İşte FETÖ'nün askeri mahrem yapılanmasının iletişim modeli

AA |  20 Mayıs 2019 Pazartesi - 11:38 | Son Güncelleme : 20 05 2019 - 11:38

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyelerinin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisinde hücre tipi yapılanmaya gittiği ve "sivil abiler/imamlar"ın sorumluluğunda "üst düzey komutanlar", "alt rütbede subaylar" ve "astsubay" şeklinde gruplandırıldığı tespit edildi.


Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Dairesi Başkanlığınca  "FETÖ/PDY askeri mahrem yapılanması"ndaki şüphelilerin iletişim için kullandığı  kontörlü sabit/ankesörlü telefon hatlarına ilişkin tespit ve değerlendirmelerin  yer aldığı "Kontörlü (Büfe) Sabit/Ankesörlü Telefon Hattı ile İletişim Modeli  Değerlendirmesi" raporu hazırlandı.
 
Rapor hazırlanırken tüm kurum ve kuruluşlar ile İstihbarat, Kaçakçılık  ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ve Siber Suçlarla Mücadele Daire  Başkanlıklarından TEM Dairesi Başkanlığına iletilen bilgilerin yanı sıra,  soruşturmalarda şüpheli, tanık, müşteki, mağdur ve bilgilerine başvurulan  kişilerin beyanları, raporlar, tahkikat evrakları, müfettiş raporları ve açık  kaynaklardan faydalanıldı.
 
Rapora göre, 1980'li yıllardan beri Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)  içerisine sızmaya başlayan FETÖ, 1990'lı yıllardan itibaren bu sızmayı sistematik  hale getirdi.
 
Terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in 1980'li yıllarda örgüt mensubu  Hava Harp Okulu öğrencileriyle yaptığı bir sohbet toplantısında, "Bizim işimiz  çok uzun soluklu bir iş, acele etmeyin ve kendinizi belli etmeyin. Askeriyede,  maarifte, emniyette, yargıda ve bunların en etkin yerlerinde yerimizi alacağız.  En az 20-30 sene sonra harekete geçtiğimizde kimsenin yapacak bir şeyi kalmayacak  zaten. İçki içebilirsiniz, amirinizin bütün işlerini halledin ki sizden vazgeçmesin." şeklindeki söylemleri doğrultusunda stratejisini belirleyen örgüt  elemanları söz konusu kurumlara sızmaya başladı.
 
15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ/PDY, TSK'deki  yapılanmasını "mahrem hizmetler" olarak isimlendirirken bu yapılanmadaki  mensuplarından gizliliğe azami derecede bağlı kalınmasını istedi.
 
ASKERİ MAHREM ÖRGÜT MENSUBU 4 SÜREÇTEN GEÇTİ
 
Askeri mahrem yapılanma içerisindeki bir örgüt mensubu, "Işık evi",  "Hususi/özel ev", "Askeri okullardaki eğitim süreci" ve "Birim yapılanması"  süreçlerinden geçti.
 
Çocuk yaşta örgüte kazandırılan öğrenciler, talebe evlerinden alınarak  sadece "mahrem hizmetler"de kullanılan özel evlere yerleştirildi. Bu evlerde  düzenlenen toplantılara katılanlara örgüt elebaşının sohbet videoları izletilip  kitapları okutularak örgütsel bir bakış açısı kazandırıldı.
 
Söz konusu sohbet toplantılarıyla, örgüt elebaşı Gülen'in olağanüstü  kişiliğe sahip olduğu bilincinin aşılanması, "kutsal dava" fikrinin  yerleştirilmesi, kişilerin örgüt elemanına dönüştürülmesi, kişilere örgütün  ideolojisi ile öğretilerinin empoze edilmesi, toplantıya katılanların bireysel  dönüşümlerinin sağlanması ve radikalleştirilmesi, grup aidiyetinin  keskinleştirilmesi, dayanıklılık, katı disiplin ve mutlak itaatin sağlanması,  bağlılık, güven ve sadakatin oluşturulması, birlik ruhunun sağlanması ve hizmet  uğruna ölmenin erdemi ve mükafatının cennet olduğu bilincinin yerleştirilmesi  amaçlandı.
 
Örgüt, askeri mahrem yapılanmada, özel olarak seçip yetiştirdiği  elemanlarını askeri okullara sokarak "dikey büyüme stratejisi"ni takip etti.
 
