comScore
Gazetevatan.com » Siyaset » İstanbul’u kim alacak?

İstanbul’u kim alacak?

İstanbul’u kim alacak?


Zaman yazarı Etyen Mahçupyan, yerel seçimler öncesi İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlarının oy oranını açıkladı. Mahçupyan, Sarıgül'ün oy oranının Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday gösterildiği dönemden dahi geri olduğunu kaydetti.

Anket

Sizce Mustafa Sarıgül seçimi kazanabilir mi?

Evet
Hayır
Fikrim yok






İşte o yazı:

Bu sefer farklı bir yerel seçim yaşayacağız.Gezi sonrasında büyük çapta boşa çıkan hayallerin yerini şimdi Sarıgül'ün muhtemel seçim galibiyeti dolduruyor ve sol/liberal aydınların bayraktarlık yapıp yapmama kararı vermek durumunda olacakları bir kampanyaya doğru ilerliyoruz. Eğer Sarıgül kazanırsa laik kesim yenilgi duygusundan bir süre için kurtulacak, ancak bunun bedelini kendi cenahında siyasetin bir süre daha popülizmin ve ideolojik yavanlığın kucağında sürmesiyle ödeyecek. Sol/liberal kanattan yeni bir siyasetin çıkması ve bunun toplum için de anlamlı bulunması ise kabaca on yıla muhtaç. Çünkü siyaset son kertede sosyolojiye mahkûm… Ve bu kesimin sosyolojisi farklı bir nesil gelene kadar siyasi muhafazakârlığın sürdürüleceğinin işaretlerini veriyor.



BİR KEZ OLSUN AKP'Yİ YENMEK İSTİYORLAR

Oysa Türkiye'deki değişim giderek cemaatsel anlayışı kıran bir melezleşmeyi öne çıkartıyor ve bu dinamizm orta sınıfı yeniden mayalandırıyor. Öte yandan bu genişleyen kesimle AKP arasında neredeyse organik bir bağ var ve o sayede AKP geleceği taşıyan tek parti olmayı sürdürürken, aynı zamanda yüzde elli oyu koruma kaygısıyla bu süreçte kendisini de dönüştürmek zorunda kalıyor. Söz konusu melezleşmeyi muhatap alabilen bir sol/liberal siyaset ortaya çıkmadıkça AKP'nin sandıkta yenilmesi çok zor. Öte yandan sol/liberal bakışın bu melezleşmeye hitap eden bir siyaset üretmesi ise laik kesimin sosyolojik anlamda bölünmesi ve yine seçimlerin bir süre için yitirilmesi demek. Kısacası laik kesimden anlamlı bir siyasetin çıkması zaman gerektiriyor ve işin başında küçülmeyi ima ediyor. Buna karşılık AKP karşıtlığını siyaset sanma kolaycılığının cazibesi çok fazla. İnsanlar fazla bir bedel ödemeden, gayret sarf etmeden, bir kez olsun şu AKP'yi yenmek istiyorlar… Sarıgül, bu açıdan çok uygun bir isim. Laik kesimin popülizme ve oportünizme doğru kaymasını kolaylaştırıyor. İnsanlar Sarıgül'ü temsil ettiğinden ötürü değil, işlevinden ötürü destekliyorlar…



ARADA 10 PUAN FARK VAR

Saha çalışmaları yapmakta olan şirketler bu ‘hasreti' değerlendirmek üzere çoktan işe el atmış durumda. Bazılarına göre hâlâ Topbaş ile Sarıgül arasında on puan fark var. Ama başkaları Sarıgül'ün Topbaş'ı iki puan geçtiğini öne sürüyor. Üstelik her iki grup da araştırmaların ‘bilimsel' olduğu iddiasında... Eğer bilimselliği teknik kriterlere uygunluk olarak yorumlarsanız, iki taraf da haklı… Ama niteliksel ve siyasi arka planla birlikte ele aldığınızda taraflardan sadece biri haklı.



YEREL SEÇİM Mİ GENEL SEÇİM Mİ?

Olayın aslı şu: Anket çalışmalarının bilimsel geçerliliği kullanılan denek dağılımının toplumu temsil yeteneğinin olmasıyla bağlantılı… Örneğin yüzde sekseni erkeklerden oluşan bir denek kitlesiyle nesnel bir toplum analizi yapamazsınız. Benzer şekilde eğitim, gelir, kentlilik gibi kriterler açısından da denek grubunun Türkiye ortalamasına denk gelmesine dikkat etmek gerekir. Ancak bunlara ilave olarak bir de siyasi tercih kriteri kullanılmakta, çünkü diğer kriterler doğrudan ideolojik tutumu belirlemekte son derece zayıf. Yapılan şey anket yapılan kişilere bir önceki seçimde hangi partiye oy verdiklerini sormak, sonra da bu dağılımı söz konusu seçim sonuçlarıyla karşılaştırmak. Eğer arada büyük oynamalar yoksa çalışmanız güvenilirlik sınavını geçmiş demektir. Sorun hangi seçim sonucunun temel olarak alınacağı noktasında düğümleniyor. Acaba genel seçimleri mi, yoksa yerel seçimleri mi baz almak lazım? Eğer genel seçimleri baz alırsanız, AKP yüzde 49, CHP yüzde 31 aldığına göre deneklerinizin de buna uygun düşen şekilde, yani bu sonucu verecek kent ve mahalleleri hedefleyerek yapılması gerekir. Ama eğer yerel seçimleri baz alırsanız, AKP ile CHP'nin oranı sırasıyla yüzde 44 ve 37 olduğuna göre seçiminizi buna göre yaparsınız. Yani genel seçimleri kıstas alan bir çalışma kabaca yüzde elli AKP, yüzde otuz CHP seçmenini muhatap alacaktır. Yerel seçimleri kıstas alanlarda ise bu aralık yüzde 5-10 arasına inecektir.



TOPBAŞ'IN OY ORANI YÜZDE 46

Bunun bir yerel seçim olduğunu öne sürerek ikinci yolun doğru olduğu söylenebilir. Ne var ki o seçimde Kılıçdaroğlu faktörü vardı ve CHP'nin oyunu 30'dan 37'ye taşımıştı. Oysa bugünün Kılıçdaroğlu'nun CHP'si yeniden 30'larda… Sarıgül CHP'yi bir önceki yerel seçim noktasından değil, bugünden öteye taşımak zorunda. Dolayısıyla Sarıgül'lü CHP'nin yüzde 40'a çıkabileceğini öngörebiliriz. Ama 47'ye değil. Topbaş ise bugün için AKP oyunun üzerinde bir desteğe sahip ve geçen seçimdeki gibi sekiz puan kaybetse bile yüzde 46'ya iniyor. İçinde olduğumuz gerilim ortamı ise oyların son dakika kayganlığını azaltmış durumda… Laik kesim ve sol/liberal aydınların önünde muhtemelen onların sandığından daha uzun bir yol var.



Yorum Yap Yorumlar (9)