmen Ferzan Özpetek’le omuz omuza çalışan Engin, bu konuda bir bütçe oluşturulması adına destek beklediklerinin altını çizdi. 6 kişilik bir ekiple SRP İstanbul çatısı altında, 18-21 Ekim tarihleri arasında ikincisini düzenledikleri Roma Türk Film Festivali (RTFF) büyük beğeni toplayan Serap Engin, henüz yorgunluğunu atmadan Roma’da Türk gazetecilerle biraraya geldi. Sadece sinemanın büyüsünün değil, kültürel inceliklerin ve yaşam zevklerinin de paylaşıldığı bir köprü kuran RTFF’nin Onursal Başkanlığını yürüten Ferzan Özpetek’in bu konudaki katkısını yadsımayan Engin, Türk sinemasının ve kültürünün tanıtımına yönelik çok sayıda başarılı projeye imza atmış birisi. Osmanlılara yönelik korkuyu anlatan ’Mamma li Turchi’ yani ’Eyvah Anneciğim Türkler Geliyor’ geliyor sloganıyla, İtalyanlar üzerinde bu sefer sempati yaratmayı başaran festivalin ’Fikir anası’ Engin, yakaladıkları başarının kendilerini memnun ettiğini dile getirdi.

ŞEHİR SİNEMALARINA YAYILMAK İSTİYORUZ

Bu yıl, Roma’nın seçkin sinema kurumlarından Casa Del Cinema’da 15 Türk filminin gösterildiğinin altını çizen Serap Engin, "Geçen yıldan bu yana giderek ilginin daha çok arttığını görüyoruz. Kapılarda oluşan kuyruklar, kimilerinin ‘yer bulamadık’ diye serzenişleri, ne kadar büyük ilgi olduğunu gösteriyor. İtalyan basını bu sene sayfalarca yer verdi festivale. Özellikle ’Eyvah Eyvah’ ve kısa metrajlı film ’Gassal’ çok fazla yer aldı basında. Bu ilgiyi elbette geçen senenin başarısına borçluyuz" dedi.

İlginin yoğunluğundan dolayı filmlerin gösterildiği 2 salonun yetersiz hale geldiğini belirten Engin, "Gelecek yıl düzenleyeceğimiz festivalde, şehir sinemalarına da kaymak istiyoruz. Bunu yapmak zorundayız. Örneğin şimdiden Alcazar’dan teklif geldi bile. Adriano da düşündüğümüz sinemalardan biri" diye konuştu.

Festival süresince Ferzan Özpetek’in, çok sayıda İtalyan dağıtım şirketi ve yapımcısını da davet ettiğini aktaran Engin, şöyle konuştu:

"Ferzan, festivalde gösterilen filmlerin satın alınması için oldukça çaba gösteriyor. Onun böyle bir misyonu var ve çok önemli. Festivallerin birinci amacı; ülkemizin tanıtımı olsa da işin marketing (pazarlama) boyutu da var. Bunun ilk sonucunu geçen seneki festivalde aldık. Kapanış filmimiz olan ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ bir İtalyan dağıtım şirketi tarafından satın alındı ve burada gösterildi. Ok ilgiyle de karşılandı. Bu sene daha çok filmin İtalyanlar’a satılmasını umuyoruz ama bunun yolu ufak marketlerin oluşmasından geçiyor."

Bu konuda bütçenin devreye girdiğini dile getiren Serap Engin, Özpetek’in bu konuda çok çaba ve özveri gösterdiğini ifade ederek, "Bütçemiz biraz daha fazla olsa, İtalya’da da Türk filmlerinin pazarlanması konusunda ufak bir market oluşturabilsek. Roma’da bir ‘Industry Office’ kurabilmek, Türkiye’deki yapımcıları dağıtımcıları çağırıp, İtalyanlar’la buluşmalarını sağlamak istiyoruz. Bu, Türk Film sektörüne de çok katkı sağlar" dedi.

Genellikle Türk Film Festivalleri’nin orada yaşayan Türk halkı için de yapıldığını hatırlatan Engin, "Bu konuda ilk ve tekiz. Roma’da çok az Türk var. Biz doğrudan İtalyan halkı için yapıyoruz bu organizasyonu. Zor olan da bu zaten. Sadece İtalyanlar’ın izlediği bir festival olması açısından açıkçası bu kadar ilgiyi umuyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk" diye konuştu.

Bir ülkenin kültür ve sanatını tanıtma, halk ve ülkeleri yakınlaştırmanın en etkili yolunun sinema olduğunu anlatan Engin, "Yılladır kültür alanında çalışan biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türk sineması yurtdışına açıldıkça, oradakiler Türkiye’yi daha iyi tanıyor. Yıllar önce Hamam filmiyle bunu yaşamıştık. Film, Türkiye’de çekildi. Bundan sonra Türkiye’ye giden İtalyan sayısının artışı gözlemlenmiştir. Ferzan Lecce’de ‘Serseri Mayınlar’ filmini çekti. O yıl Lecce İtalya’da en çok turist çeken şehir oldu" diye konuştu.

"FESTİVALLERDE GÖSTERECEK FİLM BULAMAZDIK"

2005-2008 yılları arasında görev aldığı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin uluslararası bir statüye sahip olmasında büyük katkısı olan, Küba, Kiev, Macaristan ve Polonya’daki Türk Film Haftaları’nda da önemli görevler edinmiş olan Engin, şöyle konuştu:

"10 yıl öncesine kadar az sayıda Türk filmi çekilirdi. O zaman festivallerde gösterecek film bulmakta zorlanırdık. Şimdi bu rakam 80’ler civarında. Kimisi iyi olur kimisi kötü ama önemli olan üretimin olması. İyiler mutlaka zaten sıyrılıyor ve değer görüyor. Biz, Türkiye Sineması’na panoramik bir bakış doğrultmayı amaçladık. Genç yönetmenlerin filmlerinden, ustaların kilometre taşı eserlerine, belgesellerden kısalara, Türkiye sinemasını tüm yüzleriyle tanıtan filmler seçtik."

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarını vurgulayan Engin, tek yaşadıkları sıkıntıyı ise, "Bu işi yapmak, sevmeyi gerektiriyor. Fakat bazı gerçekler de var. Bu sene biraz bütçe konusunda zorlandık ama hissettirmemeye çalıştık. Yurtdışında bir festival yapınca doğal olarak bütçeler kabarıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na müteşekkiriz. Tabii Roma Büyükelçimiz Hakkı Akil’in katkısı da büyüktür" diye anlattı.

"İTALYANLAR’I GÜLDÜRMEYİ BAŞARDIK"

Festivalin en ilgi görenleri arasında, Onur Konuğu olan Nuri Bilge Ceylan filmlerinin olduğunu söyleyen Engin, "3 Maymun’ en çok beğenilen film oldu. Ancak ’Eyvah Eyvah’ ve ’Vizontele’ de İtalyanları kahkahaya boğdu. İnsanlar öldüler gülmekten. Mizah anlayışı her ülkede farklıdır ama komedi filmlerimizi bu kadar beğenmeleri ve alkışlarla salonu terk etmeleri bizim için önemliydi" dedi.

Engin, Zeki Demirkubuz’un ’Yeraltı’ filminin de çok alkış aldığını, uluslararası arenada ilk kez gösterilen ’Gassal’ adlı kısa filmin de beğeni topladığını aktardı.