YAPIDAN AYRILANLAR "ARIZA" OLARAK KODLANDI
 
Mahrem yapılanmaya yerleştirilmesi planlanan bir öğrencinin, sınav  öncesi gelişim aşamasını takip eden, aksaklıkları gideren, "birim yapılanması"  ile "bölge yapılanması" arasındaki bağlantıyı sağlayan, örgüt mensuplarının  devlet birimlerine sızdırılmasına ve yerleştirilmesine işlerlik kazandıran ve  mahrem yapılanmanın devamlılığına katkıda bulunan örgüt mensupları "gezici  yapılanma"da yer aldı.
 
Askeri mahrem yapıyla irtibatını koparan örgüt üyeleri, "arıza" olarak  kodlandırılırken, "gezici yapılanma"da yer alan örgüt mensupları bu  muvazzaflardan ve onların tekrar yapıya kazandırılmasından sorumlu "ümitçi  yapılanma" mensuplarıyla yılda birkaç kez görüşme yaptı.
 
FETÖ, birimden kopan öğrenci (askeri personel) hangi ilden askeri  okula kazandırıldıysa o ildeki sorumlusundan, öğrencinin nerede, nasıl ve neden  örgütten koptuğuna ilişkin rapor hazırlanmasını istedi.
 
Söz konusu askeri personelle görüşen sorumlu, yeniden birim  yapılanmasına kazandırmak için bu kişiyi ikna etmeye çalıştı.
 
Askeri okulu kazanmasında çok sayıda kişinin emeğinin olduğu  söylenerek psikolojik baskı altına alınan öğrenci, birim yapısına devam etmek  istememesi halinde görev yaptığı yerdeki birim içerisinde faaliyet gösteren bir  öğrenciye zimmetlenerek takip edildi.
 
Örgüte geri kazandırılamayan öğrenciye, örgüt tarafından "şefkat  tokadı" olarak adlandırılan adli veya idari müeyyideler uygulandı.
 
TSK içerisinde hücre tipi yapılanmaya giden FETÖ, buradaki  mensuplarını "sivil abiler/imamlar"ın sorumluluğunda "üst düzey komutanlar"  (General, albay, yarbay, binbaşı), "alt rütbede subaylar" (Teğmen, üsteğmen,  yüzbaşı) ve "astsubay" şeklinde gruplandırdı.
 
ASKERİ MAHREM YAPILANMANIN ÖRGÜTLENME ŞEMASI
 
Raporda, FETÖ/PDY askeri mahrem (birim) yapılanmasına ilişkin örgüt  şemasına da yer verildi.
 
Buna göre, yapılanmada, her askeri kuvvetin (kara, hava, deniz,  jandarma) başında ayrı ayrı olacak şekilde "birim sorumlusu" yer aldı.
 
Birim sorumlusunun altında bulunan "temsilci"ye, general rütbesindeki  personel ve üst düzey subaylardan oluşan "temsilci öğrencileri", belge  enformasyon yöneticisi olan "bey" ve "müdür" bağlandı.
 
"Müdür"ün altındaki 3 müdür yardımcısına ise 3 gruba ayrılmış subay  öğrenci gruplarından sorumlu 3 öğretmen grubu ilişkilendirildi.
 
Veri toplama görevlisi olarak görevlendirilen müdür yardımcılarından  birisi, aynı zamanda "bey"e karşı sorumlu olacak şekilde örgütlenildi.
 
Birim yapılanmasındaki örgüt mensupları arasında düzenlenen  toplantılarda, öğrencilerin durumunun ve örgüt mensubu olmayan personel hakkında  bilgi toplanması için neler yapılabileceği ele alındı.
 
Ayrıca bu toplantılarda genel gündem olarak gizlilik için yapılması  gerekenler, örgüt elebaşı Gülen'den gelen örgütsel notlar, mevsimsel gündem  olarak sene başı, tatiller, tayin dönemleri, sicil, okuyan öğrencileri illerinde  ziyaret ve izdivaç gibi konular görüşüldü.
 
ÜST DÜZEY GÖREVLERDE BULUNAN FETÖ'CÜ YAPIYI ANLATTI
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü bir soruşturma kapsamında  ifadesine başvurulan örgütün askeri mahrem yapılanmasında müdür, müdür yardımcısı  ve öğretmen görevlerinde bulunan bir kişi örgüte dahil olduğunda kendisine  içerisinde hat olan bir telefon verildiğini kaydetti. Söz konusu kişi bu  telefonun sadece müdür, müdür yardımcıları ve öğretmenler arasında kullanıldığını  ve öğrencilerin kesinlikle bu telefonla değil, sadece büfelerden arandığını  belirterek yapılanmaya ilişkin şu bilgileri verdi:
 
"Öğretmen, örgütün hiyerarşik yapısında müdür yardımcısına karşı  sorumludur, öğrencilerle direkt temastadır. Örgüt, iş bulana kadar öğretmene maaş  vermek zorundadır. Öğrencilerle haftada bir görüşmek zorundadır. Görüşmeyi  aksatan öğrenciyi müdür yardımcısına bildirmek zorundadır. İlgilendiği öğrenciler  bekarsa ve bekar evinde kalıyorsa onların evinin temizliği ve tedbire uygunluğu  öğretmenin sorumluluğundadır. Evlerde örgüt öğrencileri ile ayda bir yatılı  kalarak kitap okumak zorundadır. Öğretmen, maaşını tam alıyorsa aylık, evli ise  yüzde 5, bekar ise yüzde 10 verir.
 
Öğrenci, örgütün hiyerarşik yapısında en altta yer alan ancak en  önemli kişidir. Orta üçüncü sınıftan itibaren örgüte kazandırılmış olabileceği  gibi lisede de örgüte girmiş olabilir. Örgüt içerisindeki teslimiyetine göre  subay ise yükselir, astsubay ise subay olur veya en iyi yerlere gelir. İş  yapabilme durumuna göre örgütün şifreli USB'si verilir ve bunu kullanması  söylenir. Askeri alan içerisinde etrafında bulunan askeri personelin bilgilerini  öğretmene iletir. Bekarsa katalog evliliği yapması istenir. Mahrem yapının para  kaynağı öğrencidir. Aldığı maaşın, bekar ise yüzde 10'unu evliyse yüzde 5'ini  vermesi istenir. Nema, promosyon gibi paralara dokunması yasaktır. Bu paraları  direkt öğretmenine teslim eder. Kurban, zekat, fitre, sadaka, medya paralarını  öğretmenine verir. Örgütün belirlediği her türlü tedbir kuralına ve ima  yöntemlerine koşulsuz uymak zorundadır."
 
"EVİN GİRİŞİNDE HALI OLMAZ, EVDE 1-2 ATATÜRK FOTOĞRAFI OLUR"
 
Örgüt öğrencilerinin ev tutarken dikkat ettiği hususlara ilişkin de  yine aynı kişi şu bilgileri aktardı:
 
"Ev ara kat olmalıdır, giriş katı olmamalıdır. Aynı binada başka bir  askeri personel olmamalıdır. Binada kamera olmamalıdır. Girişte güvenlik  olmamalıdır. Genelde eski eşya satanlardan eşya alınır. Evin girişine kesinlikle  halı konmaz. Bundaki sebep eve girerken ayakkabı çıkarma süresini ortadan  kaldırmak ve evin örgüt evine benzemesine engel olmaktır. Çünkü örgütün sivil  yapılanmasındaki evlerde girişten itibaren hemen her yerde halı bulunur. Evde  'Nutuk' ve 1-2 tane Atatürk fotoğrafı bulunur. Bunlar belirgin yerlerdedir. Evde  seccade, takke kesinlikle olmaz."
 
İfadesine başvurulan kişi FETÖ'nün, Ankara'ya tayini çıkan öğrencinin  lojmanda kalmasını istemediğini ancak tayini Doğu illerinden birine çıkan  öğrencileri lojmanlara yönlendirdiğini de anlattı.
 
Raporda, dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösteren ve binlerce  mensubu olan FETÖ'nün, iç haberleşme, talimatlarının alınıp verilmesi,  gelişmelerin güvenli ve hızlı aktarılması, faaliyetlerin sağlıklı şekilde  yürütülmesine hayati derecede önem verdiği bildirildi.
 
Rapora göre, birçok alanda faaliyet yürüten FETÖ, iletişim yöntemi  olarak "yüz yüze/buluşma", "canlı kurye", "kriptolu IP hattı", "not ile  haberleşme", "basın yayın üzerinden talimat verme", "sosyal medya", "telefon"  (GSM, operasyonel hat, ankesör/büfe arama) ve "iletişim/haberleşme programları"  (ByLock vb.) kullandı.
 
Örgüt, diğer faaliyet alanlarındaki gibi haberleşmede de gizlilik  içinde hareket etti.
 
Canlı kurye kullanılması, örgüt içinde en sağlıklı haberleşme  yöntemlerinden biri kabul edildi.
 
Örgüt mensupları, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in "çok önemli  hususların yüz yüze (Ru Be Ru) görüşülmesi" talimatına uygun davrandı.
 
Bu kapsamda üst düzey örgüt üyeleri, talimat almak ve faaliyetler  hakkında bilgi vermek için ABD'nin Pensilvanya eyaletine giderek Gülen ile  görüştü.
 
Kiralık hatlar aracılığıyla kriptolu IP telefonlar, özellikle yurt  dışındaki okullarla irtibatta kullanıldı.
 
AKILLI TELEFONLARDA KULLANDIKLARI PROGRAMLAR
 
İnternet üzerinden iletişim kurulan programlar, şifreli ve düşük  maliyetliliği nedeniyle sıklıkla tercih edilen haberleşme yöntemlerinden oldu. 
 
Bu tür programları, örgüt amaçlarına ve sistematiğine daha uygun hale  getirmek için geliştirme yoluna da giden FETÖ, kriptolu haberleşme programlarını  özellikle 17/25 Aralık sürecinden sonra daha yaygın kullanmaya başladı.
 
Süreç içinde önce "ByLock" sonra "Eagle", "Shu" ve "Falcon"  programları öne çıktı.
 
Gizlilik prensibini her yerde uygulayan örgüt, kullandığı haberleşme  programlarının fark edilmesini engellemek amacıyla arayüzlerinde değişiklik  yaptı.
 
Bu kapsamda örgüt üyeleri, yazılım ve kullanımı SHU programına  benzeyen şifreli haberleşme sisteminde "Facebook", "Google Chrome", "Internet  Explorer" ve "Twitter" gibi uygulamaların ekran simgelerini kullandı.
 
Örgütün, "Shu", "Tango", "Wiber", "Turkuaz", "Falcon", "Coco",  "Kakao", "Tictoc", "Eagle", "Line", "Cover Me" gibi programları, farklı ara  yüzlerle değiştirerek kullandığı dönemler de oldu.
 
Haberleşme yöntemi olarak GSM hatlı telefonları da tercih eden örgüt,  bu hatları tespit edilmeyi güçleştirmek için genellikle başkası ya da örgüt  kontrolündeki kurum/kuruluş adına kaydettirdi.
 
Genellikle üç ayda bir GSM hattı ile telefonu yenileyerek tedbir  uygulayan FETÖ mensupları, parçaladıkları telefonları kameraların görmediği  bölgelerdeki çöp kutularına attı.
 
ŞİFRELİ PROGRAMLARIN OLMADIĞI DÖNEMDE AKILLI TELEFONLARA YASAK
 
Örgüt, iletişim için şifreli programların kullanılmadığı dönemlerde  akıllı telefonların kullanılmasını ve SMS atılmasını da yasakladı.
 
Raporda, "Örgüt mensuplarının, başkalarının adına açılmış GSM  hatlarını temin edip bunları belirli aralıklarla cihazlarıyla birlikte  değiştirmeleri dahi, legal olduğunu iddia ettikleri faaliyetlerinin illegal  olduğunu ve bunları gizlemeye çalıştıklarını ortaya koymak açısından önemli bir  veridir." ifadesine yer verildi.
 
Türkiye'de bulunan örgütün sözde "abi"lerince Almanya, ABD ya da başka  bir ülkeye kayıtlı GSM hatları kullanıldı.
 
Telefon görüşmelerinde "hizmet, şakirt, Gülen, cemaat" gibi  kelimelerin zikredilmemesine ve buluşma yerinin şifrelendirilmesine özel önem  verilmesi istendi.
 
"ASKERİ MAHREM YAPILANMASI"NDAKİLER TELEFONLA NASIL İLETİŞİM KURDU?  
 
FETÖ'nün "askeri mahrem yapılanması"ndakiler, iletişimde öncelikle  randevulaşma sistemini esas aldı.
 
Bu doğrultuda örgüt mahrem sorumlusu, bir öğrenciyle (askeri personel)  kontrol, buluşma ve toplantı amacıyla bir araya geldiğinde bir sonraki görüşmenin  nerede ve ne zaman olacağını iletti.
 
Olağan dışı bir durum gelişmesi veya buluşmanın gerçekleşmemesi  durumunda farklı araç ve iletişim yöntemleriyle haberleşildi.
 
Mahrem yapılanmanın sözde yöneticilerinin, öğrenci numaralarını  telefonlarına yazmasının yasak olması, öğrencileri genelde dışarıdan bir telefon  bulup araması gibi deşifre olmayı önleyici kurallar konuldu.
 
Dışarıdan bir telefon bulup arama, örgüt içinde özel bir iletişim  şeklinin ortaya çıkmasına neden oldu.
 
İletişimde esas olan randevulaşma sistemi olsa da örgütün mahrem  sorumlularının, sevk ve idaresi altındaki askeri personelin deşifre olmayı  engellemek amacıyla irtibat kurma yollarından birisi de kamuya açık ve  birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, şans oyunu bayisi ve lokanta gibi  işletmelerde bulunan ve ücret karşılığı kullanılan sabit hat telefonlar ile  ankesörlü telefonlar oldu.
 
İLK ANKESÖR OPERASYONU TEKİRDAĞ'DA YAPILDI
 
Yürütülen soruşturmalarda elde edilen bilgiler doğrultusunda Emniyet  Genel Müdürlüğünce, örgütün mahrem sorumlularının askeri personelle iletişimde  kullandıkları büfe/ankesörlü sabit telefon hatlarına ilişkin çalışma  başlatıldı.
 
Yöntemin deşifresi ve şüphelilerin yakalanması için yürütülen  çalışmalar, ilk olarak Tekirdağ'da başladı. Bu ildeki 23 kontörlü telefon  bayisine ait HTS kayıtlarının incelenmesi sonucu yöntem deşifre edildi. Polis  ekipleri, 31 Mart 2017'de ilk operasyon için harekete geçti.
 
Söz konusu iletişim yöntemine ilişkin polis ekiplerince, yurt  genelinde 5 Aralık 2018'e kadar 76 ilde 677 operasyon yapıldı. Operasyonlarda  gözaltına alınan 9 bin 352 şüpheliden 3 bin 631'i tutuklanırken 5 bin 10'una  denetimli serbestlik cezası verildi, 553'ü de serbest bırakıldı. Firari durumdaki  735 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışma başlatıldı. Şüphelilerden yüzde  46'sı etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istedi.
 
Ülke genelinde 11 Aralık 2018'e kadar askerlerden sorumlu sivil  itirafçı kişilerin gösterdiği ve bunlara benzer nitelikte 3 bin 817 sabit hat  tespit edildi.
 
FETÖ'cülerin kullandığı sabit hat ve ankesörlü hatların HTS  kayıtlarının incelenmesinde aramaların, ardışık arama (yakın zaman diliminde  birbirini takip eden peşi sıra), periyodik arama (farklı tarih ve zaman diliminde  belirli gün aralığı dahilinde) ve tek arama şeklinde yapıldığı belirlendi.
 
Söz konusu iletişim modelinde sadece sorumlu kişilerin arama yaptığı,  görüşmenin tek taraflı ve kısa süreli olduğu ve bir görüşmenin ardından örgüte  dahil bir başka kişinin ardışık arandığı anlaşıldı.
 
ARANAN ASKERİ PERSONEL AYNI RÜTBEDE
 
Sorumlu kişi tarafından aranan askeri personelin rütbe olarak genelde  eşit oldukları da yapılan tespitler arasında yer aldı.
 
"Askeri mahrem yapılanma"da sorumlu düzeyde faaliyet yürüten örgüt  mensuplarının, bir başka kişi üzerine kayıtlı operasyonel hattın (patates hat)  numarasını örgüt stratejisi içinde şifrelemek suretiyle örgüt üyelerine  kaydettirdikleri ve acil konularda kontörlü/ankesörlü telefonlar üzerinden  iletişime geçilmesi yönünde talimat verdikleri anlaşıldı.
 
DEŞİFRE OLMAMAK İÇİN TELEFON NUMARALARINI ŞİFRELEYEREK KAYDETMİŞLER
 
"Mahrem yapı" içinde sorumluların ve askeri personelin irtibat  numaralarının, bir başkasının eline geçtiğinde deşifre olmasını önlemek amacıyla  kağıtlara şifreli şekilde yazıldığı belirlendi.
 
Ayrıca arama yapan FETÖ'cünün, görüşme yaptığı örgüt üyesinin ardından  son aradığı numaranın telefon hafızasında kalmasını önlemek için ilgisiz bir  numarayı arayarak tedbir uyguladığı da tespit edildi.
 
"Mahrem yapı" içinde yer alan ve "hususiciler" olarak da adlandırılan  FETÖ'cüler, kendi sorumlulukları altında bulunan kişilerin, telefon numaralarını  "son iki rakamını 99'a tamamlama", "son iki rakamını 100'e tamamlama", "son dört  rakama ait ikili blokları kendi içinde 100'e tamamlama", "son iki rakamı 10'a  tamamlama", "son 4 rakamı 10'a tamamlama", "sondan iki rakamı yer değiştirme ve  10 rakamı ekleme", "son rakamı 9'a tamamlama", "son iki rakamı yer değiştirme",  "sondan ikili rakam bloklarını çapraz yer değiştirme", "rakam bloklarını ters  yazma", "sondan dördüncü rakamı 4 artırma", "sondan ikinci ve dördüncü rakamı yer  değiştirme", "rakamları bir artırma", "rakamlara bir ekleme, bir çıkarma",  "rakamlara bir çıkarma, bir ekleme", "operatör kodunu il alan koduna değiştirme",  "son rakamı bir artırma veya azaltma", "son iki rakamlara bir ekleme", "operatör  kodunun son rakamı ile telefon numarasının son rakamına bir ekleme", "son üç  rakamlara bir ekleme veya azaltma", "rakamları başı ve sonuna rakam ekleyerek  kredi kartı numarasına benzetme", "telefon numarasını T.C. kimlik numarasına  benzetmek için bir rakam artırma ya da eksiltme" gibi şifreleme yöntemlerini  kullanarak kaydetti.
 
BİR SABİT HATTAN KONFERANS YAPILAMAYACAĞI İDDİALARI
 
Raporda, FETÖ/PDY'ye müzahir sosyal medya hesapları ve internet  sitelerinde yer alan "bir sabit/ankesör numarasının aynı anda birden fazla  numarayla görüşmesinin mümkün olamayacağı"na ilişkin iddiaların boşa  çıkarıldığına ilişkin tespite de yer verildi.
 
Konferans görüşmeleriyle ilgili yapılan araştırmada, telekomünikasyon  hizmeti sunan kurumların internet sitelerinde, cep, ev ve iş telefonundan aynı  anda konferans görüşme yapılabileceği ve bu görüşmenin teknik olarak nasıl  yapıldığının ayrıntılı açıklandığı vurgulandı.
 
Bu kapsamda, GSM ve sabit hat fark etmeksizin belirli teknikler  kullanılarak konferans görüşme yapılabileceği tespit edildi.
 
Bu tespit doğrultusunda kontörlü (büfe), sabit/ankesörlü telefon hattı  aramalarına ait HTS verileriyle ilgili iddialara ilişkin sosyal medya  paylaşımlarının, soruşturma ve soruşturmacıları yıpratma, kamuoyunu yanlış  yönlendirme ve kamuoyunda algı operasyonu yapma amacını taşıdığının  değerlendirildiği belirtildi.
 
Aynı zaman dilimi içinde iki farklı aranma kayıt altına alındığından  hareketle aranma kayıtlarının mükerrer oluşma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu,  bu ve benzeri durumların önüne geçmek için işlem yapılan sabit hat ile hedef  şüphelilerin HTS kayıtlarının alınarak sabit telekomünikasyon hizmetleri (STH)  verilerinin mutlaka karşılaştırılmasının uygun olacağının değerlendirildiği  kaydedildi.
 
Raporun sonuç ve değerlendirme kısmında FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz 2016'da  gerçekleştirdiği darbe girişiminden önce anayasal düzeni değiştirmeyi amaçladığı,  bu doğrultuda hücre tipi örgütlenme modelini uyguladığı ve talimatların örgüt  içerisinde gizli ve şifreli olarak iletildiği belirtildi.
 
"FETÖ"CÜLERİN TAMAMI DEŞİFRE EDİLEMEDİ" UYARISI
 
Raporda, "Günümüzde dahi örgüt yapılanması ve mensuplarının tamamıyla  deşifre edilemediği, kamu görevlisi görünümündeki militanların örgütsel tabirle  'tedbir' adı altında farklı yaşam tarzı ve siyasi görüşlere sahipmiş gibi  maskeleme yapmaya çalıştıkları hususları bir arada değerlendirildiğinde bu  yapının tamamıyla deşifre edilmesi milli güvenliğimiz açısından hayati önem  taşımaktadır." ifadelerine yer verildi.
 
FETÖ'cü askerlerin, gizlenme amacıyla içki içmenin yanı sıra eğlence  hayatında da kendilerini sıkça gösterdiklerine işaret edilen raporda, Türk  Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) içerisindeki örgüt mensuplarının, gizliliğe büyük  önem verdiklerinden idari soruşturmalarla tespit edilmesinin çok zor olduğu  belirtildi.
 
Bu şüphelilerin, tespitinin ancak adli soruşturma ve istihbarat  teknikleri ile ortaya çıkarılabileceği kaydedilen raporda, ardışık arama  yönteminin deşifre edilmesi sonrasında FETÖ/PDY ile organik bağını devam ettiren  binlerce TSK mensubunun aktif olarak görevlerine devam ettiğinin tespitinin, bu  zorluğun göstergesi olduğunun altı çizildi.
 
HAT İÇERİĞİ VERİLERİ HAVUZDA TOPLANIYOR
 
Rapora göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla TEM  Dairesi Başkanlığınca "FETÖ'nün askeri mahrem yapılanması"ndaki şüphelilerin  kullandığı sabit/ankesörlü telefonların tespiti sonrası yürütülecek işlemlerin  sağlıklı olarak yapılabilmesi amacıyla "Historical Traffic Search" (HTS) hat  içeriği veri havuzu oluşturuldu.
 
TSK içerisindeki örgüt mensupları, dini inançlarını başkalarının  önünde yaşamak, çocuklarını örgüte müzahir okullara veya dershanelere göndermek,  Bank Asya'ya para yatırmak, "ByLock" kullanımı, şirket, dernek, gazete ve dergi  aboneliği yaptırmak gibi her türlü faaliyetten genellikle uzak tutuldu.
 
Örgütün mahrem sorumluları, genelde toplantılara gelmeyenleri uyararak  toplantıya çağırmayı veya planlamalardaki değişikleri bildirmek amacıyla askeri  personeli (öğrenci) ardışık olarak aradı.
 
Sabit/ankesörlü telefon hattıyla arama yönteminin, özellikle 17/25  Aralık 2013-15 Temmuz 2016 darbe girişimine kadarki süreçte yoğun olarak  kullanıldığı, darbe girişiminden sonraki süreçte önceki döneme göre oldukça  azaldığı ancak tespiti az da olsa kullanılmaya devam ettiği anlaşıldı.
 
"ASKERİ MAHREM YAPI"NIN DEŞİFRESİYLE ELDE EDİLECEK KAZANIMLAR
 
"FETÖ/PDY Askeri Mahrem Yapılanmasının deşifre edilmesinin, terör  örgütüyle mücadelede önemli kazanımları da beraberinde getireceği  kıymetlendirilmektedir." denilen raporda, örgütün TSK içerisinde yapılanmış  kadroların tespit edilmesi sonucu elde edilecek kazanımlar da yer aldı.
 
Buna göre, FETÖ'nün silahlı kanadının önemli bir kısmı deşifre  edilerek yakalanacak, örgüt tarafından düzenlenecek yeni bir darbe eylemi  ihtimali ortadan kaldırılacak.
 
Örgütün en kritik ve yetişmiş kadroları olan ve gelecekte örgütsel  yapıyı tekrar inşa edebileceği değerlendirilen mahrem yapı deşifre edilecek.
 
FETÖ'nün, yapılan adli işlemlerin, örgütün yöneticileri ve gerçekten  suça karışmış kişilere yönelik yapılmadığı, bunun yerine sıradan kişiler ve  memurlara hatta masum insanlara yönelik yapıldığı yönündeki algı çabaları boşa  çıkartılacak.
 
Örgütün "mahrem yapılanması"nın deşifresiyle örgütün moral ve  motivasyonu düşecek, örgütten kopmalar hızlanacak ve etkin pişmanlık/itiraf oranı  artacak.

ETİKETLER